ilk paragrafın mantığı ney zaten onu anlamadım ki. milli takıma gelmiş adamın neyine sabır göstereyim, lucescu ilk sezonunda tarihin en iyi kadrosuyla lig şampiyonluğu vermiş ona rağmen 2. yıl sabredilmiş ve şampiyonluk gelmiş. luce'nin o sahip olduğu ilk kadronun 10'da 1'ine sahip adam suda kürek, luce gönderilecekse ilk sezonundan sonra gönderilmeliydi, 2.'sinden sonra değil. milli takım performansı beni çok ilgilendirmiyor, milli takım için dertlenmemin üstünden çok zaman geçti.
sabır o dediğine bir de 30 yıldır galatasaray'ı hep zirveye oynatmış adama gösterilir. terim'e gösterilmeyen sabır rijkaard'a mı gösterilecek yav? rijkaard'la ne oynadık, prandelli'yle, mancini'yle iyi kadro ve bütçelerle ortada bir oyun veya takım karakteri var mıydı ki sabredelim. ilk dönem hagi'ye sabır gösterilebilirdi, o gitti gerets geldi tarihin en destansı şampiyonluklarından birini kazandık. galatasaray'da luce'den sonra sabır gösterilmeyi hak eden adam skibbe ve kalli'ydi, skibbe'yi servet ve tayfası yedi, kalli kendi emekli oldu napalım.
rangers maçına kadar yerel liglerde iyiydik, ki eldeki kadroyla orda bile olmamamız icap ederdi. tek maçlı eleme oynadık, kalecisiz çıktığımız maçta uzaydan gelen topla yenildik. rangers zaten sezonun flaş takımlarından biri onu filan geçiyorum da tek maçta elenilen turun günahı olmaz. sene başı östersunds gibi takımla oynayıp çift maçlı sistemde taraftarlı elensek amenna derdim, bu seneki rangers'la, geçen yıl ve önceki şl'nin aynı kefeye konulmasını saçma buluyorum. geçen sene 8 maçlık seride bayağı iyiydik, hücumda çok gümbür gümbür değildik ama bu senenin ilk yarısı gibi kalesinde duran top harici pozisyon vermeyen bir galatasaray vardı. en basitinden bu yıl okan-fatih'le yediğimiz golün fazlasını 2. devrenin yarısında muslera'yla yemişiz yav. demek ki geçen yıl o 8 maçlık seride, bu yılın ilk devresinde zaafiyetlere rağmen bazı şeyler doğru yapılmış, geçen yılın ilk yarısı ve bu sezonun 2. devresini n ilk yarısında bazı şeyler yanlış yapılmış, bu kadar basit. ama 4 yıldır top mu oynuyoruz filan garip ithamlar.
aradığımız o mariano değil zaten, mariano'nun sahaya getirdiği oyun aklı. onu hiçbir şekilde ikame edemedik. cepte para olmadığı için de 30'luk mariano'ya verdiğimiz 4 milyon euro bonservisi kimseye harcayamadık ve yerine yüksek maaşlı belli iyi özellikleri olan ama oyun aklı mariano'nun sol ayağı etmeyen bekler doldurduk. yönetim yönetim olsa geçen yıldaki şl performansının ardından luyi-marcao'dan birini çift haneli bonservisle satar, hem szalai tarzı potansiyelli bir stoper, hem de belki mariano kadar oyun aklı koyabilecek bir bek kazanırdık. diagne'yi zaten hoca almadı, mitro tutmadı, muğdat'tan beklenti neydi, falcao-babel ve mohamed de sağlıklı kalabildikleri her anda katkı verdi.
bu kadroyu hoca kurdu ama eldeki yönetim de hocaya daha iysini kurmak için fırsat vermedi. sadece bu sezon galatasaray'dan ettikleri oyuncular berat, irfancan, yusuf, mert hakan, mensah. en zayıf pozisyonumuz orta saha, millet belhanda'yı filan saygıyla anmaya başladı. daha hocanın yoktan kazandırıp pozisyonunda milli ettiği taylan ve kılınç da var. bu oyuncular da parlamasa hepten felaket bir takım olup çıkardık. bu yönetim gitsin, en azından bonservissiz transfeleri yapabilecek bir yönetim gelsin ve hoca yine başarısız olsun o zaman faydasını tartışırız. şu yönetim ve şartlarda bu adamlarca yönetilen geri kalan 10 amatör branşa da gözünü kapatıp sanki sadece terim zorluk çıkartıyormuş gibi bir algı yaratılmasını doğru bulmuyorum. galatasaray yarıştığı tüm branşlarda rakiplerinin hem ekonomik, hem prestij, hem de kadro olarak geride kalıyorsa burada antrenörlerden önce fatura çıkarılması gereken isimler vardır diye düşünüyorum.