Söver cünkü taraftar halden anlamaz. Nagatomo o sakatligi sonrasi nekadar geriye gitti, adeta futbolu unuttu. Lato´da o sezon 3-4 ameliyat olmustu, ve sakat sakat cikti sahaya oynadi. Hayatinin firsati kacti adamin orada.

Ndiaye gidince Terim zaten fernando ve donk ikilisi ile büyük maclar icin sifir riskli bir tandem olusturmustu orada. Ama keyifli degildi elbette.

Kastin muhtemelen daha cok 18/19 sezonu. Kadro orada erozyana ugradi. Tolga zaten anca 10 haftalik topcu. Garry´de gidince arabistana zaten takim da iyicene tempo/mücadele gücü kaybetti. Gomis´de az bile yapsa, yeri geldiginde fil gibi daliyordu presde. Kadrounun bu sekilde degismesi Ndiaye´yi biraz geri plana itti, ki premierligi macerasi sonrasi bir ivme kaybetti. Muhtemelen yasi da 5 yil aksiyor. Bir adamin öyle intensif kosmasi biraz unthankful bir durum. Hele ki diger takim arkadaslari fazla kosmuyorsa, bu sefer Ndiaye pozisyonunu bosaltti olur, o pozisyonlari verschieben ederek doldurmak icin 11 kisi cikiyorsun sahaya.

Bence Ndiaye gayet kurnazda oyuncu, tabi 900 ps ile oynayan adamdan, sen tosbaga gibi top oynayan adamin soguk kanligini bekleyemezsin. Ama gecen sezon etebo yerine alsaydik sampiyon olurduk.

Benim için iyi futbol değil iyi sonuç da değil, doğru futbol önemli. Doğru futbol oynarsan zaten hem iyi futbol oynamış olursun hem de iyi sonuçlar alırsın. Keyif vermeli vermemeli işin o kısmı biraz taraftarların keyfine kalmış. Çünkü bazıları iyi futbol izlemek, gözüme hitap etsin ister bazıları da şampiyonluk ister. Ama genel olarak amaç şampiyonluktur.

Tudor'un ilk 8 haftada oynattığı futbol doğru futboldu. Neden? Anadolu takımları topa daha az sahip olan ancak fizik mücadelesi yüksek olarak büyük takımlara bu şekilde cevap veren takımlardır. Biz onların bu özelliklerini de devre dışı bırakarak resmen rakipleri kullanamaz ve çaresiz durumda bırakıyorduk. Ancak her rakip böyle olmuyordu. Onların da bize karşı planları vardı mesela Başakşehir maçı.

Ndiaye bana kalırsa balon bir oyuncu. Tek sezonluk wonderkid. Kariyeri boyunca toplasan 2 sezon adam gibi oynamamıştır. Ciğersiz olduğu kadar büyük defoları olan bir oyuncu da. Bir Kante değil nihayetinde. Şimdi ben bazen 17-18 sezonundaki ilk devre maçlarını izlerim canım sıkıldığında. Mücadele gücü yüksek, durmadan koşuyor ama rakip biraz teknik ve akıllıysa o kadar etkili olamıyordu. Bu tarz bir oyuncu kesinlikle Galatasaray gibi bir kulübün ilk 11 oyuncusu olamaz. Anadolu takımı değiliz sonuçta.

Tudor'un oynatmak istediği oyunda kendisinin defolarını saklayacak bir yapı da kuramamıştı. Mesela voleybolda manşeti zayıf olan hücumcu oyuncuyu saklarsın rakip oyuncu servisi bilerek ona atar top ona gelmesin diye alanı daha etkili bölersin ki top ona gelmesin. Aynı şekilde Ndiaye'nin defolarını o zaman kapatamadığımız için delik deşik oluyorduk bazı maçlarda.
 
Sayılan konuşulan hocaların hepsi de iyi kötü bir oyun, bir taktik oynatıyordu, kimi başarılı oldu kimi olamadı ama en azından ne oynatmaya çalıştığını görebiliyordunuz

Biz 2-3 senedir ne oynuyoruz Allah aşkına
Özellikle de gelmeden önce kurulan takım dağılmaya başladıktan sonra

Stoperler arasında mıy mıy kağnı hızında paslaşmayı pas oyunu zanneden, topu kaptığında hızlı çıkabileceklen kaleciye geri pas veren, rakibe en küçük baskı yapamayan, rakip 4 kişi önde bastığında 2 pas yapamayıp eli ayağına dolaşan, tüm kornerleri ön direkte rakibin kafasına nişanlayan, tek bir duran top organizasyonu olmayan, hatta taç organizasyonu olmayan, tedirginlikten oyuncuları eli ayağına dolanan, gelen hiç bir oyuncunu performansı artmayan, tersine çöp haline gelen, 3,5 yıl sonra hala tüm takım kanat oyuncularından devşirmelerden oluşan ama orjin oyuncuları kenarda oturan ya da gönderilen bir takım izlemeye devam edin o zaman

Z kuşağı haklı kardeşim, çocuklar nesini izlesinler bu saçmalığın
zaman değişiyor ve biz gibi değiller, iyi oynayanın taraftarı olacak, oynamayanın, değişimi yakalayamayanın taraftarı da azalacak ve bu eskiye göre çok daha hızlı olacak
 
terim'e asıl karşı duranlar y kuşağı; buna ben de dahilim.

koşulsuz; şartsız destekleyen de x kuşağı genelde.

bir çözümleme yapacaksanız y kuşağı üzerinden yapın çünkü bu kuşak 25 senede 12 şampiyonluk gördü, ha umrumuzda mı değil zira biz başarısızlığa tahammülsüzüz sanıyoruzki kim gelirse gelsin biz zaten 4 senenin 2sinde şampiyon oluruz lakin durum öyle değil. mevzu terim meselesi de değil, bizim bir haltı beğenmeme noktasına gelmiş olmamız, ondandırki yarın başka başkan başka hoca gelse ona da gitsin diyeceğiz.

z kuşağına gelince, futbol izledikleri yok, futboldan anladıkları yok, hiç bir şeye tahammülleri yok, çalışmak istemiyorlar sadece yemek, içmek, tüketmek istiyorlar. sanal dünya reel hayatlarının önüne geçmiş durumda ve hız delisi durumdalar, dolayısıyla spordan da uzak büyüyorlar. onlar için ft istifa demek bir görüş değil, o anki trendi takip etmek anlamı taşıyor.

özellikle türkiye özelinde de maç izlemek para demek, her evde digiturk yok ya da epl izlenmiyor. biz mesela avrupa maçlarını açık kanallardan izleyerek büyüdük, bu da uzak kalmak için bir etken.
 
terim'e asıl karşı duranlar y kuşağı; buna ben de dahilim.

koşulsuz; şartsız destekleyen de x kuşağı genelde.

bir çözümleme yapacaksanız y kuşağı üzerinden yapın çünkü bu kuşak 25 senede 12 şampiyonluk gördü, ha umrumuzda mı değil zira biz başarısızlığa tahammülsüzüz sanıyoruzki kim gelirse gelsin biz zaten 4 senenin 2sinde şampiyon oluruz lakin durum öyle değil. mevzu terim meselesi de değil, bizim bir haltı beğenmeme noktasına gelmiş olmamız, ondandırki yarın başka başkan başka hoca gelse ona da gitsin diyeceğiz.

z kuşağına gelince, futbol izledikleri yok, futboldan anladıkları yok, hiç bir şeye tahammülleri yok, çalışmak istemiyorlar sadece yemek, içmek, tüketmek istiyorlar. sanal dünya reel hayatlarının önüne geçmiş durumda ve hız delisi durumdalar, dolayısıyla spordan da uzak büyüyorlar. onlar için ft istifa demek bir görüş değil, o anki trendi takip etmek anlamı taşıyor.

özellikle türkiye özelinde de maç izlemek para demek, her evde digiturk yok ya da epl izlenmiyor. biz mesela avrupa maçlarını açık kanallardan izleyerek büyüdük, bu da uzak kalmak için bir etken.

Çok doğru biz analiz olmuş. z kuşağını kendi kendini bile gün içinde tüketen kuşak, onların yükünü x kuşağının fedakarlığı çekiyor. X kuşağı ortadan kalkınca hayatın acı gerçekleri ile yüzleşecekler.
 
Mesajlarımda anlatmak istediğim gayet açık ve net. Anlayan anlıyor ama gerçekten anlamak isteyenler.

Hocanın uluslararası başarısı hemen hemen sıfır. Çünkü kariyerinde doğru dürüst bir yurtdışı tecrübesi yok. Ona bakarsan Şenol Güneş milli takımı DK'da 3. yaptı ee o daha iyi hocadan o zaman. Elin vasat yabancı hocası bile kaç tane ülke değiştiriyor. Fatih hoca bir İtalya yapayım dedi yapamadı orada. Neden yurtdışında devam etmek istemedi? Teklif mi gelmedi?

Hocalara sabredilmesi taraftarıyım ama umut veren hocalara. Fatih hocanın umut vereceğini bilsem hani dün dedi ya bana 3 yıl lazım diye. Tamam hocam sizde ışık görüyoruz bu takım daha iyi olacak 3 yıl sabrederiz. Ama hocada ışık göremiyor kimse. Bu yüzden gitmeli zaten çok sabrettik 3,5 senedir bu takım ne oynuyor hala kimse bilmiyor.

Mancini bu takıma umut veriyordu. Sezon ortasında gelmesine rağmen, takım mühendisliğinin kötü olmasına, yabancı sınırına, başka bir futbol iklimine gelmesine rağmen iyi bir performans ortaya koymuştur. Şampiyon olamadı diye başarısız diyecek halimiz yok. O zaman şampiyon olamayan her hocaya başarısız demek lazım bu mantığa göre. Son haftalarda galibiyet serisi yakalayan ve geleceğe umut veren kendisiydi ama adam ben bu ortamda yapamam dedi ve gitti. Bu sucukçuların her başarısız sonuçta imparator FT gel bizi kurtar diye bağırdığı ortamda zaten kalamazdı.

Mourinho gibi hocaların devrinin geçtiğini düşünüyorum. Eğer gelirse ve umut verirse ona da sabredilmesi taraftarıyım.

Guardiola örneği vermemdeki amaç Mancini hocaya yapılan muameleydi. Onu örnek vermeye çalıştım. Yoksa Guardiola'nın yardımcısını bile getiremezsin bu ortamda. Rijkaard'a falan adam gibi imkanlar verildi mi mesela? Geldiğinde total futbolun mucidi falan denildi ee adama total futbol oynatacak kadroyu veremiyorsun sonra başarılı olmasını bekliyorsun. Mustafa Sarp'la adam nasıl o topu oynatacak sana?

Fatih hocaya verilen yetkiler, imkanlar başka hiçbir hocaya verilmedi bunu herkesin kabul etmesi lazım. Adama sınırsız destek veriyorsun. Medya, taraftar vs. hepsi ona ait. Ama böyle bir ortamda bile başarılı olamıyorken ligi tanımayan yabancı hocalar ne yapsın?

Daha öncesinde sınırsız imkanlar verildiği doğru ama M.Cengiz döneminde maddi manevi pek bir şey verilmedi. Financial Fair Play zart zurt derken hep kiralık son anda kampa katılam oyuncular verildi, manevi olarak da en son kendi hakkını bile kendisi savunmak zorunda kaldı. Rakibin başkanı çıkıp hocana laf atıyor, senin başkanından ses soluk yok. Faruk Süren sınırsız imkan verdi başarılı oldu, Ünal Aysal sınırsız imkan verdi başarılı oldu. Canaydın döneminde leş topçular alındı orada olamadı ama kendi hatası da var. Ben dandik topçularla da şampiyon olurum kafasındaydı ama olmadı.

Buraya gelip şampiyon olamayan her hoca başarısız sayılır bu bir gerçek. Sayılmamalı ama burada işler böyle. Gelen yabancı hocanın buradaki futboldan, rekabetten, futbol yönetiminde falan memnun olduğunu da düşünmiyorum. Konsantre de olamıyorlar o yüzden belli bir süreden sonra.

Hoca Milan’ın Milan olduğu zaman ligde 2. sıradayken görevden alındı. Başarısız değildi bence. Kalda şampiyon da yapabilirdi. Shevcenko, Inzaghi pres yapmak istemeyince kuyusu kazıldı. Fio’yu İtalya kupası finaline taşıdı. İstese Avrupa baş altı takımlarda rahatlıkla kontrat alabilirdi.
 
Bence kuşakla falan ilgisi yok.

Mesela forumda da "eski" kuşak olup hocayı ağırca eleştiren dolu adam var, yani eskiler hocayı sayar gencolar hocayı yer diye genelleme yapılabilecek birşey yok kanımca.

Benim kuzen 21, yaşında hocayı babası gibi sever hatta tapar mesela.
 
Daha öncesinde sınırsız imkanlar verildiği doğru ama M.Cengiz döneminde maddi manevi pek bir şey verilmedi. Financial Fair Play zart zurt derken hep kiralık son anda kampa katılam oyuncular verildi, manevi olarak da en son kendi hakkını bile kendisi savunmak zorunda kaldı. Rakibin başkanı çıkıp hocana laf atıyor, senin başkanından ses soluk yok. Faruk Süren sınırsız imkan verdi başarılı oldu, Ünal Aysal sınırsız imkan verdi başarılı oldu. Canaydın döneminde leş topçular alındı orada olamadı ama kendi hatası da var. Ben dandik topçularla da şampiyon olurum kafasındaydı ama olmadı.

Buraya gelip şampiyon olamayan her hoca başarısız sayılır bu bir gerçek. Sayılmamalı ama burada işler böyle. Gelen yabancı hocanın buradaki futboldan, rekabetten, futbol yönetiminde falan memnun olduğunu da düşünmiyorum. Konsantre de olamıyorlar o yüzden belli bir süreden sonra.

Hoca Milan’ın Milan olduğu zaman ligde 2. sıradayken görevden alındı. Başarısız değildi bence. Kalda şampiyon da yapabilirdi. Shevcenko, Inzaghi pres yapmak istemeyince kuyusu kazıldı. Fio’yu İtalya kupası finaline taşıdı. İstese Avrupa baş altı takımlarda rahatlıkla kontrat alabilirdi.
2. olduguna emin misin? Sanki paso berabere kaliyordu. Veya 1. ile arasinda puan farki cok muydu?
 
Bu arada konu hakkinda yazilacak cok sey var ama faydasiz. Sadece ilk inancimi 2002 - 2003 sezonunda kaybettim. Ayni duygulari yine 2012 2013 sezonunda kaybettim.
 
Z kuşağının azımsanmayacak kadar büyük çoğunluğu Espor(kendi ilgisini çekmiş oyun çerçevesinde) ekseninde kendisinin de oynayarak büyüdüğü şeyleri takip ediyor, mesela en basitinden LOL dünya şampiyonası en çok izlenilen spor organizasyonlarından biri ve her yıl artıyor izlenmeleri, ben her iki neslin tam ortasında olduğum için ikisini de anlayabiliyorum benim çocukluğumda bilgisayar kültürü bu kadar yaygın değildi ve genelde mahalle aralarında sürekli futbol maçları yaparak büyüdüm ta ki liseyi bitirene kadar bu yüzden benim neslimi en son futbolla yüksek seviyede ilgili nesil olarak düşünüyorum ama Z kuşağı direkt olarak teknolojinin içine doğup orada büyüdüklerinden daha çok Bilgisayar üzerinde vakit geçiriyorlar ve çok az sayıda sokakta maç yaparken gördüm gençleri ki oturduğum çevre aslında çok sayıda çocuklu aileye mensup, Bizim ülkemizde daha az olsa da futbola ilgi ve ya Amerika'da NBA'e olan ilgide düşüş görüldüğü hakkında bir çok araştırma mevcut, hatta NBA'in normal sezon izlenmeleri baya azalmıştı, Özetleyecek olursam Z kuşağının çoğunluğunun ilgi alanında olmasa bile futbolla ilgilenen kısmının anti-terimci olabileceğini düşünüyorum.
 
2. olduguna emin misin? Sanki paso berabere kaliyordu. Veya 1. ile arasinda puan farki cok muydu?

Ya çok da önemli değil açıkçası, 3. de olabilir. Ama lider İnter’e Fiorentina’ya 5 atmıştı sanki. Liderle de ciddi fark yoktu diye hatırlıyorum. O zamanlar zaten İtalya’da çok ciddi 7-8 takım vardı. Herkes herkesi yeniyordu.
 
Çok doğru biz analiz olmuş. z kuşağını kendi kendini bile gün içinde tüketen kuşak, onların yükünü x kuşağının fedakarlığı çekiyor. X kuşağı ortadan kalkınca hayatın acı gerçekleri ile yüzleşecekler.
gençliğini 90-2000 yıllarında yaşayanlar bizi eleştirmesin bir zahmet ya ahahah yanlış anlamayın size kişisel bir şey demiyorum genel olarak sitem ediyorum.Önümüzü göremiyoruz, gelecek kaygısından uyuyamıyoruz, mevcut ekonomik şartlarda bir tane hobisi olan genç kalmamış, üniversite okumanın hiç bir değeri kalmamış, hala bunların işi gücü yatmak, çalışmak istemiyorlar falan yazılıyor o kadar komik ki.Biz mi bu hale getirdik?Herkes kendinden sonraki kuşağı suçlamayı bıraksın kendine baksın bence

Konuyu amacından saptırmamış olayım, bence yeni nesilin terimci-anti terimci olmasından ziyade Galatasaraylı olma sayısında ezici üstünlük sağlaması önemli.Bu da süreklilik sağlayan başarı istiyor.Üst üste 2-3 sene şampiyon olmama gibi lüksümüz yok, 14 sene şampiyonluk bekleyen efsane nesiller yok artık maalesef.

Futbola azalan ilgide ise teknoloji bağımlılığı, 90dk boyunca bir şeye odaklanamama gibi sebepler haklı olabilir ama bence Türkiye'de en önemli sebebi
futbolun kolay ulaşılabilir olmaması.Süperlig için ayrı, premier için ayrı, Cl için ayrı platformlara para ödemeniz gerekiyor.Bugün sayılı baba çocuğuyla birlikte maça gidip, çıkışta köfte ekmek yiyebilir.Ayrıca sokakta futbol oynayamazlar çünkü hiç alan yok,her yer asfaltlarla binalarla dolu ve tehlikeli.Haliyle de twitch yayınları izlemek, lol oynamak daha kolaylarına geliyor.
 
gençliğini 90-2000 yıllarında yaşayanlar bizi eleştirmesin bir zahmet ya ahahah yanlış anlamayın size kişisel bir şey demiyorum genel olarak sitem ediyorum.Önümüzü göremiyoruz, gelecek kaygısından uyuyamıyoruz, mevcut ekonomik şartlarda bir tane hobisi olan genç kalmamış, üniversite okumanın hiç bir değeri kalmamış, hala bunların işi gücü yatmak, çalışmak istemiyorlar falan yazılıyor o kadar komik ki.Biz mi bu hale getirdik?Herkes kendinden sonraki kuşağı suçlamayı bıraksın kendine baksın bence

Konuyu amacından saptırmamış olayım, bence yeni nesilin terimci-anti terimci olmasından ziyade Galatasaraylı olma sayısında ezici üstünlük sağlaması önemli.Bu da süreklilik sağlayan başarı istiyor.Üst üste 2-3 sene şampiyon olmama gibi lüksümüz yok, 14 sene şampiyonluk bekleyen efsane nesiller yok artık maalesef.

Futbola azalan ilgide ise teknoloji bağımlılığı, 90dk boyunca bir şeye odaklanamama gibi sebepler haklı olabilir ama bence Türkiye'de en önemli sebebi
futbolun kolay ulaşılabilir olmaması.Süperlig için ayrı, premier için ayrı, Cl için ayrı platformlara para ödemeniz gerekiyor.Bugün sayılı baba çocuğuyla birlikte maça gidip, çıkışta köfte ekmek yiyebilir.Ayrıca sokakta futbol oynayamazlar çünkü hiç alan yok,her yer asfaltlarla binalarla dolu ve tehlikeli.Haliyle de twitch yayınları izlemek, lol oynamak daha kolaylarına geliyor.
Haklisin, 80'li yillarda her bilgiye ulasamiyordun veya hersey gozunun icine sokulmuyordu. Bence de 2 - 3 sene sampiyon olamama luksumuz yok.
 
Bu arada konuyla alakali degil ama dizilerde filan hep bjk tutuluyor. %50 bjk, %35 - 40 fener, sonra da sira gelirse biz. Aslinda bu duruma da tepki koyulmali. Ulkenin yarisi neredeyse Galatasarayli ama dizilerde ismi en az gecen takimiz
 
gençliğini 90-2000 yıllarında yaşayanlar bizi eleştirmesin bir zahmet ya ahahah yanlış anlamayın size kişisel bir şey demiyorum genel olarak sitem ediyorum.Önümüzü göremiyoruz, gelecek kaygısından uyuyamıyoruz, mevcut ekonomik şartlarda bir tane hobisi olan genç kalmamış, üniversite okumanın hiç bir değeri kalmamış, hala bunların işi gücü yatmak, çalışmak istemiyorlar falan yazılıyor o kadar komik ki.Biz mi bu hale getirdik?Herkes kendinden sonraki kuşağı suçlamayı bıraksın kendine baksın bence

Konuyu amacından saptırmamış olayım, bence yeni nesilin terimci-anti terimci olmasından ziyade Galatasaraylı olma sayısında ezici üstünlük sağlaması önemli.Bu da süreklilik sağlayan başarı istiyor.Üst üste 2-3 sene şampiyon olmama gibi lüksümüz yok, 14 sene şampiyonluk bekleyen efsane nesiller yok artık maalesef.

Futbola azalan ilgide ise teknoloji bağımlılığı, 90dk boyunca bir şeye odaklanamama gibi sebepler haklı olabilir ama bence Türkiye'de en önemli sebebi
futbolun kolay ulaşılabilir olmaması.Süperlig için ayrı, premier için ayrı, Cl için ayrı platformlara para ödemeniz gerekiyor.Bugün sayılı baba çocuğuyla birlikte maça gidip, çıkışta köfte ekmek yiyebilir.Ayrıca sokakta futbol oynayamazlar çünkü hiç alan yok,her yer asfaltlarla binalarla dolu ve tehlikeli.Haliyle de twitch yayınları izlemek, lol oynamak daha kolaylarına geliyor.

Standart z kuşağı yaklaşımı. Başkasını suçla, kenara çekil. Ama bu tartışma buranın konusu değil dolayısıyla bu tartışmada taraf olmak istemiyorum. ben bu konuyu burada kapatıyorum.
 
Bu arada konuyla alakali degil ama dizilerde filan hep bjk tutuluyor. %50 bjk, %35 - 40 fener, sonra da sira gelirse biz. Aslinda bu duruma da tepki koyulmali. Ulkenin yarisi neredeyse Galatasarayli ama dizilerde ismi en az gecen takimiz
Henüz 2000 nesli ülkede söz sahibi olamadı, medya vs bunlarla alakalı.

Net etki 10 yıl sonra görülmeye başlanır.

80lerde Fener 2000lerde tjknin ön plana çıkma sebebi dönemsel başarılar.
 
Geri
Üst Alt