Sık teknik direktör değişikliğinden yana değilim. Örnek olarak oldukça sınırlı yeteneklerle kurulu bir Beşiktaş kadrosu hocada istikrarı yakalamış olması dolayısıyla gayet iyi performans gösteriyor. Eminim Trabzonspor da Halilhodzic'de ısrar ederse seneye şampiyonluk potasında iddialı bir takım haline gelir. Ayrıldığı güne kadar 2. Fatih Terim döneminde dahi hocayı destekledim. Keza 3.'de de... Camiaya ihanet etmeseydi çok iyi olacaktı. Neyse o ayrı konu. Mancini ile de devam etme yanlısıydım. Mancini mevcut şartlar dahilinde başarı olasılığını az görünce ayrıldı. Yapacak bir şey yok. Ancak Prandelli konusunda gerçekten kafam karışık. Şampiyonluk istiyorum ancak bunu beklemiyorum kendisinden. Başarı kriterim şampiyonluk değil. Bana göre ilk geldiği sezon şampiyonluk beklentisi biraz kolaycılık oluyor. Her hocaya zaman tanınmalı. Fakat Prandelli bu ışığı henüz veremedi. Takımda geleceğe dair umut vaad eden bir oyun yok. Sonuçta gösterilecek sabrın da akılcı olması gerekiyor. İşte bu noktada gerçekten kafam karışık. Değişmesi halinde bir defa Tuchel gibi uzun vadeli plan yapılması gereken bir hoca asla istemem. Zira yönetimimiz geçici. Mayıs ayı itibarıyla bir daha aday olmamak üzere ayrılacak. Camianın iç durumu biraz karışık. Gelen hocanın kadro kurma imkanı olmadığı gibi sürekli yoğun medya saldırısı altında da olacak. Bu durumda düşünüyorum gelen yabancı hoca ne olursa olsun beklentileri karşılayamaz ve sezon sonunda gider. Bu kaotik ortamda bir de tanımadığı futbolcu kadrosuyla dayanması neredeyse imkansız. Uzun seneler Almanya'da yaşadım. Özellikle Türkiye futbol mantalitesine uyum sağlamaları kısa vadede namümkün. Beyinleri böyle bir düzeni algılamaz. Niye? Çünkü yenildikleri Polonya maçı sonrası, maç boyu belki tarihi fark yakalayacak kadar pozisyona girseler de ve son dünya şampiyonu olsalar da nerede yanlış yaptık diye araştıran, en ufak sorunu bile örtmeden efektif çözümler arayan insanlar bunlar. Yani hakem odası basan yöneticiler, Demirören gibi Federasyon Başkanları ve bunların normal olduğu bir düzen hayal güçlerinin ötesinde. Dolayısıyla bir değişim olacaksa Türk teknik adamlar ya da Türkiye'de daha önce çalışmış teknik adamlar tercihim. Listem Lucescu, Yanal ve Ertuğrul Sağlam şeklinde. Teşvikçi Yanal'ı başarı yakalama ihtimali en yüksek aday olsa da açıkcası miğdem kaldırmaz. Bu camianın prensipleri olmalı. Galatasaray'ı Fenerbahçe'den farklı kılan zira budur. Yani Yanal'ı üzülerek geçiyorum. Lucescu bana göre şu karışık Galatasaray'a asla gelmez. Ne de olsa Mayıs ayında anlaşma imzalanmak istenecek ilk ismin kendisi olduğunu çok iyi biliyor. Geriye bir Ertuğrul Sağlam kalıyor. Onun da Galatasaray seceresini tam hatırlayamıyorum. Var mıdır bizde çalışmasına engel bir geçmişi aklıma net bir şey gelmedi. Ancak Bursaspor şampiyonluğu kesinlikle şans verilecek bir hoca olduğunun kanıtıdır. Görüldüğü üzere alternatiflerimiz sınırlı. Dolayısıyla yine de Prandelli'yi desteklemek en iyi çözüm gibi duruyor. Ancak hoca da ipleri kesinlikle eline almalı. Bu takımın kadrosu kaliteli. Sneijder, Bruma, Burak ve Olcan'dan etkin bir ofans hattı çıkarmak mümkün. Ayrıca Umut Bulut da var. Melo, Hamit, Dzemaili, Selçuk, Emre, Yekta, Furkan gibi oyunculardan da illa ki etkin bir orta saha hattı çıkar. Zaten Türkiye'de defans oyuncularının hali içler acısı, bu durumda elimizdeki defans kadrosu da bizim ligimiz için yeterli. Tek gereken bu oyuncuları takım yapabilmek. Daha ligin 7. haftasını oynayan bir teknik adamın 40 küsür kişilik bir kadrodan takım yaratamamasını normal karşılıyorum aslında. Bakalım neler olacak ancak Prandelli'nin elinde kendi kariyerindeki ilk kulüp şampiyonluğunu yakalama potansiyeli olan bir takım var. Bu fırsatı harcamak istemeyecektir. Belki destek olup şans vermek en iyisi. Bir defa da tüketim toplumu gibi davranmayalım ve başarı için emek sarfedelim. Abdullah Avcı dahi istikrar sağladığında başarılı bir takım kurdu. Hani FM oynayamaz diye dalga geçtiğimiz adam. Prandelli'de bu potansiyel fazlasıyla var. O yüzden takımın başında tutulmasını yadırgamam. Ancak gönderilirse de itirazım olmaz. Durum öyle bir durum. İzlenecek en kötü strateji ise kararsızlık. Kararsızlık hem camianın Prandelli'ye olan inancını sarsar, hem de adamın başarı şansını elinden almak anlamına gelir. Bu adamı yan gönderecez ya da birleşip destek vericez. Durumunu sürüncemede bırakmak bizi bitirir.