Türkiye'deki taraftarlıktan ziyade kulüplerin yönetiliş biçimiyle alakalı bana kalırsa. Taraftara yön verenler kulüplerdir diye düşünüyorum. Aynı zamanda tam olarak da katılmıyorum. Başarılı olduğumuz dönemde Terim ve futbolcular, Aysal'dan daha "yıldız"dı. UEFA döneminde de öyle. 2000'in Galatasaray'ındaki en önemli isimleri herhangi bi Galatasaray taraftarı saysa, Faruk Süren ilk 10'da belki yer bulur mesela.
Ayrıca başarıları saha içindekilerin kazandırdığı konusunda herkes hemfikir. Ancak Fatih Terim'in Demirören ile olan "gönül bağı", Selçuk'un 1.5 sezon harici top oynamaması gibi etkenler nedeniyle tepki toplamaları pek anormal değil. Aysal durumu biraz daha farklı bence. Başarılıydı, başarısız oldu ve gitti. Bunun üzerine yerine daha kötüsü geldi. Ve Aysal kendisini destekleyenlere göre kulübe herhangi bi yamuk yapmadı, yalnızca başarısız oldu. Bu "nefret edilen" kişiler için aynı durum geçerli değil.
Bu arada koltuğunda yaylanan yöneticinin payını da küçümsediğini düşünüyorum. Ordaki yönetici doğru hamleleri yaparsa başarı gelir (Aysal-ilk ekibi-Terim birlikteliği), yanlış hamleler yaparsa (Aysal-2. ekibi-Terimsiz dönem) başarısızlık gelir.
Kücümsemekten ziyade, cok umrumda degil acikcasi. Ben bu sporu yöneticiler icin izlemiyorum. Bizde öyle degildi zaten, ama öyle olmaya basladi. 2000-2008 arasi bir Aziz Yildirim özentisi mi diye düsünüyorum bazen, güclü herseyi alan veren, baskan profili mi aceba diye.
Bir yönetici ayni zamanda tamamen kulübün imkanlarina bagli, eger kendisi para pompalamiyor ise. Normal sartlar altinda, yönetimin basarili ve basarisizlikta aktif bir payi yok saha icinde. Ama taraftara hep bu inandirildigi icin, algi sistemleri farkli calisiyor. Yarardan ziyade, görevini yapmayan, yada fazla insiyatif alarak zarar vermek mümkün aslinda sadece.
Aysal´in son senesinde zaten FFP kiskacina girdik. Basari yine olur, yada olmaz. Ama transfer konsunda bu aysali da cok ciddi etkiledi. Iki yildir da kiskacindayiz, ancak bu sene yeni cikabildik ama bu gidis ile yine gierecegiz.
Bana göre Aysal kulübe ve tarihine, gelecegine cok büyük yanlislik yapti. Bunu da sistem hatasina bagliyorum, bu yüzden kulübün icinden gecmemis bir adami Baskan yapmazsin. Kulübün ic dinamiklerini bilen, tarihine saygisi olan, yapacaklarinin nereye varabilecegini kestirmis bir insan, asla Fatih Terim´i itibarsizlastirip, gönderme hatasina düsmezdi.
Aysal´in Terim karari tamamen sportifti. Hem karakter olarak sevmiyordu, hemde kadroyu cok iyi görüp, hocayi yeteriz buluyordu. Terim´in Demirören ile calismasini önce Aysal, sonra Terim kabul etti. Terim kovulunca, Milli takim ile daha 4 aylik sözlesmesi bulunuyordu. Bu sartlar altinda teklif geldigi vakit, Milli takim ile devam etmeyecek hic bir hoca yok. Adam zaten kulübün, yani Ünal Aysal´in resmi onayi ile orada calisti.
Yani Demirören-Terim olayi hem sportif, hemde manevi hasari örtmek icin bir kiliftan fazlasi degil. Bir örtü sadece.
---------------------------
Badem gözlü olayi var tabi bir de. Selcuk Inan 14/15 sezonu sonrasi Leicestere gitseydi, mesela senlik olurdu.