Bize üst üste galibiyetleri getiren, schalkeyi eledigimiz düzen zaten 4-4-2 elmas tarzindaydi. Real Madrid macinda Semih sakat diye Danny ve Chedjou birlikte oynadi. Onun disinda bir tane mac bile yok aklimda. Yabanci siniri varken mümkün degil zaten.

Fatih Terim o zor sartlarda peki sifir mi cekti ? 4de2 yapti. Bu Terim icin cok zayif olsa da, kulübün sampiyonluk net orani yüzde 50 felan da degil. Fatih Terim iki sezon yamalayarak sampiyon yapti takimi. Artik heycani da kalmadi zaten. Ayni o yabanci hocalar gibi takiliyor floryada ve siciyor oyuncularin üstüne.
Deplasmanda Real'e 3-0 yenildiğimiz maçta çift forvet oynamıştık. Neden böyle bir hataya düştü eminim kendisi de pişmandır. En azından tek farkla veya iki farkla yenilseydik rövanş maçı için daha umutlu olabilirdik. 3-2 yendiğimiz maçta da tek forvet oynadık zaten. Ne zaman 4. gol için çift forvete döndük gol atamadık. Hocanın şöyle bir saçma anlayışı var. Ne kadar çok forvet oynatırsam o kadar gole yakınım diye düşünüyor. Bunu bu sezon özellikle gördük. Takım orta açamıyor, forvete top taşıyamıyor sen forveti çiftliyorsun veya üçlüyorsun. Düz mantık hayat kurtarmıyor her zaman.

Bu örneğe katılmıyorum. Mesela Gerets 06-07 sezonunda şampiyon yapamadı hatta 3. bitirmişti ama kadro kötüydü, rakipler iyiydi vs. bu durumları da hesaba katmak lazım. Şampiyon yapamadın o zaman sen başarısızsın bu mantığı ben doğru bulmuyorum. Başarılı veya başarısız bunun nedenleri varken sadece alınan tenekeye göre konuşmayı hiçbir zaman doğru bulmadım
 
What. hangi evrende yaw :unsure:

2017/2018´de bir beraberlik disinda icerde her maci kazandik. Terim´de sezon ortasinda gelip sampiyon oldu icerde her maci kazanarak. Geldik yine imkanlar meselesine, ligin ikinci yarisinda kadro tudorunkinden zayifti.
Tudor'un kurduğu kadrodan nasıl zayıf oluyor? Ndiaye gitti ama Nagatomo geldi bu sefer de. Hatta Donk takıma dahil oldu. FT'nin hakkını vereceğim bu konuda Ndiaye'nin boşluğunu güzel doldurdu ama nasıl Tudor'un kurduğu kadrodan zayıf diyebildin hangi örneğe göre onu anlayamadım çünkü ortada her şey.

Ayrıca zaten ikinci yarı fikstür avantajı bizdeydi. Tudor fener maçı hariç bütün büyük maçları deplasmanda oynamıştı ilk yarı. İçeride zaten vurup geçiyorduk. Ayrıca o sezon sonuncu sıradaki Gençlerbirliği'ne yenildiğimizde de FT vardı takımın başında.
 
Deplasmanda Real'e 3-0 yenildiğimiz maçta çift forvet oynamıştık. Neden böyle bir hataya düştü eminim kendisi de pişmandır. En azından tek farkla veya iki farkla yenilseydik rövanş maçı için daha umutlu olabilirdik. 3-2 yendiğimiz maçta da tek forvet oynadık zaten. Ne zaman 4. gol için çift forvete döndük gol atamadık. Hocanın şöyle bir saçma anlayışı var. Ne kadar çok forvet oynatırsam o kadar gole yakınım diye düşünüyor. Bunu bu sezon özellikle gördük. Takım orta açamıyor, forvete top taşıyamıyor sen forveti çiftliyorsun veya üçlüyorsun. Düz mantık hayat kurtarmıyor her zaman.

Örnek verdigin tam olarak bir mac.
Git o macin ilk devresini izle bak fizik olarak hangi oyuncunun ciddi aksadigini deplasmanda. Onun disinda Real Madrid maci bizim acimizdan bir hakem katliamiydi.



Bu örneğe katılmıyorum. Mesela Gerets 06-07 sezonunda şampiyon yapamadı hatta 3. bitirmişti ama kadro kötüydü, rakipler iyiydi vs. bu durumları da hesaba katmak lazım. Şampiyon yapamadın o zaman sen başarısızsın bu mantığı ben doğru bulmuyorum. Başarılı veya başarısız bunun nedenleri varken sadece alınan tenekeye göre konuşmayı hiçbir zaman doğru bulmadım

Futbolun amaci o tenekeyi kazanmak zaten. Burada fenerli besiktasli olmadigindan bir birinizi yiyorsunuz sadece.
 
Tudor'un kurduğu kadrodan nasıl zayıf oluyor? Ndiaye gitti ama Nagatomo geldi bu sefer de. Hatta Donk takıma dahil oldu. FT'nin hakkını vereceğim bu konuda Ndiaye'nin boşluğunu güzel doldurdu ama nasıl Tudor'un kurduğu kadrodan zayıf diyebildin hangi örneğe göre onu anlayamadım çünkü ortada her şey.

Ayrıca zaten ikinci yarı fikstür avantajı bizdeydi. Tudor fener maçı hariç bütün büyük maçları deplasmanda oynamıştı ilk yarı. İçeride zaten vurup geçiyorduk. Ayrıca o sezon sonuncu sıradaki Gençlerbirliği'ne yenildiğimizde de FT vardı takımın başında.

Ndiaye o sezon takimin en iyi oyuncusuydu belkide gomis ve fernando disinda, ona yakisir bir rakama da gitti PL´e. Yeri de doldurulmadi. Al satta bizi sonrasinda zora sokan bir olay oldu. Donk yarim sezon maca cikmamisti, selcuk inan keza öyle, Fernando sakatti bir süre. Ndiaye makinali tüfek gibiydi o sezon. Donk ile yeri dolmadi yama oldu, tempo konusunda takim orta sahada ciddi güc kaybetti. Nagatomo cigeri sönene kadar beklentinin cok üzerinde oynadi. Ama takimin ana beldesi orta sahasidir. Fatih Terim ile haftalarca selcuk, donk orta sahasi ile oynadik. Sen o ilk yaridaki baskili tempolu oyunu oynayamazsin zaten bu oyuncular ile.
 
Örnek verdigin tam olarak bir mac.
Git o macin ilk devresini izle bak fizik olarak hangi oyuncunun ciddi aksadigini deplasmanda. Onun disinda Real Madrid maci bizim acimizdan bir hakem katliamiydi.

Hakem katliamına uğradık zaten ona katılıyorum da. Çift forvet fantezisine gerek var mıydı o maça? Schalke maçında gole ihtiyaç vardı hadi neyse onu anladım. Ama Real gibi bir takıma karşı hem de deplasmanda çift forvet oynuyorsun. Bu düpedüz çılgınlık.

Futbolun amaci o tenekeyi kazanmak zaten. Burada fenerli besiktasli olmadigindan bir birinizi yiyorsunuz sadece.

Ben başarılı olmayı sadece bir tenekeye göre bağlamıyorum. Mesela bir takım vardır küme düşer bu takım denir ama ligi orta sıralarda bitirir bu takım başarılıdır. Kupa alamadı diye başarısız diyemeyiz bu takıma. Hedeflerin üstündeyse başarılıdır bir takım. Bir de mevcut kadroya, rakiplerin durumuna ve diğer durumlara da bakmak lazım. Sadece o tenekeyi alamadı diye başarısız sayamayız veya o tenekeyi aldı diye başarılı da sayamayız. Mesela 18-19 sezonunda lig tarihinin en az puanlı şampiyonluğunu aldık. Başak resmen bize kendi elleriyle verdi o şampiyonluğu. Bu bir başarı mıdır? Benim nazarımda değildir.
 
Terim'e on sene daha sans versek onunda da ikinci olsa sevenleri ayni argumanlari ortaya atmaya devam ederler. Yeter ki gitmesin. Ama su ama bu. Grcmisten Mancini ya da Prnadelli ya da a, b, c orneklerini vermeyi de ihmal etmezler.
 
Hakem katliamına uğradık zaten ona katılıyorum da. Çift forvet fantezisine gerek var mıydı o maça? Schalke maçında gole ihtiyaç vardı hadi neyse onu anladım. Ama Real gibi bir takıma karşı hem de deplasmanda çift forvet oynuyorsun. Bu düpedüz çılgınlık.

Dünyanin en savunma da basarili takimi atletico da cift forvet oynuyor. 4-4-2 defansif olarak gayet kompakt bir sistemdir.

Ben başarılı olmayı sadece bir tenekeye göre bağlamıyorum. Mesela bir takım vardır küme düşer bu takım denir ama ligi orta sıralarda bitirir bu takım başarılıdır. Kupa alamadı diye başarısız diyemeyiz bu takıma. Hedeflerin üstündeyse başarılıdır bir takım. Bir de mevcut kadroya, rakiplerin durumuna ve diğer durumlara da bakmak lazım. Sadece o tenekeyi alamadı diye başarısız sayamayız veya o tenekeyi aldı diye başarılı da sayamayız. Mesela 18-19 sezonunda lig tarihinin en az puanlı şampiyonluğunu aldık. Başak resmen bize kendi elleriyle verdi o şampiyonluğu. Bu bir başarı mıdır? Benim nazarımda değildir.
Bunun yabanci sinirinin kalkmasi ile anadolu kulüplerinin büyüklere yaklasmasi ile de alakasi var. Ve tabiki sorgulamak gerekiyor sampiyon ve CL oynayacak takim neden forvetsiz kaliyor diye. Ilk yari forvetsiz basladik, kötüydük. Ikinci yari en azindan forvet koyduktan sonra ap ayri takim izledik. Transferleri yine hic yoktan cift haneli rakamlar edecek seviyeye cikardigimiz adamlar ile sagladik.
Ama sürekli böyle yürümez tabi.

Karagürmrük sporsan tabiki kümede kalmak, yada orta sahada olmak basaridir.
 
Dünyanin en savunma da basarili takimi atletico da cift forvet oynuyor. 4-4-2 defansif olarak gayet kompakt bir sistemdir.


Bunun yabanci sinirinin kalkmasi ile anadolu kulüplerinin büyüklere yaklasmasi ile de alakasi var. Ve tabiki sorgulamak gerekiyor sampiyon ve CL oynayacak takim neden forvetsiz kaliyor diye. Ilk yari forvetsiz basladik, kötüydük. Ikinci yari en azindan forvet koyduktan sonra ap ayri takim izledik. Transferleri yine hic yoktan cift haneli rakamlar edecek seviyeye cikardigimiz adamlar ile sagladik.
Ama sürekli böyle yürümez tabi.

Karagürmrük sporsan tabiki kümede kalmak, yada orta sahada olmak basaridir.
442 iyi sistemdirde Sana uygun değil aademcim. Sen iyi giderken bir anda sakatlıktan dönen Falcaoyu alıp Taylan i kenarda tutup bizim ölüm fermanimizi imzaladi
 
Ndiaye o sezon takimin en iyi oyuncusuydu belkide gomis ve fernando disinda, ona yakisir bir rakama da gitti PL´e. Yeri de doldurulmadi. Al satta bizi sonrasinda zora sokan bir olay oldu. Donk yarim sezon maca cikmamisti, selcuk inan keza öyle, Fernando sakatti bir süre. Ndiaye makinali tüfek gibiydi o sezon. Donk ile yeri dolmadi yama oldu, tempo konusunda takim orta sahada ciddi güc kaybetti. Nagatomo cigeri sönene kadar beklentinin cok üzerinde oynadi. Ama takimin ana beldesi orta sahasidir. Fatih Terim ile haftalarca selcuk, donk orta sahasi ile oynadik. Sen o ilk yaridaki baskili tempolu oyunu oynayamazsin zaten bu oyuncular ile.
Ben ikinci yarı daha zayıf olduğumuza katılmıyorum. Ndiaye iyiydi o sezon ama defoları da vardı. Ve o defoları bize bazı maçlar kaybettirdi. Ayağı düzgün değildi, alanını çok boşaltıyordu, iki pas yapan takım bizi ekarte ediyordu orta sahada. Donk ile daha oturaklı bir takım olduk. Ayrıca ilk yarıda Lato varken ikinci yarıda Nagotomo ile 4-5 seviye falan atladık. Bence hatta ikinci yarıdaki kadro ilk yarıdan daha iyiydi.
 
442 iyi sistemdirde Sana uygun değil aademcim. Sen iyi giderken bir anda sakatlıktan dönen Falcaoyu alıp Taylan i kenarda tutup bizim ölüm fermanimizi imzaladi

Mustafa ve Falcao hareketsiz kaliyor birlikte. Falcao´un dönmesi ile birden Mustafa´da özgüven kaybi yasadi. 4-4-2´yi ayni zamanda cok uygunsuz oynuyoruz son yillarda... Orta saha tipli oyuncularin az olmasi ile de alakali olabilir. Ama nezaman cift forvete girsek, hoca orta saha meziyetli oyunculari kanatlara atacagana (Belhanda gibi) kreatif ve teknik yönü zayif kanatlari koyuyordu. resmen orta dörtlüde kreatif adam yok, ilerde de kütük gibi forvetler oluyordu. Hocanin son yillarda yaptigi isler is degil.
 
Ben ikinci yarı daha zayıf olduğumuza katılmıyorum. Ndiaye iyiydi o sezon ama defoları da vardı. Ve o defoları bize bazı maçlar kaybettirdi. Ayağı düzgün değildi, alanını çok boşaltıyordu, iki pas yapan takım bizi ekarte ediyordu orta sahada. Donk ile daha oturaklı bir takım olduk. Ayrıca ilk yarıda Lato varken ikinci yarıda Nagotomo ile 4-5 seviye falan atladık. Bence hatta ikinci yarıdaki kadro ilk yarıdan daha iyiydi.




Buradan Ndiaye´yi cek bu oyunu oynayamazsin. Tudor´un oynattigi oyunun zirvesi iste. Ndiaye, Tolga Cigerci, ve Garry burada o preste basi ceken oyuncular, en kritik oyuncu ise merkezdeki süratiyle Ndiaye. Herkes hareketli oldugu sürece, pozisyon acmasi da acitmaz. Adam o sezon radar gibi top neredeyse oraya depar atiyordu. Böyle bir adam orada olmadan, böyle baskili oyunda oynayamazsin. Kosu kdar o sürat yirticilik da gerekli sana. O kadro yirtici bir kadroydu. Bu Ndiaye ile baslayip giderek azaldi.

Nagatomo beklentinin üzerinde oynadi, öyle cok ahim sahim bir topcu degil. Bir beke nazaran orta saha eksikligi daha agir basiyor sanki.
 
Dünyanin en savunma da basarili takimi atletico da cift forvet oynuyor. 4-4-2 defansif olarak gayet kompakt bir sistemdir.
İyi de adamların yıllardır bir mentalitesi var. Buna uygun oyuncular transfer ediyorlar. Yıllardır bu oyunu oynuyorlar. Sen kalkıp 1 maç tek forvet, diğer maç çift forvet oynarsan takım da buna uygun değilse o sistem bir işe yaramaz hele Real deplasmanında.

Bunun yabanci sinirinin kalkmasi ile anadolu kulüplerinin büyüklere yaklasmasi ile de alakasi var. Ve tabiki sorgulamak gerekiyor sampiyon ve CL oynayacak takim neden forvetsiz kaliyor diye. Ilk yari forvetsiz basladik, kötüydük. Ikinci yari en azindan forvet koyduktan sonra ap ayri takim izledik. Transferleri yine hic yoktan cift haneli rakamlar edecek seviyeye cikardigimiz adamlar ile sagladik.
Ama sürekli böyle yürümez tabi.

Karagürmrük sporsan tabiki kümede kalmak, yada orta sahada olmak basaridir.
O sezon gereken transferler yapılmadı forvet gitti yerine oyuncu alınmadı. Eren ve Sinan bir süre idare etti biraz da Onyekuru'yu forvet gibi kullanıp idare ettik. Ama rakiplerde de iş yoktu. Mesela fb aşırı kötüydü bjk ve ts şampiyonluk için hiçbir zaman iddialı olamadılar. Başak da kötüydü genel olarak çünkü gol atıp kalan dakikalarda Allah ne verdiyse savunuyorlardı. Ama tabi son maçlarda tecrübesiz olmaları, en iyi defans oyuncularının sezonu kapaması ve yerine orta sahadan bozma Mahmut'u oynatmak zorunda kalmaları, rakiplerin kümede kalmak için extra oynaması bizim çok işimize geldi. O sezon başak yerine başka bir takım olsa şampiyonluğu zor verirlerdi. Ben böyle bir durumda alınan şampiyonluğa başarı demem. 17-18 şampiyonluğu bir başarıdır mesela.
 
İyi de adamların yıllardır bir mentalitesi var. Buna uygun oyuncular transfer ediyorlar. Yıllardır bu oyunu oynuyorlar. Sen kalkıp 1 maç tek forvet, diğer maç çift forvet oynarsan takım da buna uygun değilse o sistem bir işe yaramaz hele Real deplasmanında.

Yasin bazen harbiden cok zorsun yaw. Biz zaten orada iki sezondur o düzene yakin oynuyorduk. Keske hala rakip ayirtmaksizin, oyun planindan ve düzeninden ödün vermeyen Fatih Terim olsa. Cirft forvet real deplasmaninda yenilik felan degildi.

O sezon gereken transferler yapılmadı forvet gitti yerine oyuncu alınmadı. Eren ve Sinan bir süre idare etti biraz da Onyekuru'yu forvet gibi kullanıp idare ettik. Ama rakiplerde de iş yoktu. Mesela fb aşırı kötüydü bjk ve ts şampiyonluk için hiçbir zaman iddialı olamadılar. Başak da kötüydü genel olarak çünkü gol atıp kalan dakikalarda Allah ne verdiyse savunuyorlardı. Ama tabi son maçlarda tecrübesiz olmaları, en iyi defans oyuncularının sezonu kapaması ve yerine orta sahadan bozma Mahmut'u oynatmak zorunda kalmaları, rakiplerin kümede kalmak için extra oynaması bizim çok işimiz geldi. O sezon başak yerine başka bir takım olsa şampiyonluğu zor verirlerdi. Ben böyle bir durumda alınan şampiyonluğa başarı demem. 17-18 şampiyonluğu bir başarıdır mesela.

Idare edemedik aslinda. Biz zaten ilk yari geriye düstük. Ikinci yari gayet iyidik. Ancak ikinci yariya kadar ideal 11´imiz de yoktu. Yoksa sende is yoksa, rakiplerin puan kaybederse ne olur. 15. hafta sonrasi o sezon mac kaybetmedik. O ilk 15 hafta tökezlememizin sebebi zaten bu transferlerde yasanan bitmeyen sorunlar. Sartlar kolay degildi yönetim icinde, ama sürekli sampiyon olup, transfer sürecinde bu sancilara cekip, her dönem sonrasi takimin zayiflamasi hocayi bu hale getirdi. Kendi oyuncularina karsi toxic bir insan olmaya basladi.
Sende en kötü takim varsa bile, senin oyuncularin en iyi oyunculardir. Her transfer döneminde kadronun göz göre göre pic edilmesi, terimi piskolojik olarak bozdu.
Taraftarlarin sosyal medyada 90% arasinda bu olaylardan anlamadigi icin, bu sekilde davranan hocalari lincledi... Senin oyuncularin seviye olarak zaten alttaysa, birde hoca olarak sen onlara bu hissiyari verirsen adamlar elbette rekabet edemez, zorlayamaz bile. Taraftar yine ayri bir boyutu, ama günümüzde reel faktör oldu. Spor dedigin olay kafada bitiyor. Fatih Terim her mac kadro da kadro, makas da makas diyerek her maci baslamadan kafasinda kaybetti.
 


Buradan Ndiaye´yi cek bu oyunu oynayamazsin. Tudor´un oynattigi oyunun zirvesi iste. Ndiaye, Tolga Cigerci, ve Garry burada o preste basi ceken oyuncular, en kritik oyuncu ise merkezdeki süratiyle Ndiaye. Herkes hareketli oldugu sürece, pozisyon acmasi da acitmaz. Adam o sezon radar gibi top neredeyse oraya depar atiyordu. Böyle bir adam orada olmadan, böyle baskili oyunda oynayamazsin. Kosu kdar o sürat yirticilik da gerekli sana. O kadro yirtici bir kadroydu. Bu Ndiaye ile baslayip giderek azaldi.

Nagatomo beklentinin üzerinde oynadi, öyle cok ahim sahim bir topcu degil. Bir beke nazaran orta saha eksikligi daha agir basiyor sanki.

Ndiaye o futbolun belki de bel kemiğiydi ama dediğim gibi özellikle ilk yarıda kaybedilen maçlarda kendisinin de payı büyüktür. Çünkü bazen rakipten topu alacağım diye alanını çok boş bırakıyordu. Çok pas hatası yapıyordu. Kafası genel olarak çalışmıyordu gerizekalıydı. Olur olmadık yerlerde ve zamanlarda kart görüyordu. Donk ile evet tempo anlamında geriye gittik ama en azından defansta daha az pozisyon veren ve orta sahada da daha güven veren bir takım olduk.

Nagatomo ahım şahım bir oyuncu değil ama bizde o ağır sakatlığı geçirene kadar belki de GS tarihinin en iyi sol bek performansını gösterdi bize. Nagatomo'nun çeyreği bile olamayan bir Lato vardı hatırlarsan ilk yarıda herkes sövüyordu adama.
 
Ndiaye o futbolun belki de bel kemiğiydi ama dediğim gibi özellikle ilk yarıda kaybedilen maçlarda kendisinin de payı büyüktür. Çünkü bazen rakipten topu alacağım diye alanını çok boş bırakıyordu. Çok pas hatası yapıyordu. Kafası genel olarak çalışmıyordu gerizekalıydı. Olur olmadık yerlerde ve zamanlarda kart görüyordu. Donk ile evet tempo anlamında geriye gittik ama en azından defansta daha az pozisyon veren ve orta sahada da daha güven bir takım olduk.

Nagatomo ahım şahım bir oyuncu değil ama bizde o ağır sakatlığı geçirene kadar belki de GS tarihinin en iyi sol bek performansını gösterdi bize. Nagatomo'nun çeyreği bile olamayan bir Lato vardı hatırlarsan ilk yarıda herkes sövüyordu adama.

Söver cünkü taraftar halden anlamaz. Nagatomo o sakatligi sonrasi nekadar geriye gitti, adeta futbolu unuttu. Lato´da o sezon 3-4 ameliyat olmustu, ve sakat sakat cikti sahaya oynadi. Hayatinin firsati kacti adamin orada.

Ndiaye gidince Terim zaten fernando ve donk ikilisi ile büyük maclar icin sifir riskli bir tandem olusturmustu orada. Ama keyifli degildi elbette.

Kastin muhtemelen daha cok 18/19 sezonu. Kadro orada erozyana ugradi. Tolga zaten anca 10 haftalik topcu. Garry´de gidince arabistana zaten takim da iyicene tempo/mücadele gücü kaybetti. Gomis´de az bile yapsa, yeri geldiginde fil gibi daliyordu presde. Kadrounun bu sekilde degismesi Ndiaye´yi biraz geri plana itti, ki premierligi macerasi sonrasi bir ivme kaybetti. Muhtemelen yasi da 5 yil aksiyor. Bir adamin öyle intensif kosmasi biraz unthankful bir durum. Hele ki diger takim arkadaslari fazla kosmuyorsa, bu sefer Ndiaye pozisyonunu bosaltti olur, o pozisyonlari verschieben ederek doldurmak icin 11 kisi cikiyorsun sahaya.

Bence Ndiaye gayet kurnazda oyuncu, tabi 900 ps ile oynayan adamdan, sen tosbaga gibi top oynayan adamin soguk kanligini bekleyemezsin. Ama gecen sezon etebo yerine alsaydik sampiyon olurduk.
 
Yasin bazen harbiden cok zorsun yaw. Biz zaten orada iki sezondur o düzene yakin oynuyorduk. Keske hala rakip ayirtmaksizin, oyun planindan ve düzeninden ödün vermeyen Fatih Terim olsa. Cirft forvet real deplasmaninda yenilik felan degildi.
Real deplasmanında çift forvet oynamak yenilik değil delilik dedim zaten.

Idare edemedik aslinda. Biz zaten ilk yari geriye düstük. Ikinci yari gayet iyidik. Ancak ikinci yariya kadar ideal 11´imiz de yoktu. Yoksa sende is yoksa, rakiplerin puan kaybederse ne olur. 15. hafta sonrasi o sezon mac kaybetmedik. O ilk 15 hafta tökezlememizin sebebi zaten bu transferlerde yasanan bitmeyen sorunlar. Sartlar kolay degildi yönetim icinde, ama sürekli sampiyon olup, transfer sürecinde bu sancilara cekip, her dönem sonrasi takimin zayiflamasi hocayi bu hale getirdi. Kendi oyuncularina karsi toxic bir insan olmaya basladi.
Sende en kötü takim varsa bile, senin oyuncularin en iyi oyunculardir. Her transfer döneminde kadronun göz göre göre pic edilmesi, terimi piskolojik olarak bozdu.
Taraftarlarin sosyal medyada 90% arasinda bu olaylardan anlamadigi icin, bu sekilde davranan hocalari lincledi... Senin oyuncularin seviye olarak zaten alttaysa, birde hoca olarak sen onlara bu hissiyari verirsen adamlar elbette rekabet edemez, zorlayamaz bile. Taraftar yine ayri bir boyutu, ama günümüzde reel faktör oldu. Spor dedigin olay kafada bitiyor. Fatih Terim her mac kadro da kadro, makas da makas diyerek her maci baslamadan kafasinda kaybetti.

Bu dediğine katılıyorum zaten tek suçlu Fatih hoca değil yönetimin de ciddi hataları oldu sadece transfer değil iletişim hataları vs.
 
Real deplasmanında çift forvet oynamak yenilik değil delilik dedim zaten.

Senin bir oyun düzenin varsa onu her yerde en iyi sekilde oynamaya calisirsin. Elbette Real karsisinda bir kalite farki var ki öyle böyle degil.
Hakemde ciddi sekilde etki ederse öyle cok abes bir sonuc da degil. Fatih Hocanin o mac tek hatasi fit olmayan sneijder ile cikmasi. Macin ilk yarisini bul izle. Takim olarak nasil bastigimizi.
 
Burakla drogba mı uyumluydu

Biz başka maçlar izliyoduk heralde

Burak drogbanin gelisi ile10+ gol falan hatti 10+ haftada. Drogba´nin ona 5 assisti var yaklasik, keza burak da ona bir kac assist yapti. Güle oynaya sampiyon olduk. Daha nekadar uyumlu olsun adamlar, birde sex mi yapsinlar mac sonunda...
 
Ya CL’nin çeyrek final rövanşında hem de 3-0’ın rövanşında Real Madrid’in anasını sikiyorduk az daha, hakemler aldı elimizden Real karşısında. Real tarihinde öyle dominant başka bir rakiple oynamamıştır. Ronaldolu Realdi bu yani.

Bana hiddetli mesajlar attırmayın.
İzlerken ıslandığım anlar idi.

 
Geri
Üst Alt