Geçirdiği ağır sakatlıktan sonra Real'de bir daha dikiş tutturamayan Hamit Altıntop'un Galatasaray'a transferini de büyük bir memnuniyetle karşılamıştım. Gerek tecrübesiyle, gerek klasıyla, gerekse oyun mantalitesiyle Sarı-Kırmızılı takıma çok şey katacağına inanmıştım. Gelgelelim, bugün karşımızda futbolu iflas etmek üzere olan bir Hamit Altıntop var. Futbolu her geçen gün geriye giden, mavna gibi ağırlaşan, kendi ekseni etrafında dönene kadar üç rakip tarafından çevresi sarılan, adam geçemeyen, sprint atamayan, orta yapamayan, rakip kaleye şut çekemeyen çağdışı bir futbolcu izliyoruz geçen sezondan beri. Adeta Galatasaray kalesine atılmış 'altıngol' gibi! Bir futbolcu kötü oynayabilir, formdan düşebilir, hatalar yapabilir, takımını 10 kişi oynatabilir... Bütün bunlar futbolun içinde olan olağan durumlardır. Ama bir futbolcu ısrarla, inatla haftalardır kötü oynuyorsa; yaptığı hatalarla, kaptırdığı toplarla tribünlere saç baş yolduruyorsa bu olağandışı bir durumdur. Ayrıca Galatasaray'ın maliyeti en yüksek futbolcularından biri olduğunu da unutmayalım. Her şeyden önce aldığı paranın hakkını vermekle yükümlüdür. İş ahlakı bunu gerektirir. Lakin bütün bunlar sanki Hamit Altıntop'un umurunda değilmiş gibi. Öylesine gamsız, öylesine vurdumduymaz, öylesine ruhsuz! Bu kadar kötü oynarken her maç ilk 11'de sahaya çıkması da Fatih Terim'in adaletini sorgulamamıza neden oluyor ister istemez. Dün gece Burak'a yaptığı asist ise bozuk saatin günde iki kez doğruyu göstermesinden başka bir şey değildir.