A Haber'den Büyük Saygısızlık!

Suikast girişimi Ermeni komitacısı tarafından yapılmadı mı? Net hatırlamıyorum ama öyle olması lazım..

Karışık biraz soruşturma süreci bir sürü kişi tutuklandı yabancısından yerlisine kadar kaldı ki adam durumu investigate edip bir şiir yazmıyor. Abdülhamitle alıp veremedikleri başka.
 
Adamı detaylı araştırmadığını/okumadığını söylüyorsun ama adama terörist yalayıcılıktan öteye gidememiş şair demekten de geri durmuyorsun. Taha'nın dediği gibi dönemin şartlarını göz önünde bulundurmadan eleştirmek ve olaylara bütüncül yaklaşmadan değerlendirmenin adı sığlıktır bana göre.

Ek olarak tarihsel figürlere/olaylara bu şekilde yaklaşan birinin Tevfik Fikret'in sis şiirindeki isyanının doğrudan İstanbul'a olduğunu zannetmesine şaşırmadım açıkçası.

Birincisi Tevfik Fikret'i bilmiyorum demedim. adamla ilgilenmiyorum dedim. sanatıyla da şahsiyetiyle de Galatasaray ile olan bağlantısıyla da... Ve evet teröristleri öven terörist seviciliği ile de ilgilenmiyorum. Taha Karadeniz hürriyetsever biridir dedi ben de belki öyledir belki değildir, ilgilenmiyorum dedim. Arkadaşın kullandığı dostane üslup gereğince, kendi fikirlerimi de değiştirmediğimi belirterek, sözümü törpüledim, oraya bıraktım. Hatta zamanına göre ise Mehmet Akif'e DOĞRUYU DOĞRU ŞEKİLDE anlatmış diyerek hak da verdim.

"Yazdım ama niye yazdım" diye sor diyorsunuz ya Şener Şen gibi... Sormuyorum. Bir insanın tarihsel "figür" olması neresinden bakarsan bak bana göre aşağılık bir şiir yazmasını gerektirmez... Görüşüm odur ki kişilerden bağımsız olarak Türk Devleti'nin Devlet başkanına (o zaman sultan, şimdi başbakan, cumhurbaşkanı) suikast yapan ve bu suikasti öven herkes, içinde bulunduğu durum göz önüne alınmaksızın aşağılıktır. Tabi her türlü kepazeliğin sevicileri olduğu gibi bunun da sevicisi çıkacaktır. Ben sevmiyorum. Ve yanlış gördüğümü eleştiriyorum.

Ve kışkırtıcı tutumuna rağmen sözümü tekrarlıyorum. T.Fikret'e eleştirilerim bu şiiri özelindedir. Yanlış fikirlere sahip olduğu ayan beyan ortadayken savunma vermesi gereken ben değilim...

Bir de şiir inceleme olayına girmişsin, Şiir, bir benzetme sanatıdır ve insanda bu benzetmenin her seviyesinde his uyandırır... Teşbihte hata olmaz derler ama, kendindeki hayata ve zamana dair karamsarlığı İstanbul'a yansıtıyorsa şair... kusura bakmasın Tevfik Fikret... şair olarak teşbihinde hata yoksa da isyanını halka ulaştırma konusunda benim açımdan başarısızlık söz konusudur.



Bu şiir Abdülhamit'e yapılan başarısız suikast girişimi üzerine yazıldı. Ne Ermeni komitacısı yav ?

Suikasti yapanlar ermeni zaten...
 
Birincisi Tevfik Fikret'i bilmiyorum demedim. adamla ilgilenmiyorum dedim. sanatıyla da şahsiyetiyle de Galatasaray ile olan bağlantısıyla da... Ve evet teröristleri öven terörist seviciliği ile de ilgilenmiyorum. @Taha Karadeniz hürriyetsever biridir dedi ben de belki öyledir belki değildir, ilgilenmiyorum dedim. Arkadaşın kullandığı dostane üslup gereğince, kendi fikirlerimi de değiştirmediğimi belirterek, sözümü törpüledim, oraya bıraktım. Hatta zamanına göre ise Mehmet Akif'e DOĞRUYU DOĞRU ŞEKİLDE anlatmış diyerek hak da verdim.

"Yazdım ama niye yazdım" diye sor diyorsunuz ya Şener Şen gibi... Sormuyorum. Bir insanın tarihsel "figür" olması neresinden bakarsan bak bana göre aşağılık bir şiir yazmasını gerektirmez... Görüşüm odur ki kişilerden bağımsız olarak Türk Devleti'nin Devlet başkanına (o zaman sultan, şimdi başbakan, cumhurbaşkanı) suikast yapan ve bu suikasti öven herkes, içinde bulunduğu durum göz önüne alınmaksızın aşağılıktır. Tabi her türlü kepazeliğin sevicileri olduğu gibi bunun da sevicisi çıkacaktır. Ben sevmiyorum. Ve yanlış gördüğümü eleştiriyorum.

Ve kışkırtıcı tutumuna rağmen sözümü tekrarlıyorum. T.Fikret'e eleştirilerim bu şiiri özelindedir. Yanlış fikirlere sahip olduğu ayan beyan ortadayken savunma vermesi gereken ben değilim...

Bir de şiir inceleme olayına girmişsin, Şiir, bir benzetme sanatıdır ve insanda bu benzetmenin her seviyesinde his uyandırır... Teşbihte hata olmaz derler ama, kendindeki hayata ve zamana dair karamsarlığı İstanbul'a yansıtıyorsa şair... kusura bakmasın Tevfik Fikret... şair olarak teşbihinde hata yoksa da isyanını halka ulaştırma konusunda benim açımdan başarısızlık söz konusudur.





Suikasti yapanlar ermeni zaten...

Kırmızıyla işaretlediğim yere kesinlikle katılıyorum, aynen öyle. Ben de hiç sevmiyorum.

Edit: Bu arada yazmayı unutmuşum,'' kendindeki hayata ve zamana dair karamsarlık '' nedir yahu. :D Tevfik Fikret'in isyanını halka ulaştıramadığına nasıl kanaat getirdin mesela...

Neyse uzatmayacağım, sana hayatta başarılar ilgilenmemesine rağmen bilen adam.
 
Son düzenleme:
A Haber de istihbarat kaynakları aracılığı ile @Ozan Tokgöz'ün foruma uğramadığını öğrenmiş olmalı. Yoksa bu kadar pervasızca saldıramazlardı. Meydanı boş bulmuşlar :asd:
 
terörist yalayıcılarını habur sınırında gördük 3 sene önce!! kimin kimi yaladığını şu 14 senede görüyoruz!
 
Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman,
beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan
ağırlığının altında herşey silinmiş gibi,
bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü;
tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar
onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar!
Ama bu derin karanlık örtü sana çok lâyık;
lâyık bu örtünüş sana, ey zulümlér sâhası!
Ey zulümler sâhası... Evet, ey parlak alan,
ey fâcialarla donanan ışıklı ve ihtişamlı sâha!
Ey parlaklığın ve ihtişâmın beşiği ve mezarı olan,
Doğu’nun öteden beri imrenilen eski kıralıçesi!
Ey kanlı sevişmeleri titremeden, tiksinmeden
sefahate susamış bağrında yaşatan.
Ey Marmara’nın mavi kucaklayışı içinde
sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın.
Ey köhne Bizans, ey koca büyüleyici bunak,
ey bin kocadan artakalan dul kız;
güzelliğindeki tâzelik büyüsü henüz besbelli,
sana bakan gözler hâlâ üstüne titriyor.
Dışarıdan, uzaktan açılan gözlere, süzgün
iki lâcivert gözünle nekadar canayakın görünüyorsun!
Canayakın, hem de en kirli kadınlar gibi;
içerinde coşan ağıtların hiç birine aldırış etmeden.
Sanki bir hâin el, daha sen şehir olarak kuruluyorken,
lânetin zehirli suyunu yapına katmış gibi!
Zerrelerinde hep riyakârlığın pislikleri dalgalanır,
İçerinde temiz bir zerre aslâ bulamazsın.
Hep riyânın çirkefi; hasedin, kârgüdmenin çirkeflikleri;
Yalnız işte bu... Ve sanki hep bunlarla yükselinecek.
Milyonla barındırdığın insan kılıklarından
Parlak ve temiz alınlı kaç adam çıkar?

Örtün, evet ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;
örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahbesi!
Ey debdebeler, tantanalar, şanlar, alaylar;
Kaatil kuleler, kal’ali ve zindanlı saraylar.
Ey hâtıraların kurşun kaplı kümbetlerini andıran, câmîler;
ey bağlanmış birer dev gibi duran mağrur sütunlar ki,
geçmişleri geleceklere anlatmıya memurdur;
ey dişleri düşmüş, sırıtan sur kafilesi.
Ey kubbeler, ey şanlı dilek evleri;
ey doğruluğun sözlerini taşıyan minâreler.
Ey basık tavanlı medreseler, mahkemecikler;
ey servilerin kara gölgelerinde birer yer
edinen nice bin sabırlı dilenci gürûhu;
“Geçmişlere Rahmet! ” diye yazılı kabir taşları.
Ey türbeler, ey herbiri velvele koparan bir hâtıra
canlandırdığı halde sessiz ve sadâsız yatan dedeler!
Ey tozla çamurun çarpıştığı eski sokaklar;
ey her açılan gediği bir vak’a sayıklıyan
vîrâneler, ey azılıların uykuya girdikleri yer.
Ey kapkara damlariyle ayağa kalkmış birer mâtemi
sembole eden harap ve sessiz evler;
ey herbiri bir leyleğe yahut bir çaylağa yuva olan
kederli ocaklar ki, bütün acılıklariyle somutmuş,
ve yıllardır tütmek ne... çoktan unutulmuş!
Ey mîdelerin zorlaması zehirinden ötürü
her aşâlığı yiyip yutan köhne ağızlar!
Ey tabi’atin gürlükleri ve nimetleriyle dolu
bir hayata sâhip iken, aç, işsiz ve verimsiz kalıp
her nâmeti, bütün gürlükleri, hep kurtuluş sebeplerini
gökten dilenen tevekkül zilleti ki.. sahtadir!
Ey köpek havlamaları, ey konuşma şerefiyle yükselmiş
olan insanda şu nankörlüğe lânet yağdıran feryât!
Ey faydasız ağlayışlar, ey zehirli gülüşler;
ey eksinlik ve kaderin açık ifadesi, nefretli bakışlar!
Ey ancak masalların tanıdığı bir hâtıra: Nâmus;
ey adamı ikbâl kıblesine götüren yol: Ayak öpme yolu.
Ey silahlı korku ki, öksüz ve dulların ağzındaki
her tâlih şikayeti yapageldiğin yıkımlardan ötürüdür!
Ey bir adamı korumak ve hürriyete kavuşturmak için
yalnız teneffüs hakkı veren kanun masalı!
Ey tutulmıyan vaitler, ey sonsuz muhakkak yalan,
ey mahkemelerden biteviye kovulan “hak”!
Ey en şiddetlikuşkularla duygusu kö¨rleşerek
vicdanlara uzatılan gizli kulaklar;
ey işitilmek korkusuyle kilitlenmiş ağızlar.
Ey nefret edilen, hakîr görülen millî gayret!
Ey kılıç ve kalem, ey iki siyasî mahkûm;
ey fazilet ve nezâketin payı, ey çoktan unutulan bu çehre!
Ey korku ağırlığından iki büklüm gemeye alışmış
zengin – fakir herkes, meşhur koca bir millet!
Ey eğilmiş esir baş, ki ak-pak, fakat iğrenç;
ey tâze kadın, ey onu tâkîbe koşan genç!
Ey hicran üzgünü ana, ey küskün karı-koca;
ey kimsesiz; âvâre çocuklar... Hele sizler,
hele sizler...

Örtün, evet, ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;
Örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahpesi!

18 Şubat 1317
Tevfik Fikret
 
bu konu bu forumu aşar söyleyeyim. kurulan cümlelere dikkat edelim sonra kapınızı bir sivil çalmasın :smile:
 
Geri
Üst Alt