8 Yıllık Emeğin Sonunda Kendimi Değersiz Hissediyorum. Siz Olsanız Ne Yapardınız?

Şuan çalıştığım yerde 4 tane grafik işiyle uğraşan farklı uzmanlıklarda arkadaşlar var işveren şunu diyor:
“ben biraz öğrensem bir aylık işi bir haftada çıkarırım”
Bana da şey diyor yarım saatte kurumsal siteyi sıfırdan yaparız.
:asd:
Hiç diyaloğa girmiyorum. tamam, okey en fazla muhabbetin.

İşin tekniğini bilmeyen adamla çalışmayacaksın.
Jet patron yavaş gelecek bize, jet patron uzaya 5 dakika, kıskanıyor bizi dünya......
 
yaşadığın şeyi kişisel algılama, hayatın bir gerçeği olarak kabul et. herkes yaşıyor bu gibi durumları.

kurmuş olduğun sistemi geriye alma/bozma gibi düşünceleri aklından çıkar. orada çalıştın, verdikleri maaşı kabul ettin, hizmetini verdin. kurduğun sistem artık şirketin malı. onu bozmak ya da işlevsiz hale getirmek, kasadan para çalmak ile etik olarak eşdeğerdir.

bu sorunun mutlak doğru cevabı yok. herkesin cevabı kendi gerçeklerine göre doğru. kendi gerçeklerini en iyi sen biliyorsun. paraya ne kadar ihtiyacın var? işsiz kalmak seni manen ne kadar yıpratır? çevresel faktörler, yurt dışında yaşam, baskı vs. bunu analiz edip, en doğru kararı al.
 
Calisma sartlari en yetkin kisiler icin bile cok zorlasmis durumda

Bir de giris seviye islerde calisanlarin durumunu dusunun
Gecen birisiyle konustum
Lavaboya gitme sansi bile verilmiyor dedi

Insan onurunu ayaklar altina alan ve emegin hice sayildigi bir donemdeyiz


Ufak da olsa kendi isinizi yapin
Bu belki hemen olmaz
Ama denemeler yapacaksiniz ailenizi riske atmayacak sekilde.

Kendi geminizin kaptani olursaniz, doyumsuz patronlarin ve kunde mudurlerin bu kotu davranislarina maruz kalmazsiniz

Biliyorum kolay olmayacak
Ama denemege deger
 
Babam hep iş bulmadan işten çıkma der. Senin yazdıklarını okuyunca zaten mobbing uyguladıkları belli. Istifaya zorluyorlar anladığım kadarıyla. Diğer taraftan da mutlu olmadığın yerde kalma gibi durumun var.

Ben sabret derim o arada iş ilanlarına bak ya da onlar işten çıkarsın ki tazminat veya işsizlikten maaş alabilesin.

Aksi takdirde olan sana ve ailene olur.
 
İş yerinde emekli olana kadar başarılı olmak istiyorsan bir kaç kural vardır.

- asla işini başkasına öğretme
- öyle çok şeyle uğraş ki patronların sana başka iş veremesin.
- herkes iyi geçin ama sadece senden üst yöneticilerle
- eş ve ast rütbelilerden hep uzak dur, işini hep gizli tut. ekranını bile gösterme elin hep alt tabta olsun.
- sebilden su alırken bile elinle şimşek gibi windows tuşu+L yapabil.
- iş geliştirme, hedef taleplerinde her zaman salağa yat. işindeki evrak sayısında asla azaltmaya gitme bol bol fotokopi ve masada ihtiyaç dışı onlarda evrağı tut.
- odana gelen kim olursa olsun asla sohbet etme, başını asla mönitörden kaldırma. gözlerini ov ve bir kahve alsam iyi olacak de.
- şirketteki kadınlara asla ilgi gösterme, sohbet etme ve onları uzak tutacak herşeyi yap. burada en ufak taviz gelecekte seni işinden edebilir.
- kadınlardan uzak olursan, sana bakıp gay mi izlenimi oluşabilir. olsun gaylik kötü değildir, önemil olan Pasif gay olduğunu düşünmemeleridir. Baskın karakter herkesi senden uzak tutan bir kalkan gibidir.
- filtre kahve için ve hep sade olsun sevmiyorsan bile yarım bardak al ve masanda dursun. içine süt koyarsan, amirlerinin gözünde ya gaysindir yada boş beleşe adamsın.
- şirket aracınız yada kendi aracınızla gidip gelmiyorsanız, serviste mutlaka ama mutlaka uyuyun. telefonunuzda oyun oynamayın masada toz bağlasın, whatsap fotoğrafı koymayın. gizemli havanız bozulduğu an masanızı ve odanınızı elinizden alabilirler.
 
Sana söyleyebileceğim tek şey:İş İşi doğurur.Stres kalibreni en iyi sen bilirsin.Belli ki çok bunalmış vaziyettesin ve belli ki mevcudiyet ile mutlu ve mesut olamayacaksin.Lakin günümüz koşullarında gerçekten iş bulmadan ıssız kalmani oneremem.onermemeliyim.Yine de en iyi kararı kendin vereceksin.Durumunu tartip bir fizibilite yapıp ona göre adım atman en mantıklısı.Hersey gönlünce olsun.
 
İş dünyası her yerde aynı. Ülke filan farketmiyor. Mobbing her yerde var. 8 senedir özel bir bankanın otomasyonunda çalışıyorum ama 1 gün isteyerek gitmedim. Zulüm gibi ama 2 tane de çocuk var. Aile oldu mu feragat etmek zorundasın bazı şeylerden. Sende de yeni doğmuş çocuk var. Allah analı babalı büyütsün sağlık sıhhat versin. Onları düşünmek zorundasın.
 
Evet arkadaşlar, bu konuda biraz fikrinizi almak istiyorum. Detaylar uzun ama kısaca özetlemeye çalışacağım.

Yurt dışında yaşıyorum. Master derecesine sahip, 15 yılı aşkın tecrübeli bir yazılım geliştiricisiyim. Yaklaşık 8 yıldır aynı özel şirkette çalışıyorum.

Sekiz yıl önce telefonum çaldı. Arayan kişi, maalesef geçen yıl kaybettiğimiz şirketin ortak kurucularından biriydi. Bana bir iş teklif etti. Görüşmeye gittim ve teklifi kabul ettim.

O dönem şirket yıllık yaklaşık £500 bin ciro yapan, küçük ama büyümekte olan bir işletmeydi. Kullandıkları sistem ise tam anlamıyla çağ dışıydı.

Şirket hem online hem de mağaza üzerinden satış yapıyordu. Satışların %70'ten fazlası internet sitesinden gelmesine rağmen, web sitesindeki tüm siparişler ofiste çalışan personel tarafından tek tek manuel olarak sisteme giriliyordu. Siparişler sisteme işlenirken hesap makinesiyle toplam tutar hesaplanıyordu. Alışveriş merkezlerinden gelen siparişlerin faturaları ise WhatsApp üzerinden ofise gönderiliyor, onlar da yine tek tek sisteme giriliyordu.

Tahmin edebileceğiniz gibi bu sistemin ölçeklenebilmesi mümkün değildi. Sipariş sayısı arttıkça tek çözüm daha fazla personel işe almaktı.

Ben şirkete Yazılım Geliştirme Departmanı'nın başı olarak girdim. Ortaklardan sonra gelebilecek en üst pozisyonlardan birindeydim. Yeni yılın başlamasına sadece dört ay vardı ve bu süre içerisinde tüm bu manuel süreçleri ortadan kaldıracak tamamen yeni bir ERP sistemi geliştirmem gerekiyordu.

Gece gündüz çalıştım ve yeni yıla yeni sistemle girmeyi başardık.

Shopify üzerinden gelen siparişler artık otomatik olarak ERP sistemine düşüyor, müşteri hizmetleri siparişleri anında görebiliyor ve gerekli değişiklikleri yapabiliyordu. Alışveriş merkezlerindeki satış danışmanları siparişleri iPad üzerinden alıyor, bu siparişler de otomatik olarak sisteme aktarılıyordu.

Artık ister günde 100 sipariş gelsin ister 1.000, aynı ekiple bu yükü rahatlıkla yönetilebiliyordu.

Bu şirket için adeta bir devrimdi.

Zamanla şirket içinde herkesin saygısını kazandım. Maaşım arttı ve çalışmaya devam ettim. Bununla da kalmadım; ertesi güne sipariş verme, teslimat günü seçme, depoya henüz ulaşmamış ürünlerin ön siparişle satılması gibi birçok sistemi de geliştirip devreye aldım. Bunlar şirketin büyümesine ciddi katkı sağladı.

Bugün o şirket yıllık £500 bin ciro yapan küçük bir işletme olmaktan çıkıp aylık yaklaşık £3 milyon ciro yapan bir firmaya dönüştü. Bu büyümenin temelinde yıllar boyunca geliştirdiğim altyapı ve sistemler var.

Yaptığım iş sadece yazılım geliştirmek de değildi. Sunucu altyapılarının kurulması, Amazon AWS servislerinin entegrasyonu, sistem mimarisi, güvenlik, otomasyon... Kısacası tam anlamıyla full-stack ve altyapı tarafında da şirketin tüm teknolojik yükünü üstlendim.

Beni işe alan ortakla aramız çok iyiydi. İş hayatında da özel hayatımda da ne zaman bir sıkıntım olsa hep yanımda olurdu. Maalesef kendisini geçen yıl, henüz 35 yaşındayken amansız bir hastalık nedeniyle kaybettik. Hâlâ büyük üzüntüsünü yaşıyorum.

Onun vefatından sonra işler tamamen değişti.

Diğer ortak, ofis tarafını yönetmeye başladı ve peş peşe yeni yöneticiler işe aldı. Bir anda benim üstümde beş farklı yönetici oluştu. Bugün hesap verdiğim insanların hiçbiri teknik anlamda kendi şifresini bile sıfırlayabilecek seviyede değil.

Sekiz yılın sonunda, şirketi büyüten ekibin bir parçası olmama rağmen kendimi sıradan bir çalışan konumunda buldum.

Yeni gelen yöneticiler kendi ekiplerini kurmaya başladılar. Şirketi bugünlere getiren eski çalışanlar ise birer birer ayrıldı. Yaklaşık 60 kişilik şirkette eski kadrodan sadece 8 kişi kaldı ve onların da neredeyse tamamı mutsuz.

Son dönemde alınan kararlar da durumu daha da kötüleştirdi.

Sekiz yıldır sorunsuz devam eden hibrit çalışma düzeni hiçbir mantıklı gerekçe gösterilmeden değiştirildi. Ofiste ciddi otopark problemi olmasına rağmen herkesi aynı gün ofise çağırma kararı alındı.

İki ay önce baba oldum. Çocuğumu aile hekimine kaydettirebilmek için sadece yarım saat erken çıkmak istediğimi söyledim. Talebim reddedildi.

O an benim için her şey bitmişti.

Dün ise yazılım ekibi olarak yeni bir haber aldık. Sekiz yıldır kullandığımız odamızdan çıkarılıp, sürekli insanların girip çıktığı, gürültülü açık ofis alanına taşınacağımız söylendi. Bizim kullandığımız oda ise yine yeni işe alınan kişilere verilecekmiş.

Yazılım geliştiren insanların dikkat gerektiren bir iş yaptığını düşünürsek, bu kararın ne kadar mantıklı olduğunu siz değerlendirin.

Şimdi size sormak istiyorum.

Siz benim yerimde olsaydınız ne yapardınız?

Ben artık yeni iş aramaya başladım. Uygun bir fırsat bulduğum anda ayrılmayı düşünüyorum. Ben gittikten sonra geliştirdiğim sistemleri yönetmekte bir süre ciddi zorluk yaşayacaklarını tahmin ediyorum ama artık bunun sorumluluğunu hissetmiyorum.

Diğer yanım ise "Hiç bekleme, bugün çık git." diyor.

Sonuçta iş bulunur. Allah büyük.
Üstad geçmiş olsun. Aynı sektördeyiz. Birebir dediklerini yaşıyorum.

Türkiye'nin en büyük 3 firmasından birinde çalışıyorum. Geldiğimde çöplük gibi olan ortamı aynı senin yaptığın gibi sahiplenerek bir beklenti içine girmeden yeri geldiğinde haftasonu kendimi de geliştirme amaçlı çalıştım.

Hala sistemde sorunlar tam çözülmedi ama çöplük olan ortam yarı Alman saati gibi makine gibi çalışıyor.

Şirkete katma değer katmaya devam ettim.

Tabi bu sırada çalışırken hizmet modeli üzerinden çalışıyoruz. 10 gün önce bir haber geldi. Hizmet modelinde artık birebir görüşmeler olmayacak ve tepemizde hizmet liderleri atanacakmis. Aile ortamı gibi çalıştığım ve sadece belli kişilere hesap verdiğim şirkette şimdi benim kullandığım programı bile bilmeyen biri gelip hesap soracak.

Yazılım ortamını az çok bilirsin. Herşey o kodu bilmek değil bazı sistemlerde ERP programlarında o programın yapısına uygun geliştirmeler özelleştirmeler yapılır.

Şimdi elin adamı gelip sistemi bilmeden şunu yap bunu yap çekecek. Planlamalara kendim girerken bu adam girecek ve bilmediği program için iş birimlerine efor verecek.

10 gündür kara kara düşünüyorum. Çünkü elinde sonunda bu iş bilmez adam patlayacak ve suçu bana atacak eminim. İlmek ilmek ördüğüm sisteme elin adamı çökecek.

Geçen gün bir görüşme yaptım liderlerimle. Teknik mimar olarak devam etmezsem aynı katma değeri veremeyeceğimi söyledim. Çünkü artık tüm sistem değişiyordu. Performans odaklı olacaktı. Bende sistem makine gibi olsun diye kurcalamak yerine bana ne task verilirse artık onu yaparım geçerim imasinda bulundum.

Bu sektör maalesef böyle. Birşeyler üretiyoruz ve sonunda beyaz yaka olduğunu için gelip birisi emeğine çöküyor. İş bulup ayrılmani öneririm. Çoluk çocuk da varmış zorlanmani istemem.

Bende şayet ilk gelen fırsatları değerlendirme kararı aldım. Güle oynaya açtığım PC yi artık açarken içim gitmiyor.

Bizi bu duruma düşürenler utansın. İşini düzgün yapan aç kalmaz zaten sende kalmazsın. Ama karakter meselesi işte. Karakterine yediremiyorsun. Bende yediremiyorum. Ki sende de büyük ihtimalle o dönemden beri alınan her karar sana artık son dakika söyleniyordur.

İğrenç bir durum. Hakkında hayırlısı olsun. Ama yalnız değilsin
 
Üstad geçmiş olsun. Aynı sektördeyiz. Birebir dediklerini yaşıyorum.

Türkiye'nin en büyük 3 firmasından birinde çalışıyorum. Geldiğimde çöplük gibi olan ortamı aynı senin yaptığın gibi sahiplenerek bir beklenti içine girmeden yeri geldiğinde haftasonu kendimi de geliştirme amaçlı çalıştım.

Hala sistemde sorunlar tam çözülmedi ama çöplük olan ortam yarı Alman saati gibi makine gibi çalışıyor.

Şirkete katma değer katmaya devam ettim.

Tabi bu sırada çalışırken hizmet modeli üzerinden çalışıyoruz. 10 gün önce bir haber geldi. Hizmet modelinde artık birebir görüşmeler olmayacak ve tepemizde hizmet liderleri atanacakmis. Aile ortamı gibi çalıştığım ve sadece belli kişilere hesap verdiğim şirkette şimdi benim kullandığım programı bile bilmeyen biri gelip hesap soracak.

Yazılım ortamını az çok bilirsin. Herşey o kodu bilmek değil bazı sistemlerde ERP programlarında o programın yapısına uygun geliştirmeler özelleştirmeler yapılır.

Şimdi elin adamı gelip sistemi bilmeden şunu yap bunu yap çekecek. Planlamalara kendim girerken bu adam girecek ve bilmediği program için iş birimlerine efor verecek.

10 gündür kara kara düşünüyorum. Çünkü elinde sonunda bu iş bilmez adam patlayacak ve suçu bana atacak eminim. İlmek ilmek ördüğüm sisteme elin adamı çökecek.

Geçen gün bir görüşme yaptım liderlerimle. Teknik mimar olarak devam etmezsem aynı katma değeri veremeyeceğimi söyledim. Çünkü artık tüm sistem değişiyordu. Performans odaklı olacaktı. Bende sistem makine gibi olsun diye kurcalamak yerine bana ne task verilirse artık onu yaparım geçerim imasinda bulundum.

Bu sektör maalesef böyle. Birşeyler üretiyoruz ve sonunda beyaz yaka olduğunu için gelip birisi emeğine çöküyor. İş bulup ayrılmani öneririm. Çoluk çocuk da varmış zorlanmani istemem.

Bende şayet ilk gelen fırsatları değerlendirme kararı aldım. Güle oynaya açtığım PC yi artık açarken içim gitmiyor.

Bizi bu duruma düşürenler utansın. İşini düzgün yapan aç kalmaz zaten sende kalmazsın. Ama karakter meselesi işte. Karakterine yediremiyorsun. Bende yediremiyorum. Ki sende de büyük ihtimalle o dönemden beri alınan her karar sana artık son dakika söyleniyordur.

İğrenç bir durum. Hakkında hayırlısı olsun. Ama yalnız değilsin
Cok uzuldum renktas. Seni cok iyi anliyorum. Ayni durumdayiz maalesef. Umarim tez zamanda bu durumu lehimize cevirebiliriz.
 
Vallahi iyi fikir. Rakip firmalara ben CV'imi gondereyim. Olursa harika olur. Kapak gibi geciririm.
ozgecmisinde burda anlattiklarini direk paylas sirketi nerden nereye getirdigini ozellikle belirt buyuk yerlere oyna soyliyim sonra da bunlarin tekerine comak sok
 
Bu kadar yazılımcı forumda gezip katma değer üretecek bir startup çıkaramamış.
Kolları sıvama vakti geldi artık.
Her alandan var anasını satayım.
Gelin güzel bir futbol app falan çıkaralım da kerizin birine satarız kazara herkes payını alıp gider.
 
büyük şirketlerden birinde Yazılım ve Yapay Zeka alanında yöneticiyim. Hissetriklerine üzüldüm ancak özel sektör böyle bir şey ne yazık ki.

Yazılım sektörüne ilgi de AI ile birlikte azaldı, dokunulmazlığı da kalktı. Tavsiyem iş bulmadan fevri çıkışlar yapmaman olur. İş bulursan da geçeceğin şirketin finansal durumlarını iyi araştır. Sonra pişmanlık fayda etmez. Şu ara acayip bir sessiz kriz var, iş bulman çok zor hale gelebilir
 
Ne kadar dayanabiliyorsan dayan mümkünse tazminatını da al. Sonra ilk fırsatta ayrılırsın. Maaşını alıyorsan her ay sonuc olarak parana bakarsın ne kadar sabır edebilirsen de edersin
 
Dostum seni 1 gram bile tanimiyorum nasil birisin isinde nasilsin vs ..bu yuzden yanlis anlama lutfen yazacaklarimi..
Biz olayi tek tarafli dinliyoruz ..Kendi isini yapmayan arkadaslarla konusuyoruz istisnasiz herkes patronlari sucluyor daha ben kotuyum diyeni gormedim..Ayni sekilde isveren olanlara da sorunca hep calisani hatali buluyor..
Yeteri kadar dusunup tasinmissindir eger senle alakali cidden bir sikinti yoksa en makulu yeni is ayarlayana kadar bunlarin yaninda takilmak olur..
 
Geri
Üst Alt