6 Şubat 2023 Türkiye Depremi #2

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Türkiye'de gerçeklerin konuşulması pek tercih edilmez, sevilmez ve konuşulduğunda kabul görmez. Milletimiz duymak istemeyeceği gerçekler yerine, duymak isteyeceği yalanları tercih ederler. Size hiç birimizin, ailelerimizin güvende olmadığını söylemek isterim. Ve bu aşağılık gerçeği yüzdelik vererek gizliyorlar. Hepsinde rakam veriliyor, ama 99 sonrası yapılan binalar hakkında rakam kullanmak yerine % kullanılıyor

zaten şehrin yarısı 2001'den sonra inşa edilmiş. şehir haritadan silindiğine göre %3 rakamı komik kalıyor.

Şayet ağır-orta hasarlıların %3'ünü alsak 220 bin binada 6 bin civarı yeni bina ağır-orta hasar ve yıkılmış demektir. Senin bu depremlerden sonra totalde 6 bin binan yıkılmamalıydı zaten. 6 bin binanın her birinin içinde 10 kişi olsa 60 bin kayıp demek. Zaten rakamların da yalan olduğu buradan belli.



alanım inşaattı ama alanımda çalışmadım, sadece staj yaptım. O stajda bile gördüklerim mide bulandırmaya yetmişti zaten. Şimdi siz şurda avmde, markette vasıfsız çalışacak olsanız, sizden kılık kıyafet, üslup, konuşma tarzı, ağız, diş, kişisel bakım vb gibi kriterler isterler. Altı üstü markette raflara cips bisküvi dizeceksiniz.

Ama inşaat sektöründe bu yok, şantiyede imal edilen binalardaki inşaatın mantığı, binayı o alanda inşa etmektir. başka sektörlerde fabrikada inşa edilen maddeyi siz şantiyede üretirsiniz. Ham maddeler size gelir, üretimi yaparsınız. Ham maddesi demir, ve hamurdur. hamur da çimentodur. Çimento ise öyle kafaya göre dökülmez, bir sürü püf noktası vardır. Ama inşaattaki amelelerin çoğu dikkat etmez. Bazısı da az çimento gitsin diye koca koca taşlar atarlar, kimisi sulama yapar ve belli bir standartta gelen hamurun içeriği ile oynarlar. Düşünün fabrikada süt, meyve suyu ya da kola üretiyorsunuz, oradan bir tekniker gelip şişeleme yapılan yerde rast gele şişelere su katıyor, daha az malzeme gitsin diye. İşte türkiye'deki binalar o su katılmış kola, meyve suyu kalitesindedir.


Eskiden 99 sonrası yapılan hatta özellikle mümkünse 2007 daha da mümkünse 2011 sonrası yapılan binalarda oturmaya dikkat eder, binası yeniyse içi rahat olurdu. Artık bu ayrımın tamamen kalktığını, at izinin it izine karıştığı, hangi binanın ne kadar sağlam olduğunu anlamanın mümkünatının olmadığı apaçıktır. Deprem testleri bir yere kadar, Adamlar donatı bağlantılarını yanlış yapmışsa yine işin bitti. Kolon ile kirişin birleştiği yerde bağlantılar zayıf oluyor, yanal yükte de burası atıyor. Bina çok sağlam bile olsa kesişim yerinden kırılan tarafa doğru bina yan yatıyor. isterse 2023 yapımı olsun, sahada işi bilen adam az.

inşaat işini, profesyonel sektör haline getirmediğiniz sürece bunun altından kalkmak mümkün değil. Bundan sonra güvenli evler -belki- 2023 sonrası yapıldı diye kriterlenecek. Ki yine de güvenilmemesi gerekir. Kuyumcunun yaptığı apartmanda oturmak, market kasiyerinin yaptığı ameliyata maruz kalmak gibi. Halk olarak işimiz bitmiş, bundan sonra herkes konteyner, prefabrik, karavan tarzı yaşam alanlarına yönelecektir. Herkes yüksek kat yapılmasın diyor da yüksek kat ile yakılmanın da alakası yok. Aslında yüksek katlı binalar iyi salınım yapabildiği için ve daha çok denetime tabi olduğu için yıkılma oranı en az yapılardır. Depremde gökdelenler ve çok yüksek katlı rezidanslardan çok 1-2-3-4-5-6-7 katlı binarlar yıkılıyor. Bir de yandan çıkma yapılıyor, yumuşak kat diye bilinir. artık buna son verilmeli. Sonuç olarak binanızın yaşına falan aldanmayın, artık 99 sonrası yapılar güvenli mantığı tarih olmuştur. Herkes başının çaresine baksın.
 
Türkiye'de gerçeklerin konuşulması pek tercih edilmez, sevilmez ve konuşulduğunda kabul görmez. Milletimiz duymak istemeyeceği gerçekler yerine, duymak isteyeceği yalanları tercih ederler. Size hiç birimizin, ailelerimizin güvende olmadığını söylemek isterim. Ve bu aşağılık gerçeği yüzdelik vererek gizliyorlar. Hepsinde rakam veriliyor, ama 99 sonrası yapılan binalar hakkında rakam kullanmak yerine % kullanılıyor

zaten şehrin yarısı 2001'den sonra inşa edilmiş. şehir haritadan silindiğine göre %3 rakamı komik kalıyor.

Şayet ağır-orta hasarlıların %3'ünü alsak 220 bin binada 6 bin civarı yeni bina ağır-orta hasar ve yıkılmış demektir. Senin bu depremlerden sonra totalde 6 bin binan yıkılmamalıydı zaten. 6 bin binanın her birinin içinde 10 kişi olsa 60 bin kayıp demek. Zaten rakamların da yalan olduğu buradan belli.



alanım inşaattı ama alanımda çalışmadım, sadece staj yaptım. O stajda bile gördüklerim mide bulandırmaya yetmişti zaten. Şimdi siz şurda avmde, markette vasıfsız çalışacak olsanız, sizden kılık kıyafet, üslup, konuşma tarzı, ağız, diş, kişisel bakım vb gibi kriterler isterler. Altı üstü markette raflara cips bisküvi dizeceksiniz.

Ama inşaat sektöründe bu yok, şantiyede imal edilen binalardaki inşaatın mantığı, binayı o alanda inşa etmektir. başka sektörlerde fabrikada inşa edilen maddeyi siz şantiyede üretirsiniz. Ham maddeler size gelir, üretimi yaparsınız. Ham maddesi demir, ve hamurdur. hamur da çimentodur. Çimento ise öyle kafaya göre dökülmez, bir sürü püf noktası vardır. Ama inşaattaki amelelerin çoğu dikkat etmez. Bazısı da az çimento gitsin diye koca koca taşlar atarlar, kimisi sulama yapar ve belli bir standartta gelen hamurun içeriği ile oynarlar. Düşünün fabrikada süt, meyve suyu ya da kola üretiyorsunuz, oradan bir tekniker gelip şişeleme yapılan yerde rast gele şişelere su katıyor, daha az malzeme gitsin diye. İşte türkiye'deki binalar o su katılmış kola, meyve suyu kalitesindedir.


Eskiden 99 sonrası yapılan hatta özellikle mümkünse 2007 daha da mümkünse 2011 sonrası yapılan binalarda oturmaya dikkat eder, binası yeniyse içi rahat olurdu. Artık bu ayrımın tamamen kalktığını, at izinin it izine karıştığı, hangi binanın ne kadar sağlam olduğunu anlamanın mümkünatının olmadığı apaçıktır. Deprem testleri bir yere kadar, Adamlar donatı bağlantılarını yanlış yapmışsa yine işin bitti. Kolon ile kirişin birleştiği yerde bağlantılar zayıf oluyor, yanal yükte de burası atıyor. Bina çok sağlam bile olsa kesişim yerinden kırılan tarafa doğru bina yan yatıyor. isterse 2023 yapımı olsun, sahada işi bilen adam az.

inşaat işini, profesyonel sektör haline getirmediğiniz sürece bunun altından kalkmak mümkün değil. Bundan sonra güvenli evler -belki- 2023 sonrası yapıldı diye kriterlenecek. Ki yine de güvenilmemesi gerekir. Kuyumcunun yaptığı apartmanda oturmak, market kasiyerinin yaptığı ameliyata maruz kalmak gibi. Halk olarak işimiz bitmiş, bundan sonra herkes konteyner, prefabrik, karavan tarzı yaşam alanlarına yönelecektir. Herkes yüksek kat yapılmasın diyor da yüksek kat ile yakılmanın da alakası yok. Aslında yüksek katlı binalar iyi salınım yapabildiği için ve daha çok denetime tabi olduğu için yıkılma oranı en az yapılardır. Depremde gökdelenler ve çok yüksek katlı rezidanslardan çok 1-2-3-4-5-6-7 katlı binarlar yıkılıyor. Bir de yandan çıkma yapılıyor, yumuşak kat diye bilinir. artık buna son verilmeli. Sonuç olarak binanızın yaşına falan aldanmayın, artık 99 sonrası yapılar güvenli mantığı tarih olmuştur. Herkes başının çaresine baksın.
Yıkılan binaların hepsi 1999 öncesi binalar diyenler gelsinler k.çımı yesin!

Evet çok eski binalar yıkıldı ama yepyeni binalar da o kadar çok yıkıldı ki. Oturduğum bina yapıldığı zaman daha hazır beton bile kullanılmıyordu. Dört büyük deprem sonrası ayakta. 34 senelik bina. Yaşından çok emin olduğum, 50 yaşından büyük iki bina var ayakta. 30 yaş üstü sayısız bina var. Sümerler belediye konutları var. Bilenler bilir. Ayakta. Ağır hasarlı ve acil yıkılacak durumdalar ama insanları canlı çıkardı içinden.

Yepyeni binalar kağıt gibi yıkıldı. Yıkılmayanlar da kullanılmaz halde. Çöp oldu.

Arkadaşlar gerçekten abartmıyorum Antakya, Defne, Samandağ ilçelerini gezdim Hatay'da. Nüfusun yoğun olduğu merkez ilçeler. Burada sağlam bina sayısı yıkılmayacak ev sayısı 100'den fazla değildir. Müstakil evleri de hesaba katıyorum. Sağlam bina yok!

Yıllardır her felakette deriz. Felaketi siyasi ranta çevirmeyin. Muhalefet de iktidar da yapmayın bunu! Ama değişen bir şey yok! Herkes kendi derdinde.

Deprem bölgesi için ikinci felaket ne olur diye bana sorarsanız, seçimi AKP'nin kazanması derim. Bu şehirler asla AKP iktidarında inşaa edilmemeli.

Sağlam yapmayacaklar, yine yıkılır demiyorum. Haklarını teslim edelim. Tokiler canavar gibi. Dimdik ayakta. Hasarlı mi bilmiyorum ama o iğrenç can sıkıcı, sevimsiz binalar çökmedi. Ama kontrol edilmeyen, hızlıca yapmak için yeni yeni tureyecek inşaat şirketlerine şehri emanet eder bunlar.

Ve hepsinden önemlisi projeler çok doğru çizilmeli. Antakya gerçekten çok hassas bir yer. Şehir planı düzgün yapılmalı. İş sadece bina yapmak değildir. Şehir planı çok iyi yapılmalı. Bu felaket bize bir şans verdi. Bunu iyi kullanmak lazım.
 
Yıkılan binaların hepsi 1999 öncesi binalar diyenler gelsinler k.çımı yesin!

Evet çok eski binalar yıkıldı ama yepyeni binalar da o kadar çok yıkıldı ki. Oturduğum bina yapıldığı zaman daha hazır beton bile kullanılmıyordu. Dört büyük deprem sonrası ayakta. 34 senelik bina. Yaşından çok emin olduğum, 50 yaşından büyük iki bina var ayakta. 30 yaş üstü sayısız bina var. Sümerler belediye konutları var. Bilenler bilir. Ayakta. Ağır hasarlı ve acil yıkılacak durumdalar ama insanları canlı çıkardı içinden.

Yepyeni binalar kağıt gibi yıkıldı. Yıkılmayanlar da kullanılmaz halde. Çöp oldu.

Arkadaşlar gerçekten abartmıyorum Antakya, Defne, Samandağ ilçelerini gezdim Hatay'da. Nüfusun yoğun olduğu merkez ilçeler. Burada sağlam bina sayısı yıkılmayacak ev sayısı 100'den fazla değildir. Müstakil evleri de hesaba katıyorum. Sağlam bina yok!

Yıllardır her felakette deriz. Felaketi siyasi ranta çevirmeyin. Muhalefet de iktidar da yapmayın bunu! Ama değişen bir şey yok! Herkes kendi derdinde.

Deprem bölgesi için ikinci felaket ne olur diye bana sorarsanız, seçimi AKP'nin kazanması derim. Bu şehirler asla AKP iktidarında inşaa edilmemeli.

Sağlam yapmayacaklar, yine yıkılır demiyorum. Haklarını teslim edelim. Tokiler canavar gibi. Dimdik ayakta. Hasarlı mi bilmiyorum ama o iğrenç can sıkıcı, sevimsiz binalar çökmedi. Ama kontrol edilmeyen, hızlıca yapmak için yeni yeni tureyecek inşaat şirketlerine şehri emanet eder bunlar.

Ve hepsinden önemlisi projeler çok doğru çizilmeli. Antakya gerçekten çok hassas bir yer. Şehir planı düzgün yapılmalı. İş sadece bina yapmak değildir. Şehir planı çok iyi yapılmalı. Bu felaket bize bir şans verdi. Bunu iyi kullanmak lazım.

Hocam haklısınız. Türkiye'nin en büyük sorunu konutlarıdır. Demografisi ekonomisi değil. Sismik olarak bu kadar yoğun yerde böyle konutlarda oturmak, ölüm için piyango bileti almaya benzer. Hangimizin öleceği tamamen kuraya bağlı. Kime denk gelirse.

İnsanlarımız her şeyde standart arıyor. Müşteri hizmetlerinin konuşmasında bile kurumsallık, bir kalite ararken evlerde böyle olmaması inanılmaz bir akıl tutulması. Ayrıca projelerde pek sıkıntı yok, olan da var tabi. Ama genel olarak sıkıntı projelerden ziyade sahadaki uygulaması. Ameleler bilmiyor. Markette makarna bölümüne deterjan dizdiniz. Sizi barındırır mı market yönetimi? Anında şutlarlar. Bu inşaat işinde öyle bir şey yok. İki demir eksik koymuşuz ne olacak diyor adam.

İşte size bir örnek: Samsun stadında da eserlerim var diyor. Üstelik videonun sonunda haritacının başının belaya girdiğini söylüyor. Bunlara bir şey olmuyor nedense





ve bunlar yeni stadyumlar bildiğim kadarıyla.

Gerçi bu ülkenin en güçlü müteahhidi, denizden kum çekip demiri hurdadan aldık, istanbulda depremde ölenler şanslıdır diye pişkince açıklama yapıyor ve adama hiç bir şey olmuyor. Bankada çalışan memur bankanın bilgisayar parçalarını, fare klavye vb gibi çalsa soruşturma açılır. Ama insanın canıyla oynayıp demirini harcını çalınca bir şey olmuyor. Benim aklımın almadığı en büyük olay bu Türkiye'de. İnşaatlarda istediğini yapmakta özgürsün ama başka konularda anında işinden olma, hapse atılma gibi cezalarla karşı karşıyasın.

Kısacası, Türkiye'de hiç kimse güvende değil. isterseniz evinizin inşaatı dün bitmiş olsun. Tamamen şansa kalmış. Hangsinin yıkılıp yıkılmayacağını ancak depremden sonra bilebiliriz.
 
Hocam haklısınız. Türkiye'nin en büyük sorunu konutlarıdır. Demografisi ekonomisi değil. Sismik olarak bu kadar yoğun yerde böyle konutlarda oturmak, ölüm için piyango bileti almaya benzer. Hangimizin öleceği tamamen kuraya bağlı. Kime denk gelirse.

İnsanlarımız her şeyde standart arıyor. Müşteri hizmetlerinin konuşmasında bile kurumsallık, bir kalite ararken evlerde böyle olmaması inanılmaz bir akıl tutulması. Ayrıca projelerde pek sıkıntı yok, olan da var tabi. Ama genel olarak sıkıntı projelerden ziyade sahadaki uygulaması. Ameleler bilmiyor. Markette makarna bölümüne deterjan dizdiniz. Sizi barındırır mı market yönetimi? Anında şutlarlar. Bu inşaat işinde öyle bir şey yok. İki demir eksik koymuşuz ne olacak diyor adam.

İşte size bir örnek: Samsun stadında da eserlerim var diyor. Üstelik videonun sonunda haritacının başının belaya girdiğini söylüyor. Bunlara bir şey olmuyor nedense





ve bunlar yeni stadyumlar bildiğim kadarıyla.

Gerçi bu ülkenin en güçlü müteahhidi, denizden kum çekip demiri hurdadan aldık, istanbulda depremde ölenler şanslıdır diye pişkince açıklama yapıyor ve adama hiç bir şey olmuyor. Bankada çalışan memur bankanın bilgisayar parçalarını, fare klavye vb gibi çalsa soruşturma açılır. Ama insanın canıyla oynayıp demirini harcını çalınca bir şey olmuyor. Benim aklımın almadığı en büyük olay bu Türkiye'de. İnşaatlarda istediğini yapmakta özgürsün ama başka konularda anında işinden olma, hapse atılma gibi cezalarla karşı karşıyasın.

Kısacası, Türkiye'de hiç kimse güvende değil. isterseniz evinizin inşaatı dün bitmiş olsun. Tamamen şansa kalmış. Hangsinin yıkılıp yıkılmayacağını ancak depremden sonra bilebiliriz.

Rezalet. Marifetmiş gibi anlatıyor. Bu resmen itiraf. Mahkemede delil dosyasına konulmalı. Konulmuştur diye umut ediyorum. Eserini .... Müebbet hapis vereceksin bunlara.

Umarım bu videoyu çeken adam da işçi itiraf etsin diye çekmiştir. Çünkü işçilerle eğlenme amaçlı böyle videolar çekip eğlenen gülen sosyal medyada paylaşan çok mimar mühendis var.

Ayrıca dediğinizde haklısınız. Biri de araba alırken 3 ekspertiz raporu alan insan ev alırken hiç kontrol etmiyor demişti. Çok haklı bir sitemdi. Ama bunun sebebi ortada. Eksper raporu 3_5 bin TL. bir şeydir. Ne kadar oldu bilmiyorum şu an. Ama bir binanın sağlamlık testi için yapılan testler dünya para. Adamlar bu parayı ödemek istemiyor.
 
Rezalet. Marifetmiş gibi anlatıyor. Bu resmen itiraf. Mahkemede delil dosyasına konulmalı. Konulmuştur diye umut ediyorum. Eserini .... Müebbet hapis vereceksin bunlara.

Umarım bu videoyu çeken adam da işçi itiraf etsin diye çekmiştir. Çünkü işçilerle eğlenme amaçlı böyle videolar çekip eğlenen gülen sosyal medyada paylaşan çok mimar mühendis var.

Ayrıca dediğinizde haklısınız. Biri de araba alırken 3 ekspertiz raporu alan insan ev alırken hiç kontrol etmiyor demişti. Çok haklı bir sitemdi. Ama bunun sebebi ortada. Eksper raporu 3_5 bin TL. bir şeydir. Ne kadar oldu bilmiyorum şu an. Ama bir binanın sağlamlık testi için yapılan testler dünya para. Adamlar bu parayı ödemek istemiyor.
Ben bu herifi cimere şikayet etmiştim depremden sonra, o zaman yayıldı bu görüntü.
Deprem testleri donatıyı ve betonu kontrol ediyor bildiğim kadarıyla. Kolon kiriş bağlantısını kötü yapılmışsa donatı verilerinin yine önemi kalmıyor.

Halk olarak kastettiğim, hassasiyetimiz yok binalara karşı. Depreme dayanıklılık testi olarak düşünmedim, daha çok binalara karşı bakış açımız yanlış. Ayakta duran bir bina dayanıklı gibi bir algımız mı var onu da çözemedim. Beton dikey yüklere karşı çok dayanıklı. Titreşim, deprem vb gibi şeyler olmadığı zaman 4 kolon üstüne koca binayı oturt yine yıkılmaz.

olay zaten yanal yükteki performansı, ama 7-8 arası depreme dayanıklı bina yapmak günümüzde zor bir şey değil. Çünkü yanal yükün uyguladığı basınç belli, binanın kendi ağırlığı belli, taşıma gücü verisi belli. Gerisi matematiğe kalmış.

Eskiden bunu yapamıyorduk. Çünkü deprem bölgelerine göre yapı yönetmeliği vardı. Bu en büyük yanlışımızdı. Çünkü Ankara deprem bölgesi değil. O halde olayı biraz basitleştirmek için, atıyorum bunun sağlamlığı 5 üzerinden 2.5 olsa yeterli deniyordu. Ama daha riskli bölgelerde 5 olmalıydı. Ama yıkıcı depremin, tehlikesiz gibi görünen yerlerde yıkım yapma olasılığı da var. Bu nasıl o zaman göz ardı edildi onu anlamadım. Birileri Adana, Mersin risksiz, oralardakiler çok dayanıklı olmasa da olur dediği için Maraş depreminde evleri yıkıldı. Son yönetmelikte bu saçmalık kaldırıldı, artık her bina bölge farketmeden, yönetmelik usulünce aynı şartlara tabi tutulacak.

Tabi biz kağıt üstünü konuşuyoruz, asıl olay ve hile sahada dönüyor. Mimarın, mühendisin iyi proje ve iyi hesaplaması yetmiyor. O hesabı sahaya uygulayacak adamlar yine o videodaki tipler. Bu yüzden de ne kadar kanun çıkarılırsa çıkarılsın, depremde enkaz altında kalmaktan bizi hiç bir şey kurtaramayacak.
 
1.5 ayda unutuldu, futbolla, seçimle dikkat başka tarafa da kaydı. Ateş anca düştüğü yeri yakıyor bu ülkede.
Elazığ, Van depremleri bu kadar yıkıcı değildi ve insanlar yıllarca çile çekmiş. Antakya, Maraş, Adıyaman'ı neler bekliyor düşündükçe kalbim sıkışıyor. Twitter'da pembe gotlu klavye delikanlıları var. Hep birlikte atlatacağız, yeniden inşaa edeceğiz deyip duruyorlar. Aktivistlerle olacak şey değil. Devlet iradesi olmadan hiçbir şey olmaz. Devlet iradesiyle bile kısa sürede olamayacağını gördük!
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt