Tanımıyorum da yukarıda lafı geçince bakayım dedim, Monacoprensi bunları yazmış durumu olan okusun.
ndiaye'nin ayrılığı:
hoca dördüncü dönemine başlarken en çok takımın orta sahasına güveniyordu. zira alışılmış baskılı futboluna oldukça uygun, tempolu fubolculara sahiptik. ve devre arasında taktiksel çalışmalar bu doğrultuda yapılmıştı. ancak mustafa cengiz yönetimi, tıpkı bugünlerde ozan kabak transferinde yaşandığı gibi ndiaye'yi satma kararı aldı ve hocadan bağımsız olarak transferi tamamladı. herkes, ele geçen parayla takıma forvet ve orta saha alınacağını düşünürken bir ay boyunca tek bir futbolcu bile transfer edilemedi.
gomis'in kasıklarına para sıkışması:
fatih hocanın sistemine uyuyordu uymuyordu mevzusunu geçelim, çünkü mesele bu değildi. bu meseleyi kimlerin ortaya attığına, kimlerin yönetimin olası gomis satışına zemin hazırladığına girmeyeceğim. önce nasıl olduysa tüm muhabirler, fotoğraf bile çekmenin mümkün olmadığı florya'dan gomis'in sözleşme detaylarını öğrendi. birdenbire oyuncunun yıllık maaşı gazete gazete ortaya serildi. sonrasında da zam istiyor muhabbeti. bizzat yönetim tarafından, sezon devam ederken, şampiyonluk yolundaki en önemli futbolcumuz hakkında haber çıkartılarak oyuncunun moral motivasyonu düşürüldü. yine fatih hocanın futbolcularına deyim yerindeyse parmak sokuldu. yaz geldiğinde de yönetimden gelen ısrarlı satış talebine fatih hoca, yerine iki transfer yapmak şartıyla onay verdi. yönetime güvenip gomis'in satılmasına onay veren hoca, transfer dönemini son günlerinde bir ihanete kurban giderek sezona forvetsiz başlamak zorunda kaldı.
kasım ayında istifa:
taraftar inanmak istemese de, fatih hocanın kasım ayında istifa ettiği haberi doğruydu. bunları defalarca yazdık. forvet transferi ve özellikle fenerbahçe maçından sonraki fatih terim'in yalnızlaştırılması hocanın sabrını haklı olarak taşırdı. hasan şaş'lar sağ olsun, hocayı ikna ettiler. o tarihten bu yana bir daha yönetimle teknik ekip birebir iletişim kurmadı. garip abdurrahim bir ona bir buna söz iletti. bildiğim kadarıyla fatih hocayla yönetimin bu olaydan sonra yan yana geldiği tek an olan taraftara açık antrenmanda da hoca, deyim yerindeyse başkanı yanından kovdu.
fatih hoca yukarıdan cezalı sözü:
dursun özbek adlı şahıs, yazın fatih hoca boştayken lucescu'ya gitmişti. çünkü iktidarla kavgalı olan hocayı getirmeyi bir yerleri yemedi. hatta tudor'un görevine son verdikten sonra bile hocaya teklif yapmak düşünülmedi. o sırada bekara karı boşamak kolay hesabı mustafa cengiz fatih terim ismini öne attı ve seçim kozu olarak kullandı. sonra dursun özbek de baktı ki pabuç pahalı, hocayı getirmezse kendi de gidecek, seçimden önce hocayla anlaştı. seçim sonunda havadan sıktığı fatih terim ismini önünde bulan mustafa cengiz hiç de konuştuğu gibi yaklaşmadı hocaya. biliyorsunuz, mevcut yönetimle iktidarın yakınlığını. belediye ziyaretlerini anlatmayalım. neyse işte, yukarıdan başkana fısıldadılar. arkadaş dediler, biz size bu adam cezalı dedik dinlemeyip getirdiniz. şimdi hesabını ödeyeceksiniz. ee hesap nasıl ödenecek? fatih hocanın damarını bulmak kolay, gıdım gıdım hocayı kaşıdılar. amaç, hoca istifa etsin, yukarıyla olan sorun çözülsün. fatih hoca bunu bilmiyor mu

biliyor. bildiğinden de istifa etmiyor. bu saatten sonra ne iktidarın ne yönetimin istediğini yapmam, siz gideceksiniz diyor.
tff ile yaşanılan süreç:
yine sanıldı ki yönetimin suskunluğu basiretsizlikten. bana kalırsa tam tersi iyi bir katil olmalarından. fatih hocanın bugünkü açıklamalarına kadar tüm bu süreci ustalıkla yönettiler. senaryo zaten harikaydı, oyunculuk da iyi hakkıyla yapıldı. konu finansal fair play cezasından yırtmaya gelince mobeselere bile açıklama yapan başkan ve ekibi, galatasaray tarihinin en büyük krizlerinden birinde haftalarca tek bir kelime dahi etmedi. fatih hoca açıklama yapmaya itildi, cezasının artmasına neden oldular. bir kere bile, ne ilk cezada ne ikincide, fatih hocaya verilen cezaya itiraz etmediler, isyan etmediler. anca çıkıp ''bizi yanlış anlamasınlar'' dediler. bize bildir yayınlayanlara plaket verdiler. hocayı kaşıdılar.
ali koç'la kameralara poz kesmek:
herkes dedi ki, ne var yani iki başkan yan yana gelemez mi? mesele bu değildi ki. bu poz fenerbahçe kulübü tarafından yayınlanmamasına rağmen, jet hızıyla galatasaray resmi sitesinden piyasaya sürüldü. amaç ne ali koç'a nezaket, ne fair play, ne başka şeydi. ya da olay bir dostça fotoğraftan ibaret asla değildi. amaç, fatih terim'e sokak kabadayısı diyen zatla gülücükler saçılan fotoğrafı kabak gibi resmi siteden yayınlayarak hocayı istifaya götürmekti. hoca yine yemedi.
ozan kabak satışı:
bilmiyorum daha önce yaşandı mı, hatırladığım kadarıyla ilk kez göz göre bir yönetim hocayı taraftar önünde küçük düşürmeye çalıştı. koskoca fatih terim'in kamera karşısına geçip, ''gitmeyecek'' diye beyanat verdiği ozan kabak aniden satıldı. pazarlıkları da ne hikmetse, sözde futbol takımına hiç karışmayan mustafa cengiz bizzat yaptı. hocanın haberi bile olmadan oldu bittiyle transfer tamamlandı. bu satış, yönetimin sosyal medyadaki enjekte hesapları tarafından alışılmış şekilde ''fatih hocanın onayı olmadan yönetim hiçbir şey yapmaz'' bahanesiyle geçiştirilmeye çalışılsa da olaylar esas burada patladı. evet, hocadan izinsiz, tıpkı bir sene önce ndiaye'de olduğu gibi takımın en önemli futbolcularından biri satıldı. yerine de ''semih kaya'' alındı. burada da ihale hocanın üzerine bırakıldı.
forvet transferi:
işin başlangıcı muhtemelen tamamiyle beceriksizlik. yani eylül ayının sonunda, yerine adam almadan gomis'i satıp, sonrasında da forvet almayı beceremediler. ama sonrası? orası biraz kirli. baktılar ki forvet filmi, ''galatasaray'ın parasını diğerleri gibi savurmuyorlar'' veya ''finansal fair play'' gibi bahanelerle çok tutulunca, filmi uzatma kararı aldılar. önlerinde 4-5 ay gibi bir zaman olmasına rağmen, hocanın aylar evvel kendilerine teslim ettiği listeden hiçbir futbolcu ile anlaş''ma''dılar. aylarca yazışmalarla top çevirdiler, zamana oynadılar. transfer dönemi gelip çattığında da hocaya zarar vermek adına beceriksiz ithamına bile razı gelerek bugüne kadar tek bir hamle yap''ma''dılar. ancak bu sefer sıkıntı şuydu, ozan kabak ihanetine erken davrandılar. rodrigues'i satmak için de erkenciydiler. zira böylece ellerindeki finansal fair play kozu kaybedildi. ama olsun, ozan kabak'ı satarak kozu kaybetmek, bu ihanetle fatih hocayı istifa ettirmeye değerdi... hoca yemedi!
belhanda olayı:
bunu yine taraftar bilmiyor. hocanın satılamaz diye bizzat rapor verdiği birkaç isimden biri olan belhanda, yine yönetim tarafından ani bir operasyonla satılmaya çalışıldı. daha önce ndiaye'de yapıldığı gibi, takımı devre arasında eksik bırakmak ve fatih hocayı sinirlendirmek amaçlandı. hatta pazarlıklar yapılmadan evvel başkan satılık kalemlerine ''belhanda ayrılmak istiyor'' haberleri yaptırdı. ama hoca ve belhanda ndiaye transferindeki hataya düşmediler. hoca belhanda'ya ''menajerine söyle, belhanda takımda kalmak istiyor, yönetim zorla satmak istiyor diye açıklama yapsın'' dedi. bunun üzerine gereken açıklamalar yapıldı ve yönetimin planı suya düştü. hocanın emriyle bu açıklama yapılmamış olsaydı tıpkı ndiaye ve gomis'te olduğu gibi oyuncuyu satıp arkasından ''takıma ihanet etti'' diyeceklerdi. belhanda'nın hocaya sadakati, hocanın zekası buna izin vermedi.
süleyman rodop ve satılık kalemler:
süleyman rodop denen arkadaş bizzat yönetim tarafından para almakta. almıyorum diyorsa çıksın bana ispatlasın. sadece kendisi de değil üstelik, basında birçok kişi el altından kontrole alınmış durumda. teklifi kabul etmeyenlerse haberleri alamamakla tehdit ediliyor. bu aralar birçok transfer hedefinin deşifre edilmesinin nedenlerinden biri de bu. şakşakçılık karşılığı haber veriliyor. aynı zamanda sosyal medyada büyük bir organizasyon var. bu organizasyon yönetimin koltuğunu sağlama almak adına her fırsatta fatih hocayı taraftarın önüne atıyor. yok takım forvetsiz de iyi oynayabilir yok her kararı hoca alıyor. kimlerin hangi tarihlerde bu sözleri söylediğine iyi bakın derim. daha da konuşmayayım bu konu hakkında, anlaşılmıştır sanıyorum.
hocanın son açıklamaları:
açıkçası hoca yönetimin ihanetinin farkında ve onları takmıyor. camiadaki sinerjinin bozulmaması adına da aleyhlerinde konuşmamaya çalışıyor. ancak son sözleriyle tetiği çekti, ''sizinle zaten muhatap olmuyorum ama bana malzememi vereceksiniz'' dedi. bir teknik direktör daha ne kadar açık konuşabilir bilmiyorum ama gayet net şekilde kendisine ihanet ettiklerini, önüne taş koyduklarını, görevlerini yapamadıklarını ve onlarla çalışmayı istemediğini ifade etti. taraftara içini açtı bir anlamda. ve tarih vererek, o tarihe kadar transferler yapılmazsa yönetimi size bırakıyorum mesajını verdi. ha sorun bugün ortaya çıkmadı. uzunca süredir söylediğim gibi, yönetimle hoca aylardır konuşmuyorlar. bırakın yan yana gelmeyi uzaktan karşı karşıya bile gelmiyorlar. kriz haberlerini passat medyasının bir operasyonu sansanız da gerçekler bu şekilde. arka tarafta büyük bir kriz var. kirli oyunlar var. hoca tüm bu yaşananlara, yaşı gereği artık galatasaray'daki son dönemi olduğu için sabrediyor. istifa etmeyeceğim diyor. ama yine söylüyorum ortada büyük bir ihanet var.
yoksa herhalde ne ben dahil milyonlarca taraftar, ne de yaşayan en büyük galatasaraylı denilen fatih hoca, ''kâra geçmiş'' bir galatasaray yönetimine karşı tavır almaz.
fatih hoca zamanında ne demişti: ''galatasaray camiası bu, herkesi aklı selime davet ediyorum.''
taraftar artık işin farkına varmalı, yoksa fatih hocanın galatasaray'daki son dönemini kendi ellerimizle rezil edeceğiz.