Bizimkisi de bir umut yoksa biliyoruz geçmişte yaşananları, belki arka planda kontrolü dışında bir şeyler olmuştur kim bilir
F.T. olayında yüzde yüz haklı olduğunu not düşmek gerekir yine de
Esas sorun, ufak ayrıntılar dahil her şeyin kendi kontrolünde olmasını istemesi ve bu amaca yönelik bir ortam tesis etmeye çalışmasıydı. Hiç kimse her şeye yetemez.
Son kurduğu yönetim Kurulunun tamamının kafa sallayıcı çapsız tiplerden oluşması boşuna yahut tesadüf değildi.
Beni ekranlarda görmeyeceksiniz dedi, Kurumsallaşma dedi, işler profesyoneller üzerinden yürüyecek dedi; en son konuşmak için güvenlik kamerası arıyordu. Büyük hataları kendi getirdiği profesyonellerin üzerine attı, adamlar belgelerle aksini ispatladı, tısss.
Terim' i yolladığında gerçekten bir planının olduğunu zannetmiştim. TD arayışındaki komik spontane yalpalamalar tam aksini işaret etti...Yaptığı transferler piç gibi ortada kaldı;
Tugay; ''Yapılan transferler için Mancini ve bana danışılmadı''
Bülent Tulun; ''Transferlerde benim hiçbir dahlim yok. Bana sorulsa o adamlardan hiçbirini aldırmazdım''
Yanisi, ilk geldiğinde futboldan hiç anlamadığını söyleyen adam, birkaç yılda futbol endüstrisini çözdüğünü zannedip birtakım çakal menajerlere kulübü soydurdu.
Terim' i daha başkan olurken, koalisyon yönetiminin dayatmasıyla 'kerhen' kabullendiği bilinen bir şey. İlk fırsatta da o dayatmayı yapan malum kişileri bertaraf edince işin nereye gideceği az çok belli olmuştu.
Terim' in ne denli birlikte çalışmanın zor, egosantrik ve kindar biri olduğu da herkesin malumudur. ''Şiddetli geçimsizlik' e son derece açık bir yoldaşlıktı bu tesis edilen. O yüzden iki taraftan birini daha az suçlu veya masum göstermek çok da doğru olmayacaktır kanısındayım...