Elano'yu neden transfer ettik biz? Ayhan'ın yerine mi? Yani Elano'dan ne bekliyorduk, orta sahada rakiple mücadele etmesini, risk almadan basit oynamasını, sağa sola pas yapmasını mı, yoksa rakip kaleye yakın oynayıp uzaktan şutla, ara paslarla, kenardan yapacağı ortalarla pozisyon yaratmasını mı? Benim bu güne kadar seyrettiğim Elano, Ayhan'ın yerine transfer edilmiş gibi duruyor ne yazık ki. Ben herkesten daha ümitliydim sezon başında, Lincoln'den daha fazla sorumluluk sahibi, defansif yönü daha kuvvetli, takımın hücum gücünü artıracak bir adam alındığını düşündüm. Man City forumlarına yazdım, salak herifler böyle adam bırakılır mı, diye. Ama gel gör ki Elano hiçbir katkı yapamadı, daha doğrusu benim ve benim gibi düşünenlerin beklediği katkıyı yapamadı.
Benim bildiğim Elano çok iyi bir futbolcu. Bakın çok yetenekli değil, spektaküler değil Lincoln gibi, ama takım oyunu için önemli bir oyuncu. Brezilya milli takımında dünyanın en iyi futbolcularıyla birlikte oynadığı için sorumluluk almasına veya ofansif oynamasına gerek kalmıyor, çünkü adamların bekleri bile yarısahanın ilerisinde oynuyor. O işi diğerleri hallediyor. Bizimki ise disiplinli, soğukkanlı, basit, risk almadan oynuyor. Tıpkı bizim şu anki sistemimizde oynamaya çalıştığı gibi. Ama burası Brezilya milli takımı değil. Bizdeki oyuncuların, özellikle ortasahaların ve beklerin kaliteleri ve kapasiteleri belli. Ayrıca Brezilya milli takımı bizim yediğimiz gibi pres yemiyor, çünkü adamlara pres yapmaya kalkanlar 5 yiyor. Milli takımda Elano'nun üstünde buradaki gibi bir baskı yok. Elano kafası rahat oynuyor ve iyi oynuyor ve milli takıma sürekli seçiliyor bu yüzden. Şimdi bir kere milli takımdaki performansı ile bizdekini karşılaştırmayın, elma ile armut gibi olur.
Elano box-to-box bir orta saha oyuncusu mudur? Elano'nun box-to-box olmadığı gün gibi ortadadır. Bir kere Brezilya futbolunda böyle birşey yok. İkincisi Elano'nun yeteneği fazla gelir. Elano'nun yeteneklerini kullanabilmesi için hücumu düşünmesi gerekir öncelikle. Defansif yeteneği zayıftır. Zaten Xavi, İniesta, Gerard, Lampard gibi adamlar da öyle değil, ofansif yetenekleri daha yüksektir bu gibi oyuncuların. Ha bir Xabi Alonso dersin, anlarım. Bir nebze box-to-box sayılabilir. Ama diğerlerinin zaten belli bir etikete ihtiyacı yok. Bunlar işlerini en iyi yapan, teknikleri yüksek, oyun zekaları yüksek, dünyada başka örnekleri olmayan adamlar. Elano'yu bunlarla karşılaştırmak son derece komik kaçıyor, en başta Elano'yu değersizleştiriyor.
Önce Elano'nun Man City'deki performansına, sonra bizdeki performansına bakmak, ondan sonra performansı nasıl yükselebilir diye düşünmek lazım. City'de ilk sezonunda yeni kurulmuş bir takımla sezonun ilk yarısında harikalar yaratan bir Elano. 6 kişilik defansif bloğun (4 savunma 2 defansif orta saha) önünde 3 hücumcunun arkasında oynayan bir Elano. Shaktar'dan zaten fizik olarak hazır gelmişti. Tekniğiyle birleştirince ve doğru yerde oynatılınca iyi bir oyun çıktı ortaya. İlk sezonunda hiçbir zaman buradaki gibi koşmak mücadele etmek zorunda kalmadı. O işi City'de başkaları yaptı (Ireland vs.). Sonra Eriksson gitti, Hughes geldi. Hughes, Eriksson'dan farklıdır, kora kor mücadele eden, basit oynayan, düz orta saha oyuncularını ve kanatlardan hızlı çıkan, defansın arkasına sarkabilen hücumcuları sever. 4-4-2 taktiğini tercih eder. Bu sistemdeki orta saha oyuncularının karakteristik olarak defansif yönleri kuvvetli olmak zorundadır. Top çalma becerisi olan, mücadele gücü yüksek, takımı hücuma hızlı bir şekilde çıkarabilecek adamlar tercih edilir. Elano bu sistemde pek fazla forma bulamadı. City'nin sakatlık, ceza, formsuzluk veya rakip takım sebepleriyle 4-4-2 kurgusuyla oynayamadığı maçlarda forma buldu, onlarda da vasatı aşamadı. Aşması da mümkün değil zaten, Elano Hughes'un tercih edeceği bir adam değil. Elano ayrılırken çok eleştirenler de oldu, övenler de oldu. Ama en yaygın eleştiri, zaman zaman oyundan kopması, orta sahada çok top kaybı yapması ve hücuma yeterince destek vermemesi, en önemlisi istikrarlı bir oyuncu olmamasıydı. Tanıdık geldi mi?
Buradaki performansı da pek farklı değil. Biz Elano'yu maç alsın veya çevirsin, takımın saha içindeki lideri olsun diye getirdik, kmse aksini iddia etmesin. İkinci bir Ayhan'a ihtiyacımız yoktu çünkü. Orta sahada çakılı oynayan, rakip takımın orta saha futbolcularıyla boğuşan bir Elano'yu gördükçe üzülüyorum, çünkü onun gerçekte neler yapabileceğini biliyorum. Bunu bilen diğer arkadaşların da Elano'yu sırf adı ve milliyeti yüzünden övmek yerine, doğru yerde oynatılmadığı ve bu yüzden verimli olamadığı için eleştirdiğini görüyorum zaten. Uzun lafın kısası biz Elano'dan takımı tek başına şampiyon yapmasını, gol veya asist kralı olmasını değil, hücuma daha fazla katkı yapmasını, zekasıyla oyuna yön vermesini, doğru pasları atmasını bekliyorduk.
Açıkçası bu sezon benim en büyük hayal kırıklığım Elano'dur. Umarım seneye orta sahaya en az iki aklı başında pas yapabilen, oyun görüşü ve zekası yüksek, mücadeleci oyuncular alınır, ki böylece hem daha iyi, daha özgür, daha yaratıcı bir Elano görürüz, hem de bu sene orta sahada çektiğimiz sıkıntıların hiçbirini çekmeyiz. Ama daha önce bir arkadaşın söylediği gibi, gerçek Elano'yu seyredebilmek için bir 15 milyon Euro daha mı harcamamız gerekiyor, burası da oldukça düşündürücü.