Her doğan Japon çocuğu Hiroşima'yı Nagazaki'yi iyi bilir. Küçüklüğünden beri beynine işlenir. Geziler düzenlenir.Anlatılır, öğretilir.
Ama anlatılan öğretilen kin, nefret değildir. "Bakın işte Amerikalılar bize bunu yaptı" değildir.
Anlatılan, öğretilen şey;
" İşte siz Japonyayı o halinden bu hale getiren Japon atalarınızın torunlarısınız. Sizlerde onlara layık olun.Sizlerde onların yolundan yürüyün.
Çalışın, çok çalışın. Ama kimin dost kimin düşman olduğunu da unutmayın asla. Siz sadece çalışın. İyiyi yapın, doğruyu yapın."
Ama biz bayramları tatil günü olarak gören, O günler geldiğinde " Abi eskidenmiş onlar" geyiğinden sıyrılamayan bir millet haline getirildik.
Elbette savaşlar güzel birşey değildir. Ama savaşları zorunlu hale getirenler; fırsatçılar, sömürmeye doymayan ülkelerdir.
İngilizler dünyayı sömürürken Türk Topraklarına da göz dikmiş, "Acaba İngilizlerden bize bir pay düşermi" hesabıyla İngilizlere destek veren leş yiyen sırtlanlardır o zaruriyeti doğuranlar...
Asırlarca dünyayı sömüren Fransızlar ne trajiktir ki Ermeni olayında sanki sütten çıkmış ak kaşık gibi bir tavırla Ermeni Soykırımını kabul etmiştir.
Ey Fransız , Ey İngiliz senin dünyaya asırlarca yaptığın neydi...Osmanlının zayıf haline ağzı sulanan akbabalar gibi saldırmanın adı neydi...
Sonra kalkıp Dünya Barışı masalıyla uyuttunuz dünyayı.
Tıpkı ABD nin Kuzey Afrikaya, Irak'a, Afganistan'a yaptığı gibi. Daha öncesinde de Vietnam'a yaptığı gibi.