panik atak beynin yeterince dinlenmemesi sonucu serotonin eksikliği ile ortaya çıkan bir hastalık. bende de çıktı geçen sene. ben saat kaçta yatarsam yatayım 6-7 gibi kalkıyordum. gece 3-4-5 ne zaman yatarsam yatayım. 3-4 saatlik uyku bana yetiyordu. aslında yetmiyordu da ben öyle sanıyordum. sabah kalktığımda zımba gibi çevik oluyordum az uyuyunca. ama gel gör ki beyin dinlenemiyormuş. bu da 5-6 sene sonunda panik atak olarak bize döndü tabi.
beyninin dinlenip dinlenmediğini anlamanın en iyi yolu rüyanı hatırlamandır. ben panik atak tedavime başlamadan önce rüya görmezdim. daha doğrusu hepimiz rüya görürüz ama hatırlamayız. bu yüzden bunu tanımlamak için rüyamı hatırlamıyorum demek yerine rüya gördüm ya da görmedim deriz. o yüzden yılda en iyi ihtimalle 1 kere falan rüya görüyordum.
ben cipram kullanıyorum, ilaca başladığımdan beri gördüğüm rüyaların haddi hesabı hududu sınırı yok. her gece film çeviriyorum diyebilirim. yalnız bu rüyalar geçmişte gördüğüm rüyalar gibi yüzeysel değil. aşırı detaylı ve hissiyatı çok kuvvetli. hatta o kadar çok rüya görüyorum ki bazen gerçek ile karıştırıyorum. sen böyle dememişmiydin diyorum anneme o da hayır ne alaka deyince anlıyoruz rüya olduğunu. hem görüntü kalitesi 8K oldu hem de aşırı detaylı. rüyalarım çok fazla detay içeriyor. en ince ayrıntısına kadar.
ilk panik atak krizimi ellerim kollarım kilitlendiğinde acile gidince anladık. kötü bir tecrübe idi, o günü hatırlamak istemediğim için detaya inmeyecem. beni öyle görünce pederde de panik atak başladı stresten ve uykusuzluktan. ona da senin ilaçtan verdiler. parexa, o cipramdan daha fazla uyku yapıyor. içince bayılmış gibi uyursun.
anti-depresanlar zararlı değiller, bunu bilerek senelerce güvenle kullanabilirsin. ama şartları var, alkol ile etkileşime girer. bir de sadece sana yazılan anti-depresanı kullanmalısın. evde başkasının anti depresanı var ise ve onu kullanırsan sıkıntı. farklı anti depresanları aynı anda tüketmek serotonin sendromuna yol açar ve bu ölümcüldür, komaya sokar. ilk 15 gün yarım, sonrasında tüm olarak ilacı sürdüreceksin. zaten düzelmeye 15 gün sonra başlıyorsun. çünkü bu ağrı kesici değil 1 tane atıp iyileştiremez seni. yıllarca stresten ya da uykusuzluktan beynin serotonin üreten bölgesi artık üretim konusunda yetersiz kalmış ve stres ve panik yüzünden de tekrar eski seviyesine ulaşamamış, serotonin düşük seviyede olduğunda da zaten stres ve panik oluyorsun. bu bir girdapa dönüşüyor ve içinden çıkamıyorsun. tekrar sağlıklı serotonin üretimi için dışardan takviye almak zorunda kalıyoruz. eğer geri dönüşü mümkünse en az 8 ay 1 sene ilacı kullanıyor ve yavaş bi şekilde bırakıyorsun. beyin serotonin üretebiliyorsa ilaçtan kurtuluyorsun. kimisinde geri dönüşü olmuyor, kronikleşiyor o zaman da ömür boyu anti-depresan kullanmak zorundasın. yani beynin üreteceği serotonin kimyasalını dışardan almak zorunda kalıyorsun. bir zararı yok, ilaca bağımlı olmak dışında.
geçmiş olsun, panik atak psikolojik bir rahatsızlıktır, anksiyetenin kardeşidir. ama anksiyete devamlı ama düşük seviyede olan huzursuzluk. panik atak ise daha şiddetli ama ara ara gelen huzursuzluktur. panik atak bir şeyin nedeni değil sonucudur, uykusuzluk, dinlenememe ya da uzun süreli stres nedeni ile vücudunda yetersiz miktarda olan serotoninin sonucudur. bir çok kişide eksiktir aslında, ama kritik düzeye düştüğünde bu hastalık peydah olur. az seviyede düşükse huzursuzluk, stres, mutsuz yaşam, hiç bir şeyden zevk almama, çabuk sinirlenme gibi belirtileri olur
ekleme: benim psikolog ve psikiyatrm var, bu hastalık için çok profesör dolaştık. profesörün biri türk insanının bu kadar gergin ve sinirli olması tamamen bu hormonun yetersizliği yüzünden demişti
