Cevap: En iyi box-to-box futbolcu
Olabilir, bu konularda yorum yapamam

. Ama bendeki del piero aşkı gibi sanırım...
Teknik-taktikte tartışabiliriz.

Uzun yazı okumayı seviyorsan Gerrard'la ilgili mükemmel bir yazı var.Gerçi 3-4 yıl önce yazılmış ama olsun.
Futbolun ruhu: Steven Gerrard
Öyle bir oyuncu ki uyum sağlayamayacağı herhangi bir diziliş ya da hakkını veremeyeceği her hangi bir pozisyon neredeyse yok. Kazanma hırsı, liderlik meziyeti surat ifadesine kazınmış. İngiltere Milli Takımı, belki hala kadrosunun hak ettiği pozisyonlara gelemiyor, kupalara damga vuramıyor ama bir gerçek var ki böylesine inanılmaz bir orta saha oyuncusuna sahip başka bir milli takım yok ve eminim teknik direktörlük diplomasına sahip olup da onu rüyasında kendi takımında oynatmayan biri yoktur.
Son yıllarda Avrupa futbolunda 4´lü orta sahalarda göbekteki isimlerden hem savunma hem de hücum görevlerini eşit etkililikte yerine getirmeleri bekleniyor. Her ne kadar hala bir çok takım “diamond” ile yani bir ön libero ve bir forvet arkası 10 numara pozisyonunda oyuncunun orta sahanın ortasını oluşturduğu bir sistemle oynamaya devam etse de 2 yönlü orta saha oyuncularına duyulan ilginin giderek arttığı ve Avrupa devlerinin de buna eğilim gösterdiği bir gerçek. İşte durum böyle iken bahsedilen çift yönlü orta saha oyuncularından beklenilen her şeye sahip bir isim Steven Gerrard. Sık sık vatandaşı Frank Lampard’la karşılaştırılsa ve kıyaslansa da efsaneleştiği Liverpool şehrinde ve başını meşhur KOP’un çektiği Anfield tribünlerinde Steven Gerrard nam-ı diğer Stevie G’den daha iyi bir futbolcu olduğunu dile getirmek şöyle dursun akıldan geçirmek bile affedilemez.
30 Mayıs 1980 Whiston doğumlu Steven Gerrard,taktik zekası inanılmaz üst düzeyde olan ve rakibinin bir sonraki adımını sezmekte ustalaşmış bir isim. Orta sahada alan savunmasının en iyi uygulayıcılarından Liverpool takımında,ortanın ortasında yer aldığında rakip atakların erkenden önlenmesi ve kazanılan topların en hızlı şekilde ileriye aktarılmasında Stevie G’nin hayati bir önemi var. Bu plan bir çok büyük takımın özelliği olarak görülebilir ancak atak kesip,hızlı hücuma çıkan bu takımlarda orta sahada yer alan o kesici ve pasör ismin neredeyse bütün hücumlarda usanmadan gizli forvet olarak ceza sahasına sızdığına,goller bulduğuna ya da en azından gollük paslar verdiğine izlemeden inanmak güç. Hücuma bu kadar destek olabilen böyle bir futbolcunun geriye dönüşlerde ağır kaldığına ya da yerini kaybettiğine ise nerdeyse hiç rastlayamazsınız.Bunun yanında uzaktan şutlarının sertliği ve isabet oranı da hayli yüksek, öyle ki neredeyse 10-15 civarı maçın Gerrard’ın beklenmedik sürpriz şutlarıyla kazanıldığı yönündeki istatistik her şeyi anlatıyor.
Dünyada eşi benzeri olmayan agresifliği, kaybetmeyi asla kabullenemeyen karakteri ve oyun sıkıştığında ne kadar yorgun olursa olsun extra bir şeyler yapabilmek için verdiği mücadele ve takım arkadaşlarına aşıladığı savaşma ruhuyla günümüz futbolunda etkisini iyice yitiren o ruhu temsil ediyor Steven Gerrard. Kalpten bir Liverpool taraftarı sahaya inse nasıl koşacaksa ve nasıl mücadele edecekse o, bunun da üstünde bir enerjiyle sahaya çıkıyor ve asla oyunun boşluklarına sığınmadan,her an bir şeyler üretebilecek bir izlenim bırakarak hem kendi taraftarlarının hem de dünyanın 4 bir yanından birçok futbolseverin televizyon başına geçmekteki yegane amacı olup çıkıyor.Oyun karakterindeki bunca zenginliğin yanında birden fazla mevkide yer alabilme özelliğiyle de diğer bir çok başarılı orta saha oyuncusundan ayrılıyor. Orta sahanın ortası en verimli olduğu yer olmakla beraber Gerrard’ın sağ bekte, orta sahanın solu ve sağında ve de forvet arkasında da rahatlıkla oynayabildiğini, hatta efsane İstanbul finalinden hatırlayacağımız üzere aynı maç içinde bu mevkilerin bir çoğuna geçiş yapabildiğini de söyleyebiliriz.
8 yaşında katıldığı Liverpool altyapısından 1997/1998 senesinde umut verici bir yetenek olarak A takıma yükselen Stevie, yaklaşık 10 senedir aralıksız Liverpool forması giyiyor ve toplam 385 resmi maça çıkıp 75 gole ulaşmayı başarmış durumda,bu süre zarfında giderek daha çok yükünü çektiği milli takımda da 61 maçta 12 gollük bir kariyere sahip. 2011 yılına kadar kontratının devam ettiği göz önünde bulundurulursa hakikaten Liverpool’u Gerrard’sız,Gerrard’ı da başka bir formayla düşünmek herkese zor gelecektir.Uğruna besteler yapılan büyük bir efsane Gerrard ve 2003 yılından beridir de kaptanlık yaptığı Merseyside ekibinde 2005 Avrupa Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğuna ulaştığında bu kupayı kaldıran en genç 2.kaptan olmuştu. Kaldırdığı Avrupa’nın en büyük kupasını geçen yıl avuçlarında tekrar hisseden Gerrard,ne yazık ki tekrar bu şerefe erişemedi ancak 27 yaşını yeni bitirdiğini unutmamak lazım.Böylesi inançlı ve hırslı bir Gerrard’la Liverpool’un birkaç kez daha Kupa 1’de final oynayacağını öngörmek hayalcilik olmaz.
Liverpool formasıyla kazandığı 2005 Avrupa Şampiyonlar Ligi’nin yanında 2000-01, 2005-06 FA Cup, 2000-01, 2002-03 Lig Kupası, 2000-01 Uefa Kupası ve 2001 Süper Kupa başarıları da genç kaptanın kariyerinde ışıl ışıl parlıyor.Görüldüğü üzere belki de tek eksiklik Premier Lig Şampiyonluğu ve Steven Gerrard, Liverpool taraftarlarına bu mutluluğu da yaşatabilirse herhalde kendisi adına yapılan besteler,yetersiz kalacak, kendisi belki de bir tanrı haline gelecek Kuzey İngiltere semalarında.
Sözün özü biz futbolseverler için bulunmaz bir nimet Gerrard, onun gibi oyuncuların hala yaşadığını görmek ve onu izlemek hepimiz için bir ayrıcalık olmalı ve belki de bundan 20-25 sene sonrasında tamamen endüstrileşen futbola teslim olduğumuzda herkesin birbirine hatırlatabileceği bir figüre sahip olduğumuzu unutmamalıyız.
Futbol dolu günler.