Açılışta yapılan protestoyu ne büyütmek, ne de yok saymak gerekiyor. Daha stad yapım aşamasındayken bu dozda birçok açıklama yapmılmıştı. Yapılması da normaldi. İktidar partisi ile aralarındaki bağ sebebi ile birçok ihale "kazanmış" firma stadı yapıyor ve eline her fırsat geçtiğinde bu "kazanmanın" gerekliliklerinden birini yerine getiriyordu. Firmaları bir trafa bırakalım, TOKİ'nin yapısı ve amacı zaten direkt iktidar partisi tarafından yaratılmıştır. Bununla beraber tüm futbol yönetim birimlerinin, iktidar partisi tarafından oluşturulmuş olması ve Adnan Polat'ın tüm diğer konularda olduğu gibi, bu konuda da çoğunluğa can-ı gönülden ayak uydurması, bu söylemleri sık sık duymamıza neden oluyordu. Yapılan açıkmalarda Mete Arat'ın adı neredeyse hiç anılmıyor, Eren Talu'nun adı bir yana, yaptıklarından bile bahsedilmiyordu. Bunlar yerine, Varyap-Uzunlar ortaklığının ve başbakanın Türkiye'ye büyük bir eser kazandırmasından ve Türkiye'nin bu stad ile tescillenmiş "gelişmesinden" bahsediliyordu. Stadyum inşaatı ile ülke gelişimini bir tutan zihniyeti eleştirmeye devam edeceğim. Stadın yapılması, ne Türkiye futbolunun çok iyi yerlere gelmesini, ne de Galatasaray'ın gelişmesini amaç edinen bir projeydi. Liberal bir partinin, liberal politikalarını hayata geçirme amacını taşıyordu sadece. Bunun da gereklilikleri, çeşitli iş alanlarında birçok proje yaratmak ve bu ihaleleri, bir şekilde yandaş firmalara gerçekleştirmektir. İstanbul'un birçok ilçesinde başlayan ve trafiksiz yollar ile İstanbul'a avrupai bir görüntü

kazandırma amacı taşıyan saçma projelerin amacı da budur. Bir başka amaç ise; insanların futbola daha fazla kanalize olmalarını sağlamak ve apolitikleşme sürecine bir katkı daha yapmaktır.
İnsanlardan, tüm bu aşağılık işlere uyup, hürmet göstermelerini beklemeleri, herhangi bir mantıkla açıklanamayacak kadar acınası bir durumdur. Stadın içinde iktidar partisinin resmi propaganda işitsellerinin çalınması ise, aşağılıktan öte bir olaydır.