Tamer Tuna
10 Numara!
- 17 Temmuz 2012
- 12.304
- 1.879
- 1.328
Gif i görünce ve konu başlığıda meyvaya indirgenince bahsetmeden geçemedim.
DOĞRU ve TİCARİ KATKISIZ olarak yapıldığında, mevsimi dışında vitamin ve lezzetinden mahrum kalmamak için alternatifsiz bir saklama yöntemi ... Binlerce yıl evvel vardı binlerce yıl sonra gene olmaya devam edecek bir kaynak koruma sistemi..
Aşağıda yazacaklarımı özellikle spoiler için almak istemiyorum, çünkü her zaman herkese lazım olacak.......
Başlık aslında yapılan açıklamaya cazibe ve loy loy daveti katmak için mevzuya cımbız daldırmış gibi. Ama aslında farkında olmadan da yetersizkaynak veya hayatta kalabilmek için son protein kaynağı kalması durumunda oldukça sık ve hattaaskeri eğitimlerin uzunsüreli kırsal savaş eiğitimlerinin OLMAZSA OLMAZ ŞARTI sayılan meyve kurdu, salyangoz, karınca, yılan yada içi temizlenemeyecek kadar küçük kabuksuz sürüngelerin tamamına yakını marketlerden parayla alınan çiftlik besisi balık ve kırmızı/beyaz etlerdan protein yönünden çok çok daha zengin ve katkısızdır.
Fakat dinî değerler açısından zorunluluk yani hayattakalmak için son çare hallerinde kişinin ruhanî değerleri ile kıyaslama mücadelesi başllar.
Barış ve bolluk dönemlerinde erişilebilir kaynak sıkıntısı pek yaşanmadığındanprotein kaynağıı olarak standartdışı yöntemlere gerek duyulmamasını bunlar gıdadan sayılmayan insana zararlı diye yaftalamak pek mantıklı değil. Sadece alternatifsiz ihtiyaç halinde kullanılılabilir olması genelde atlanıp ezbercilik yada üzerinde kafa yormaya gerek olmayan bir konu muamelesi gördüğünden böyle arasıra hasbelkader karşımıza gelince ezbercilik ve hatta doğruları yanlış yapmaya çalışan dalgaya alma işide ön plana çıkıyor..
Benim şahsî fikrimi merak edip kaale alan olursa şayet, bu başlık ve konu metnini tam okuduktan sonra halen bu tavsiyeleri eleştirip, kendisi için hiçbir menfaati olmayan kendi alanında kardiyoloji ve kalp-damar hastalıkları ve aynı zamanda da dahiliye uzmanı doktorası yapmış kendi branşında duayen kabul edilen bir sağlık bilim otorite uzmanın sağlık/dinçlik önerilerini yanlış ve saçma olarak notlandırarak;
ve buna karşılk da sırf kendi malının üretim maliyetini düşürebilmek için binbir fırıldak peşinde koşan fabrikatörlerin kendi malına pazar payı kapma/artımaya çalışmak için aynı üretim fabrikasının üretim kapasitesi primi takviyeli maaşla çalışan sözde biyolog/doktor/laborant benzeri işinin gerçeklerini daha fazla kazanç için paraya çevirme derdindekilerin yalan pompalamalarından daha beş para etmeyen bir konuma indirenlerin,
hele birde katkı maddesi ve ziraî ilaçla özenle beslenmiş zekâ katsayısı ürünü ile aklısıra hakaret edenler hiç boşuna meyva falan yemeye çalışarak doğrularla yanlışları bilmekle kalmayıp bunlar arasında adaletli konumlandırma yaparak sağlıklı düşünme yetisini muhafaza edebilen kitlenin kaynaklarını boşuna israf etmesinler derim ŞAHSEN !...
Bu arada bazı arkadaşlar da kavun karpuz olayına takılmışlar, işin aslı, protein ve doğal şeker tüketimi beden içinde ürik asit artığı bırakır, Aşırı tüketim bu ürik asit seviyesini epey yükseltip idrar ve terleme yoluyla dahi boşaltılamaz duruma gelir. Çok terleyen insanların istenmeyen ve hoş olmayan ağır beden kokusunun sebebi, bedenin hatalı veya abartılı beslenme ile çalışma sonucu olarak doğal ihtiyaç gereği ürik asit boşaltma ihtiyacının cilt üzerinde buharlaşma artığının kokusudur.. Bu nedenle ter kokusundan kurtulmanın en kestirme ve en sağlıklı yollarından birisi su tüketimini ( abartıya kaçıp böbrekleri zorlamamak kaydıyla ) artırarak vücutta biriken ürik asidi ter halinden evvel idrar yoluyla defetmeye çalışmaktır. Uzun süre hele de sıcak havalarda yeterince su içerek üretimi engelenemeyecek olan ürik asit birikiminin idra yoluyla temizlenmesini sağlayabiliseniz. bir süre sonra ter içindeki ürik asit seviyesi de minimum değerlere düşerek, ter buharlaştığında da geride kalan atık seviiyesi düşerekkokuda minimuma inecektir otomatikman..
Hazır konusu gelmişken onlarca yıldır ve özellikle de Cumhuriyetin ilanı ilanı ile başlayan batıya açılıp medenileşme çabaları ile önüne konulan herşeyi sorgulamadan doğru kabul ederek yaratılan inanılmaz bilgi kirliliğinden biriside GUT HASTALIĞI nın ET HASTALIĞI olarak akıllara fikirlere pompalanarak millete fazla et yemeyin yoksa gut hastası olursunuz gibi saçma bir BESLENME SABOTAJI uygulanmıştır.
Peki bu gut hastalığı tam olarak nedir, nasıl başlar/gelişir/ferkedilir/zararları nerelerde nasıl tahrifat yapar.
Yediklerimizden özellikle tam pişmemiş proteinler ve yüksek kalorili ve doğal şekerli yiyecekler önce kalori ve yeterince çalışmayan hareket etmeyen yaşam tarzı nedeniyle kullanılamadan fazlalıktan dolayı artan kalorinin, ileride gerkeli halde kullanılmak için yağ rezerv deposuna dahil edilme işlemleri sırasında süzülme ve evrimleşme artığı olarak ürik asit üretimi oluşur. Ürik asidin kimyasal açıdan özgül ağırlığı kanın özgül ağırlığında daha fazla, yani daha ağır bir materyal olduğu için kalbin kaını damarlardan kendine çektiği zaman ürik yerçekiminden daha daha fazla etkilenerek kan ile beraber değil daha yavaş olarak çekilir. Uzun zaman bu şekilde vcudun daha alt seviesinde kama mecburiyeti ile hareket eden ürük asit zaman içinde kollardan ellere, ve beden içinde de ayaklara doğru göllenme, yani birikme yapmak zorunda kalır. Kan ile beraberhücreiçine giripçıkmakta pek fazla sorun teşkil etmeyen ürik asit eklem dokusu sıklığından ve aşırı birimden dolayı eel, parmak, ayak, ayak parmağı eklemlerinde kalıcı yerleşim yerleri oluşturmay başlar. zamaniçinde de eklem içinde hacim kaplamaya ve eklem çalışmasında dengesizlik ve eksikliklerin ortaya çıkmasına neden olur. Sonucunda ellerde ve özellikle de ayak başparmağı ilk ekleminde aşırı belirgin şişkinlikler oluşup el ayak kullanımın da,bilhassa da ayakta durmak ve yürümekde eklem hasasiyeti kaynaklı geri alınması çok zor ağrılıbir hayat standartına sahip olusunuz.
Farkedenleriniz olmuştur belki, şahsen yazarak verdiğim bütün sağlık tavsiyelerinde SU, SU, SU, SU, SU, ABARTMADAN BOL SU her zaman yeralmıştır. konusu açıldığı güzel oldu.
BU ZAMAN KADAR SU KONUSUNUN ÜZERİNE BU KADAR BASMAMIN SEBEBİ GUT BELASI, RİSKİ, TEHLİKESİDİR, ......
Kısaca ÖZET gerekirse, Karatay Hoca nın hiçbir menfaati olmadan sağlıklı nesiller için BİLGİ ve TECRÜBE paylaşım ve tavsiyerini bu kadar ezmemek gerektiği kanaatindeyim..
Gene de herkes istediğini yiyip içmek, dilediğini düşünüp ona göre yaşamakta özgürdür...
Ama bir renkdaş, bir arkadaş olarak;
bişeyler yemeye çalıştığınızda ne yiyeceğinize karar verirken aslında bu hayatın çıkışı olduğu gibi birde inişi yani yaşlılık dönemi olduğunu unutmadan, bugün yediğinizin kalitesinin yaşlılıktaki sağlık durumuzun referansı olduğunu
UNUTMAMANIZI TAVSİYE EDERİM... ÇÜNKÜ O GÜNE GELİNCE; BU KADAR DİNÇ OLAMAYACAKSINIZ:....
Son düzenleme: