Dün alınan sonuçlar ile ilgili en çok sevindigim kısım, haftalardir devam eden FB-Jesus seviciliğinin son bulması oldu.
Haftalardir yazdik, FB'in övüldüğü kadar güçlü bir oyunu yok. Tabiki iyi yaptıkları pek çok şey var ama lanse edildiği kadar değil kesinlikle.
FB futbol takımı, baskılı oynar, temaslı oynar. Hakemler, özellikle iç sahada buna müsamaha gösterir. FB iyi duran top kullanır. Bu duran toplar ile kilit açar. Bunlar saygı duyulması ve iyi yaptıkları şeyler.
Fakat FB her maç rakibine en az iki üç tane net gol pozisyonu verir. Defansı ağır ve hantaldir. İyi top yapan bir takıma denk gelirlerse, hiç anlamadan bir anda 4-5'lik olurlar.
Keza, ligin hücum gücü en kısıtlı takımları diyebileceğimiz, Ümraniye ve Karagümrük, bu sahada toplam 7 gol attı FB'ye ve bu maçları son dakikalarda kurtardılar. 1 g, 1 b aldı FB buradan.
Hocaları da gereksiz yere övüldüyor. Geçen sene oturmuş olan kadrolarını dağıtıp, yerine bir sürü 28-30 yaşında ve fark yaratmaz diyebileceğimiz adamlar aldırdı. Tonla para harcatti. Juan Perez nerede? 5.5 m EUR bonservis verdirdi bu adama. Bruma nerede? 6.5 m EUR zorunlu opsiyonu var. Joao Pedro'ya ne kadar para bağlandi, ne katkı alındı?
Çok övülen JESUS bin tane oyuncu aldırdı ama takımı Valencia, Crespo, Ferdi falan sırtlıyor. Nerede Allah aşkına bu adamın aldirdigi oyuncular? Hangisi fark yarattı söyler misiniz?
Şu transferin yarısını bir Türk TD yapsa, hakkında dava falan açılır büyük ihtimalle. Bu adamı başımıza ilah yaptılar. Kariyerli bir yabancı hoca/oyuncu gelmesin zaten FB'ye, sanatçısından gazetecisine, herkes sürekli guzellemeye başlar. Klasik FBli davranış tipi.
Ciddi avantajlı bir fikstürde, 13 maçın sadece 2'sini İstanbul dışında, 11'ini İstanbul içinde oynadilar.
Bu 11 maç içinden de BJK deplasmani hariç, toplamda 10 maçını kendi taraftari önünde, 8'ini direkt Kadıköy'de oynadılar.
Yahu Avrupa'da oynuyoruz diyorlar, Avrupa maçlarının neredeyse yarısını rahatlatacak şekilde, fikstürde bir milli ara denk geldi, bir kez bay geçtiler. O bahaneyi de geçelim yani.
Bakın bu muazzam bir avantaj. Özellikle Türkiye'de oynanan futbol dinamikleri içinde, çok çok büyük bir avantajdi.
Bunun yanında, kendilerinin özellikle iç saha maçları, ligimizde alışık olunan klasik bir "büyük takim-anadolu takımı" maçı hüviyetinde yönetilir, konuk takıma sürekli faul çalınarak top oynaması engellenir, FB'in baskılı oyununda yaptığı temaslı hareketler geçiştirilip, yukarıda da yazdığım gibi, rakip sindirilirdi.
Maçın sonucuna etki edebilecek tüm kararlar ise hiç sekmeden V.A.R. tarafından saptanirdi. Haklı ya da haksız, gri ya da siyah/beyaz, ligin açık ara en çok penaltı atan takımı FB. Sadece Valencia'nin 6 penaltı golü var. Ligdeki tüm takımlardan fazla.
FB'in kendi taraftari önünde oynadığı bu 10 maçın dinamikleri bu şekilde ilerlerken, karşı tarafta ise en büyük rakibi neredeyse her maç hakem katliamına ugratilip, 11 hafta boyunca lehine tek bir VAR kararı çıkmadan, cehennem gibi bir fikstürde oynadı.
İşte tüm bu gidişat ve algı, dün akşam itibariyle bitti.