Burak Demirörgü
Sarı Üye
- 4 Mart 2023
- 736
- 476
- 408
Türkiye'de gerçeklerin konuşulması pek tercih edilmez, sevilmez ve konuşulduğunda kabul görmez. Milletimiz duymak istemeyeceği gerçekler yerine, duymak isteyeceği yalanları tercih ederler. Size hiç birimizin, ailelerimizin güvende olmadığını söylemek isterim. Ve bu aşağılık gerçeği yüzdelik vererek gizliyorlar. Hepsinde rakam veriliyor, ama 99 sonrası yapılan binalar hakkında rakam kullanmak yerine % kullanılıyor
zaten şehrin yarısı 2001'den sonra inşa edilmiş. şehir haritadan silindiğine göre %3 rakamı komik kalıyor.
Şayet ağır-orta hasarlıların %3'ünü alsak 220 bin binada 6 bin civarı yeni bina ağır-orta hasar ve yıkılmış demektir. Senin bu depremlerden sonra totalde 6 bin binan yıkılmamalıydı zaten. 6 bin binanın her birinin içinde 10 kişi olsa 60 bin kayıp demek. Zaten rakamların da yalan olduğu buradan belli.
www.indyturk.com
alanım inşaattı ama alanımda çalışmadım, sadece staj yaptım. O stajda bile gördüklerim mide bulandırmaya yetmişti zaten. Şimdi siz şurda avmde, markette vasıfsız çalışacak olsanız, sizden kılık kıyafet, üslup, konuşma tarzı, ağız, diş, kişisel bakım vb gibi kriterler isterler. Altı üstü markette raflara cips bisküvi dizeceksiniz.
Ama inşaat sektöründe bu yok, şantiyede imal edilen binalardaki inşaatın mantığı, binayı o alanda inşa etmektir. başka sektörlerde fabrikada inşa edilen maddeyi siz şantiyede üretirsiniz. Ham maddeler size gelir, üretimi yaparsınız. Ham maddesi demir, ve hamurdur. hamur da çimentodur. Çimento ise öyle kafaya göre dökülmez, bir sürü püf noktası vardır. Ama inşaattaki amelelerin çoğu dikkat etmez. Bazısı da az çimento gitsin diye koca koca taşlar atarlar, kimisi sulama yapar ve belli bir standartta gelen hamurun içeriği ile oynarlar. Düşünün fabrikada süt, meyve suyu ya da kola üretiyorsunuz, oradan bir tekniker gelip şişeleme yapılan yerde rast gele şişelere su katıyor, daha az malzeme gitsin diye. İşte türkiye'deki binalar o su katılmış kola, meyve suyu kalitesindedir.
Eskiden 99 sonrası yapılan hatta özellikle mümkünse 2007 daha da mümkünse 2011 sonrası yapılan binalarda oturmaya dikkat eder, binası yeniyse içi rahat olurdu. Artık bu ayrımın tamamen kalktığını, at izinin it izine karıştığı, hangi binanın ne kadar sağlam olduğunu anlamanın mümkünatının olmadığı apaçıktır. Deprem testleri bir yere kadar, Adamlar donatı bağlantılarını yanlış yapmışsa yine işin bitti. Kolon ile kirişin birleştiği yerde bağlantılar zayıf oluyor, yanal yükte de burası atıyor. Bina çok sağlam bile olsa kesişim yerinden kırılan tarafa doğru bina yan yatıyor. isterse 2023 yapımı olsun, sahada işi bilen adam az.
inşaat işini, profesyonel sektör haline getirmediğiniz sürece bunun altından kalkmak mümkün değil. Bundan sonra güvenli evler -belki- 2023 sonrası yapıldı diye kriterlenecek. Ki yine de güvenilmemesi gerekir. Kuyumcunun yaptığı apartmanda oturmak, market kasiyerinin yaptığı ameliyata maruz kalmak gibi. Halk olarak işimiz bitmiş, bundan sonra herkes konteyner, prefabrik, karavan tarzı yaşam alanlarına yönelecektir. Herkes yüksek kat yapılmasın diyor da yüksek kat ile yakılmanın da alakası yok. Aslında yüksek katlı binalar iyi salınım yapabildiği için ve daha çok denetime tabi olduğu için yıkılma oranı en az yapılardır. Depremde gökdelenler ve çok yüksek katlı rezidanslardan çok 1-2-3-4-5-6-7 katlı binarlar yıkılıyor. Bir de yandan çıkma yapılıyor, yumuşak kat diye bilinir. artık buna son verilmeli. Sonuç olarak binanızın yaşına falan aldanmayın, artık 99 sonrası yapılar güvenli mantığı tarih olmuştur. Herkes başının çaresine baksın.
zaten şehrin yarısı 2001'den sonra inşa edilmiş. şehir haritadan silindiğine göre %3 rakamı komik kalıyor.
Şayet ağır-orta hasarlıların %3'ünü alsak 220 bin binada 6 bin civarı yeni bina ağır-orta hasar ve yıkılmış demektir. Senin bu depremlerden sonra totalde 6 bin binan yıkılmamalıydı zaten. 6 bin binanın her birinin içinde 10 kişi olsa 60 bin kayıp demek. Zaten rakamların da yalan olduğu buradan belli.
"Yeni bina, eski bina" tartışması: "Deprem yönetmeliğine uyulsa hiçbir bina yıkılmaz, can kaybı yaşanmazdı"
Kahramanmaraş merkezli yaşanan "çifte" depremlerin yaralarının sarılma çalışmaları sürüyor. Kayıtlara geçen can kayıpları 36 bini geçerken enkaz yığınlarının altındakilerin çıkarılmasıyla bu sayının katlanacağından ifade ediliyor. Deprem kuşağında olduğu bilinen Türkiye'de, yapı stokunun mezara...
www.indyturk.com
alanım inşaattı ama alanımda çalışmadım, sadece staj yaptım. O stajda bile gördüklerim mide bulandırmaya yetmişti zaten. Şimdi siz şurda avmde, markette vasıfsız çalışacak olsanız, sizden kılık kıyafet, üslup, konuşma tarzı, ağız, diş, kişisel bakım vb gibi kriterler isterler. Altı üstü markette raflara cips bisküvi dizeceksiniz.
Ama inşaat sektöründe bu yok, şantiyede imal edilen binalardaki inşaatın mantığı, binayı o alanda inşa etmektir. başka sektörlerde fabrikada inşa edilen maddeyi siz şantiyede üretirsiniz. Ham maddeler size gelir, üretimi yaparsınız. Ham maddesi demir, ve hamurdur. hamur da çimentodur. Çimento ise öyle kafaya göre dökülmez, bir sürü püf noktası vardır. Ama inşaattaki amelelerin çoğu dikkat etmez. Bazısı da az çimento gitsin diye koca koca taşlar atarlar, kimisi sulama yapar ve belli bir standartta gelen hamurun içeriği ile oynarlar. Düşünün fabrikada süt, meyve suyu ya da kola üretiyorsunuz, oradan bir tekniker gelip şişeleme yapılan yerde rast gele şişelere su katıyor, daha az malzeme gitsin diye. İşte türkiye'deki binalar o su katılmış kola, meyve suyu kalitesindedir.
Eskiden 99 sonrası yapılan hatta özellikle mümkünse 2007 daha da mümkünse 2011 sonrası yapılan binalarda oturmaya dikkat eder, binası yeniyse içi rahat olurdu. Artık bu ayrımın tamamen kalktığını, at izinin it izine karıştığı, hangi binanın ne kadar sağlam olduğunu anlamanın mümkünatının olmadığı apaçıktır. Deprem testleri bir yere kadar, Adamlar donatı bağlantılarını yanlış yapmışsa yine işin bitti. Kolon ile kirişin birleştiği yerde bağlantılar zayıf oluyor, yanal yükte de burası atıyor. Bina çok sağlam bile olsa kesişim yerinden kırılan tarafa doğru bina yan yatıyor. isterse 2023 yapımı olsun, sahada işi bilen adam az.
inşaat işini, profesyonel sektör haline getirmediğiniz sürece bunun altından kalkmak mümkün değil. Bundan sonra güvenli evler -belki- 2023 sonrası yapıldı diye kriterlenecek. Ki yine de güvenilmemesi gerekir. Kuyumcunun yaptığı apartmanda oturmak, market kasiyerinin yaptığı ameliyata maruz kalmak gibi. Halk olarak işimiz bitmiş, bundan sonra herkes konteyner, prefabrik, karavan tarzı yaşam alanlarına yönelecektir. Herkes yüksek kat yapılmasın diyor da yüksek kat ile yakılmanın da alakası yok. Aslında yüksek katlı binalar iyi salınım yapabildiği için ve daha çok denetime tabi olduğu için yıkılma oranı en az yapılardır. Depremde gökdelenler ve çok yüksek katlı rezidanslardan çok 1-2-3-4-5-6-7 katlı binarlar yıkılıyor. Bir de yandan çıkma yapılıyor, yumuşak kat diye bilinir. artık buna son verilmeli. Sonuç olarak binanızın yaşına falan aldanmayın, artık 99 sonrası yapılar güvenli mantığı tarih olmuştur. Herkes başının çaresine baksın.