8 Yıllık Emeğin Sonunda Kendimi Değersiz Hissediyorum. Siz Olsanız Ne Yapardınız?

Mutlu olmadigin yerde durmak zorunda değilsin ama irrasyonel bir karar alip kendine zarar verme haci. Ben yaptim sen yapma. Basarilar.
 
Değerli dostum;

Yaşadığın sürecin neredeyse bire birini ben de yaşadım. 2015 yılında bir parke üreticisinde işe başladım. Ben başladığımda Üretim Planlama diye bir birim yoktu koca fabrikada. Beni direkt patron kendine bağlı olarak işe aldı. İşe başladığımda şok oldum. Koca fabrikada stok kaydı bile yoktu. Bakkal usulü üretim yapılıyordu. O dönem 11 milyon m² parke üretiyordu firma. 3 senede kusursuz bir ERP sistemi inşa ettim. Hiç makine yatırımı yapmadan üretim 17,4 milyon m²'ye yükseldi. Atıl hammadde ve mamul stoklarını neredeyse sıfıra indirdim. Senden farklı olarak benim maaşımı iyileştirme gereği duymadılar hiçbir zaman.

Sonra; beni işe alan patronuma diğer amca çocukları birleşip %60 payımız var, biz yöneteceğiz diyerek devre dışı bıraktılar. Eski kadroya mobbing yapmaya başladılar. Benden eski 3 çalışan kalmıştı şirkette. Sıra bize geldi tabi. Sadece işimizi yapmamıza rağmen üzerimize gitmeye devam ettiler. Önce kendi hala kızlarını (hiçbirşey bilmediği halde) üstüme direktör yaptılar. Müdür olmama rağmen üstüme benim tecrübemin 1/3'ü bile iş tecrübesi olmayan (sözde) müdür koydular üstüme. En sonunda da 8 senedir uzaktan sorunsuz planladığım Samsun'daki fabrikada 1 ayımın 15 gününü orada geçirmem gerektiğiyle ilgili yazı yazdırdılar İK'ya. Benim için iplerin koptuğu an da bu oldu işte.

Sonra iş buldum. Tazminatımı istedim. Vereceğiz diye oyaladılar. Son gün sözleşmemi noterden tek taraflı feshedip alacak davası açtım. Dava hala devam ediyor.

Ne yaparsan yap iş hayatında vefa diye bir şey maalesef yok. Aynı yollardan geçen biri olarak sana tavsiyem en kısa sürede iş bulup, sözleşmeni feshedip dava açman. Avrupa'da tazminatını daha kolay alırsın her türlü.
 
Yurtdışında değil misin orda da iş bulma durumları aynı mı şu an? Şunun için söylüyorum burada yapılan yorumlar Türkiye şartlarına göre değerlendirildiği için ona göre yönlendirmeler yapılır. Ben olsam yazdığım erp'yi kullandırmam müdahale ederdim. Bırak o çok bilmiş müdürler çözmeye çalışsın :)
 
En iyisi startup.
Onda da direnebilmek çok önemli, şu dünyada çok zor.

9 aydır farklı bir işyerinde çalışıyorum, değişiklik olsun hep evden remote çalışılmak olmaz diye bu işi kabul ettim.
Eski çalıştığım yerde çok büyük büyüme ve ekonomik zorluklar yaşandı, devlet teşvikleriyle ilerlemeye çalışıyorlar ödemeler bazen geç gelse de idare ediyordum.
Fakat son 5 ay gelmesi gerekenler gelemedi, almam gerekeni alamadım.
Derken kredi kartı kredi derken kendimi patlattım.

Sonra da hala hayal ile devam ediyoruz. Şöyle yaparız bunu veririz. Şehir dışına da çıktım görüşmeye de gittim ama değişen olmadı.
En son neredeyse 1. yılın sonunda daha iyi teklifler varken artık ne olursa olsun diyip bu yeni işi kabul ettim.
Bu süreçte yaşadıklarımdan örnek vereyim
Bir iş görüşmesinee gittim firmanın 13 tane modülü var(eticaret dahil) senelik 1 milyondan fazla bir erp sistemine para veriyorlar ancak ortalık artık örümcek ağı olmuş.
Adamlar dalga geçer gibi çok hızlı bir şekilde yapılmalı ve bu iş için bir personel istihdam edeceğiz dedi.
İlan uzman yazılımcı. 5 sene minimum tecrübe.
Ben ortalama bir maaş yazdım, onların teklifi komikti.
Sonra benim tarafımdan olmayacağına kanaat getirince bu şekilde bir personelle bunu başaramayacaklarını söyleyip bir proses çıkardım bunlara.
İster alın bunu ister gelin benle çalışın ama sizin en iyi ihtimal 3 sene daha bu firmalara erp lisansı vermeniz gerekiyor diye girdim konuya. Bu birimin açılmasının mantıksız olduğunu yazılımcı yönüyle anlattım.
Bedava danışmanlık diyebiliriz. Sonra birimi iptal ettiler zaten.
3 ay sonra da buraya girdim.

5-6 aydır da arya stark gibi isim listesi yazıyorum.
Sektörde junior arkadaşlara tavsiyem. Gerekiyorsa taviz vermeyin.
İş bilmeyen adamlarla çalışmayın.
 
Değerli dostum;

Yaşadığın sürecin neredeyse bire birini ben de yaşadım. 2015 yılında bir parke üreticisinde işe başladım. Ben başladığımda Üretim Planlama diye bir birim yoktu koca fabrikada. Beni direkt patron kendine bağlı olarak işe aldı. İşe başladığımda şok oldum. Koca fabrikada stok kaydı bile yoktu. Bakkal usulü üretim yapılıyordu. O dönem 11 milyon m² parke üretiyordu firma. 3 senede kusursuz bir ERP sistemi inşa ettim. Hiç makine yatırımı yapmadan üretim 17,4 milyon m²'ye yükseldi. Atıl hammadde ve mamul stoklarını neredeyse sıfıra indirdim. Senden farklı olarak benim maaşımı iyileştirme gereği duymadılar hiçbir zaman.

Sonra; beni işe alan patronuma diğer amca çocukları birleşip %60 payımız var, biz yöneteceğiz diyerek devre dışı bıraktılar. Eski kadroya mobbing yapmaya başladılar. Benden eski 3 çalışan kalmıştı şirkette. Sıra bize geldi tabi. Sadece işimizi yapmamıza rağmen üzerimize gitmeye devam ettiler. Önce kendi hala kızlarını (hiçbirşey bilmediği halde) üstüme direktör yaptılar. Müdür olmama rağmen üstüme benim tecrübemin 1/3'ü bile iş tecrübesi olmayan (sözde) müdür koydular üstüme. En sonunda da 8 senedir uzaktan sorunsuz planladığım Samsun'daki fabrikada 1 ayımın 15 gününü orada geçirmem gerektiğiyle ilgili yazı yazdırdılar İK'ya. Benim için iplerin koptuğu an da bu oldu işte.

Sonra iş buldum. Tazminatımı istedim. Vereceğiz diye oyaladılar. Son gün sözleşmemi noterden tek taraflı feshedip alacak davası açtım. Dava hala devam ediyor.

Ne yaparsan yap iş hayatında vefa diye bir şey maalesef yok. Aynı yollardan geçen biri olarak sana tavsiyem en kısa sürede iş bulup, sözleşmeni feshedip dava açman. Avrupa'da tazminatını daha kolay alırsın her türlü.
Yazdiklarini okurken her kelimesinde kendi yasadiklarimi hissettim. Umarim ben de en tez zamanda bir is bulup cikarim. Suratlarini bile gormeye tahammulum yok.
 
Değerli dostum;

Yaşadığın sürecin neredeyse bire birini ben de yaşadım. 2015 yılında bir parke üreticisinde işe başladım. Ben başladığımda Üretim Planlama diye bir birim yoktu koca fabrikada. Beni direkt patron kendine bağlı olarak işe aldı. İşe başladığımda şok oldum. Koca fabrikada stok kaydı bile yoktu. Bakkal usulü üretim yapılıyordu. O dönem 11 milyon m² parke üretiyordu firma. 3 senede kusursuz bir ERP sistemi inşa ettim. Hiç makine yatırımı yapmadan üretim 17,4 milyon m²'ye yükseldi. Atıl hammadde ve mamul stoklarını neredeyse sıfıra indirdim. Senden farklı olarak benim maaşımı iyileştirme gereği duymadılar hiçbir zaman.

Sonra; beni işe alan patronuma diğer amca çocukları birleşip %60 payımız var, biz yöneteceğiz diyerek devre dışı bıraktılar. Eski kadroya mobbing yapmaya başladılar. Benden eski 3 çalışan kalmıştı şirkette. Sıra bize geldi tabi. Sadece işimizi yapmamıza rağmen üzerimize gitmeye devam ettiler. Önce kendi hala kızlarını (hiçbirşey bilmediği halde) üstüme direktör yaptılar. Müdür olmama rağmen üstüme benim tecrübemin 1/3'ü bile iş tecrübesi olmayan (sözde) müdür koydular üstüme. En sonunda da 8 senedir uzaktan sorunsuz planladığım Samsun'daki fabrikada 1 ayımın 15 gününü orada geçirmem gerektiğiyle ilgili yazı yazdırdılar İK'ya. Benim için iplerin koptuğu an da bu oldu işte.

Sonra iş buldum. Tazminatımı istedim. Vereceğiz diye oyaladılar. Son gün sözleşmemi noterden tek taraflı feshedip alacak davası açtım. Dava hala devam ediyor.

Ne yaparsan yap iş hayatında vefa diye bir şey maalesef yok. Aynı yollardan geçen biri olarak sana tavsiyem en kısa sürede iş bulup, sözleşmeni feshedip dava açman. Avrupa'da tazminatını daha kolay alırsın her türlü.
Küçük bir not eklemek istiyorum:

Ben ayrıldıktan sonra üretimleri düştü. Şu an yılda 10 milyon m²'nin altında üretebiliyorlar. Ama sorsanız benimle alakalı olduğunu kabul etmezler (belki de biliyorlar ama egolarına yedirremiyorlardır).
 
Yurtdışında değil misin orda da iş bulma durumları aynı mı şu an? Şunun için söylüyorum burada yapılan yorumlar Türkiye şartlarına göre değerlendirildiği için ona göre yönlendirmeler yapılır. Ben olsam yazdığım erp'yi kullandırmam müdahale ederdim. Bırak o çok bilmiş müdürler çözmeye çalışsın :)
Yazilima mudahele etmeyi dusundum. Bir kac defa Amazondan dolayi ERP'ye erisim saglanmadi, tum isler durdu. Ofisteki calisanlar dut yemis bulbul gibi "sisteme giremiyoruz, sisteme giremiyoruz" diye kapimiza dayanmislardi. Sirket icin sistemin nekadar onemli oldugunu gostermek icin "ulan bir kac saatligine erisimi engelleyelim, gotleri tutussun" dedik ama etik olmadigi icin yapmadik.

Ben 8 yildir is ilanlarina bakmadigim icin genel olarak pek bir bilgim yok, ama duygudum ve gordugum kadariyla yapay zekadan dolayi bir durgunluk var. Benim tek avantajim tecrubemin olmasi, kurtarirsa o kurtarir.
 
Kardeşim öncelikle Türkiye'de olsan yeni iş bulmadan kesinlikle işten ayrılma derdim ancak İngiltere"deki iş olanakları, yeni iş bulana kadar geçecek sürede geçimin nasıl sağlanacağı vb. gibi detayları bilmediğim için bir şey diyemiyorum..

Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim.. Yeni baba olmuşsun (Allah analı babalı, sağlıkla büyütsün inşallah), bundan sonra alacağın her kararı çocuğunun geleceğini göz önünde bulundurarak almalısın.. Bekara karı boşamak kolaydır derler.. Asarım, keserim demek kolay da, çocuk olunca öyle olmuyor işler..
 
Bu sektörde yıllarca işin mutfağında her tarafta oldum. Mesela benzer durum ilk zamanlarımda 2008 - 2010 8-10 kişilik bir Tur ve Yurt dışı Hava Yolu Temsilcisinin (öyle bilet temsilcisi deyip geçmemek gerek, o yıllarda bunu yapan firmalar 250 E. bilet alıyordu direk Yabancı hava yolundan, Müşteriye 500'e satarken ondan alan diğer küçük acenta da 500 + 10 a ssatmaya çalışıyordu) oranın aynı ülke ile olan ve o dönemde açılan Konsolosluğun Vize Projesini yaptım. Sonrasında yurtdışı firma ile ortak olup bu sayıyı 28'e kadar çıkardılar. Şu anda holding konumundalar.

En son yine finans sektöründe çalıştım, büyük bir Faktoring de CRM yine farklı firmalarda CRM'ler, Reklam Ajanslarında Sosyal Medya .Uygulamaları v.s. v.s.

En çok gördüğüm ve rastladığım şey bir yerde işleri yoluna koyduğun zaman havaya girip senle işimiz bitti tavırlarına girmeleri. Ama ayrılma durumu sonrası da nedense bir çoğu dizlerini dövüp tekrardan arıyorlar. Tam zamanlı olmasa da dışarıdan destek olabilirmisiniz diye. Böyle böyle insanlar.
 
Yazilima mudahele etmeyi dusundum. Bir kac defa Amazondan dolayi ERP'ye erisim saglanmadi, tum isler durdu. Ofisteki calisanlar dut yemis bulbul gibi "sisteme giremiyoruz, sisteme giremiyoruz" diye kapimiza dayanmislardi. Sirket icin sistemin nekadar onemli oldugunu gostermek icin "ulan bir kac saatligine erisimi engelleyelim, gotleri tutussun" dedik ama etik olmadigi icin yapmadik.

Ben 8 yildir is ilanlarina bakmadigim icin genel olarak pek bir bilgim yok, ama duygudum ve gordugum kadariyla yapay zekadan dolayi bir durgunluk var. Benim tek avantajim tecrubemin olmasi, kurtarirsa o kurtarir.
Her çalıştığım yerde sonrasında ortak olarak devam ettim bugüne kadar. Her seferinde de ön plana çıktığım için bazı olayları büyüterek beni onemsizlestirmeye degersizlestirmeye çalıştılar. İstisnasız her birinde ayrıldım. Sektörlerimiz farklı ama iş yaşamı aynı. Kraldan çok kralcı her yerde var, yaptığını övmek ödüllendirmek yerine açığını kollayip degersizlestirmeye çalışan her yerde var. Bu bazen tepeme müdür olarak atanan emekli ogretmende oldu, bazen patronunun evde canı sıkılan eşi de oldu, bazen patronun metresi olan sekreter de oldu. Genç zamanlarımda anlasmami hep patronlara yapıp bir durumda sizi tanırım beni başkasıyla muhattap etmeyin dedim, çalışmamı beğendiler, kazandırdığımi beğendiler, ama çevresindekilerin lafları olduğu an patronlarla konuşup ayrıldım. Kaç kez arasalar da ne geri döndüm ne açtım. Ama şimdi ağzıma sicsalar ayrılmam. 10 aylık çocuk yigitligi bitiriyor.
 
Kendini değersiz hissettiğin zamanlar olur. Bu üzüntünün de bir süresi vardır. Zaman geçtikçe, içindeki ses sana kendine saygı duyman gerektiğini hatırlatır. Mantığın devreye girer ve sen, kendine olan saygın arttıkça, hak etmediğin, seni değersiz hissettiren yerlerden uzaklaşmayı öğrenirsin. Yürümeyi öğrenmek, bu süreçte kendini toparlayıp yeniden ayağa kalkmak ve yoluna devam etmektir
 

Ekli dosyalar

  • 1784199175319.webp
    1784199175319.webp
    20,2 KB · Görüntüleme: 4
Özet geçeyim dünyada yazılım işinin değeri yok. Çünkü zeka yoksunu insanlar tarafından ne yaptın ki ehehe benim sayemde oldu bunlar.
Doğru yönetici benim zekası var.

Asalaklar tarafından yönetiliyoruz.
Büyük iş adamı oldukları için bu işe zaman ayıramayan patronlar. Yoksa zamanları olsa onlar en iyisini yaparlarmış. Bir tane mal telefonda bunu konuşuyordu bizzat şahit oldum.
 
Kendi işini kurma seçeneğini neden düşünmüyorsun hocam meraktan soruyorum, ben olsam salla başı al maaşı şeklinde çalışmaya devam ederdim bir yandan da başka iş inşa etmeye çalışırdım. İşten çıkarak onlara iyilik yapmış olacaksın zaten iş yavaşlatmak veya çok vasat çalışmak en mantıklısı.
 
Bize büyüklerimiz çıktığın kapıyı sert kapatma derlerdi. Bazen daha iyi şartlarda dönüş bile oluyor. Ondan dolayı mutlu değilsen iş bulduğun zaman çıkarsın. Bizim patron 10 numara adam ama alt müdürler ile uğraşıyoruz.
 
Kiminle konuşsam aynı şeyi söylüyor ki bence de doğru olan bu. Kendimi aşağılanmış gibi hissediyorum.

Bakalım iş bulana kadar dayanabilecek miyim.
Is gorusmeleri ayarla ustad kendine, icine sinen becerinintakdir edecek bir yer oldugunu dusun andada gecis yap.

Calisma ortaminda kafa rahatligi en onemli sey. Ben o yuzden asiri secici oluyorum ozellikle patron /sirket sahibi vs. isi nasil yurutuyor ne kadar biliyor yoksa her seye maydonoz olup icind ediyor mu, "work flow"un icine ediyor mu diye. Ki burda(turkiye yani) insaat sektorunde zaten mimarin degeri muhendisten az(ama bina yikilinca muhrndis yerine mimar aranir laf edilecek) ve patronlar hep maks kar maks is yukunun altindan kalkamayacak hareketler yapiyor.

Eskiden asiri benimserdim calistigim yerleri, ektra eforda verirdim.maas konusunda senede 1 kere adini koyardik gikim cikmazdi 3 kisilik calissamda.Artik en azindan kendi sektorum ve ortamim icin tamamen kendi penceremden bakiyorum , en azindan baslangic sureclerinde.

Ustteki nedenlerden dolayida son firmadan ayrildim 2 tane tek basima is yaptim - faha bile guzel kazandirdi ama duzeni sistemi yok onunda ki benim icin cok onemli programli, sistemli is sureci - simdi arayistayim ufak ufak.
 
Hayatta her şey pamuk ipliğine bağlı, her zaman b,c ve d planın olmalı. Mevcut işinden sabit bir gelir gelsin ama senin birde ekstra kazanç sağladığın mutlaka bir işin olmalı. Kimseye gebe olmamalısın, olmamalıyız. Huzursuzsan tazminatımı almadan çıkmam gibi düşüncelerle hayatını daha da hapishaneye çevirmemelisin ama bir sonraki adımın her zaman belli olmalı, eşşeğini sağlam kazığa yani sadece kendine bağlamalısın. Yeri geliyor en sevdiğin seni aldatıyor, terk ediyor, elin oğlu neler neler yapar. Duygusallığa aidiyete gerek yok, işini yap paranı al, daha iyi bir seçeneği hep ara bul ya da yarat. Aksi taktirde çok üzülürsün.
 
Zaman ayarlı virüs sen işyerinden ayrıldıktan yeterli bir süre sonra her şeyi silebilir.
 
Büyük iş adamı oldukları için bu işe zaman ayıramayan patronlar. Yoksa zamanları olsa onlar en iyisini yaparlarmış. Bir tane mal telefonda bunu konuşuyordu bizzat şahit oldum.
Şuan çalıştığım yerde 4 tane grafik işiyle uğraşan farklı uzmanlıklarda arkadaşlar var işveren şunu diyor:
“ben biraz öğrensem bir aylık işi bir haftada çıkarırım”
Bana da şey diyor yarım saatte kurumsal siteyi sıfırdan yaparız.
:asd:
Hiç diyaloğa girmiyorum. tamam, okey en fazla muhabbetin.

İşin tekniğini bilmeyen adamla çalışmayacaksın.
 
Evet arkadaşlar, bu konuda biraz fikrinizi almak istiyorum. Detaylar uzun ama kısaca özetlemeye çalışacağım.

Yurt dışında yaşıyorum. Master derecesine sahip, 15 yılı aşkın tecrübeli bir yazılım geliştiricisiyim. Yaklaşık 8 yıldır aynı özel şirkette çalışıyorum.

Sekiz yıl önce telefonum çaldı. Arayan kişi, maalesef geçen yıl kaybettiğimiz şirketin ortak kurucularından biriydi. Bana bir iş teklif etti. Görüşmeye gittim ve teklifi kabul ettim.

O dönem şirket yıllık yaklaşık £500 bin ciro yapan, küçük ama büyümekte olan bir işletmeydi. Kullandıkları sistem ise tam anlamıyla çağ dışıydı.

Şirket hem online hem de mağaza üzerinden satış yapıyordu. Satışların %70'ten fazlası internet sitesinden gelmesine rağmen, web sitesindeki tüm siparişler ofiste çalışan personel tarafından tek tek manuel olarak sisteme giriliyordu. Siparişler sisteme işlenirken hesap makinesiyle toplam tutar hesaplanıyordu. Alışveriş merkezlerinden gelen siparişlerin faturaları ise WhatsApp üzerinden ofise gönderiliyor, onlar da yine tek tek sisteme giriliyordu.

Tahmin edebileceğiniz gibi bu sistemin ölçeklenebilmesi mümkün değildi. Sipariş sayısı arttıkça tek çözüm daha fazla personel işe almaktı.

Ben şirkete Yazılım Geliştirme Departmanı'nın başı olarak girdim. Ortaklardan sonra gelebilecek en üst pozisyonlardan birindeydim. Yeni yılın başlamasına sadece dört ay vardı ve bu süre içerisinde tüm bu manuel süreçleri ortadan kaldıracak tamamen yeni bir ERP sistemi geliştirmem gerekiyordu.

Gece gündüz çalıştım ve yeni yıla yeni sistemle girmeyi başardık.

Shopify üzerinden gelen siparişler artık otomatik olarak ERP sistemine düşüyor, müşteri hizmetleri siparişleri anında görebiliyor ve gerekli değişiklikleri yapabiliyordu. Alışveriş merkezlerindeki satış danışmanları siparişleri iPad üzerinden alıyor, bu siparişler de otomatik olarak sisteme aktarılıyordu.

Artık ister günde 100 sipariş gelsin ister 1.000, aynı ekiple bu yükü rahatlıkla yönetilebiliyordu.

Bu şirket için adeta bir devrimdi.

Zamanla şirket içinde herkesin saygısını kazandım. Maaşım arttı ve çalışmaya devam ettim. Bununla da kalmadım; ertesi güne sipariş verme, teslimat günü seçme, depoya henüz ulaşmamış ürünlerin ön siparişle satılması gibi birçok sistemi de geliştirip devreye aldım. Bunlar şirketin büyümesine ciddi katkı sağladı.

Bugün o şirket yıllık £500 bin ciro yapan küçük bir işletme olmaktan çıkıp aylık yaklaşık £3 milyon ciro yapan bir firmaya dönüştü. Bu büyümenin temelinde yıllar boyunca geliştirdiğim altyapı ve sistemler var.

Yaptığım iş sadece yazılım geliştirmek de değildi. Sunucu altyapılarının kurulması, Amazon AWS servislerinin entegrasyonu, sistem mimarisi, güvenlik, otomasyon... Kısacası tam anlamıyla full-stack ve altyapı tarafında da şirketin tüm teknolojik yükünü üstlendim.

Beni işe alan ortakla aramız çok iyiydi. İş hayatında da özel hayatımda da ne zaman bir sıkıntım olsa hep yanımda olurdu. Maalesef kendisini geçen yıl, henüz 35 yaşındayken amansız bir hastalık nedeniyle kaybettik. Hâlâ büyük üzüntüsünü yaşıyorum.

Onun vefatından sonra işler tamamen değişti.

Diğer ortak, ofis tarafını yönetmeye başladı ve peş peşe yeni yöneticiler işe aldı. Bir anda benim üstümde beş farklı yönetici oluştu. Bugün hesap verdiğim insanların hiçbiri teknik anlamda kendi şifresini bile sıfırlayabilecek seviyede değil.

Sekiz yılın sonunda, şirketi büyüten ekibin bir parçası olmama rağmen kendimi sıradan bir çalışan konumunda buldum.

Yeni gelen yöneticiler kendi ekiplerini kurmaya başladılar. Şirketi bugünlere getiren eski çalışanlar ise birer birer ayrıldı. Yaklaşık 60 kişilik şirkette eski kadrodan sadece 8 kişi kaldı ve onların da neredeyse tamamı mutsuz.

Son dönemde alınan kararlar da durumu daha da kötüleştirdi.

Sekiz yıldır sorunsuz devam eden hibrit çalışma düzeni hiçbir mantıklı gerekçe gösterilmeden değiştirildi. Ofiste ciddi otopark problemi olmasına rağmen herkesi aynı gün ofise çağırma kararı alındı.

İki ay önce baba oldum. Çocuğumu aile hekimine kaydettirebilmek için sadece yarım saat erken çıkmak istediğimi söyledim. Talebim reddedildi.

O an benim için her şey bitmişti.

Dün ise yazılım ekibi olarak yeni bir haber aldık. Sekiz yıldır kullandığımız odamızdan çıkarılıp, sürekli insanların girip çıktığı, gürültülü açık ofis alanına taşınacağımız söylendi. Bizim kullandığımız oda ise yine yeni işe alınan kişilere verilecekmiş.

Yazılım geliştiren insanların dikkat gerektiren bir iş yaptığını düşünürsek, bu kararın ne kadar mantıklı olduğunu siz değerlendirin.

Şimdi size sormak istiyorum.

Siz benim yerimde olsaydınız ne yapardınız?

Ben artık yeni iş aramaya başladım. Uygun bir fırsat bulduğum anda ayrılmayı düşünüyorum. Ben gittikten sonra geliştirdiğim sistemleri yönetmekte bir süre ciddi zorluk yaşayacaklarını tahmin ediyorum ama artık bunun sorumluluğunu hissetmiyorum.

Diğer yanım ise "Hiç bekleme, bugün çık git." diyor.

Sonuçta iş bulunur. Allah büyük.
rakip sirkete gir renkdas adamlari tokezle zaten liyakatsiz sirketler batmaya mahkumdur
 
Geri
Üst Alt