buruk'un takıma teknik veya fizik-kondisyon anlamında bi katkısı olduğunu düşünen var mı
osimhen'i torreira'yı fln çıkar takımdan, buruk maç kazanabilir mi
noa lang'ı kendisi istemiş, buna şaşırdım, demek ki tamamen anlamıyor da değil, ama 4 sezondur aldığı abuk abuk adamlar için çöpe attığı 100 milyon euroyu da görmezden mi geleceğiz noa'yı aldı diye
takımın psikolojisi buruğa ne kadar bağlı bilemiyorum, yani diyelim görevden alındı, takım aynı rahatlığı bulabilecek mi yeni hocayla. falan filan
ince elenip sık dokunması gereken bi mesele yani
ama sonuçta gerçek şu, bu tür maçlardan sonra kalsın diyoruz, puan kaybettiğinde hemen istifa diyoruz, ortası yok, yani kısaca kariyeri kendi elinde tamamen
Futbolda “hangi hoca lazım?” sorusunun tek bir cevabı yok aslında; bu biraz da kulübün bulunduğu döneme, ihtiyaçlarına ve hatta ülke futbolunun seviyesine bağlı. Zamanında Türk futbolu bugünkü kadar gelişmiş değilken, köklü bir değişim yaratacak vizyoner bir isme ihtiyaç vardı ve bu yüzden Jupp Derwall gibi devrim niteliğinde bir teknik adamın gelişi çok kritik oldu. Ardından, yerli oyuncuların ağırlıkta olduğu, tecrübenin görece az olduğu bir dönemde ise takımı ateşleyecek, özgüven aşılayacak bir karakter gerekiyordu.
İMPARATOR Fatih Terim tam da bu rolü üstlendi.
Bir çiçeğin açması için tohumun doğru mevsimde, doğru toprağa ekilmesi gerekir derler ya, teknik direktör meselesi de biraz böyle. Doğru hoca, doğru zamanda geldiğinde kulübün kaderini değiştirebilir.
Buna dünya futbolundan çok çarpıcı bir örnek de var. Linki bırakıyorum
Timeline: Sir Alex Ferguson's 25 years at Manchester United
“Üç yıldır bahaneler ve hâlâ berbat, sgit Fergie” yazılı bir pankart açıyor ManU taraftarı. FA Cup'ı kazanmışlar da yönetim hadi 1 sene daha devam edelim demiş. Sonrası malum.
Bugüne baktığımızda Okan Buruk sadece bir teknik direktör değil ki, bu kulübün simgelerinden birisi. Daha 10 yaşında Florya’nın kapısından girip 50 yaşına kadar hayatının büyük bölümünü bu arma altında geçirmiş bir isimden bahsediyoruz.
Bu aidiyet duygusu kolay bulunan bir şey değil.
Elbette hatalar olacaktır, futbolda bu kaçınılmaz. Ancak ortada bir potansiyel, bir gelecek vaadi varsa istikrarın her zaman daha değerli olduğuna inanıyorum. Sürekli değişim yerine, doğru temeller üzerine sabırla inşa edilen bir yapı çok daha kalıcı başarılar getirebilir. Kim bilir belki de bu dönemde tam da Okan Buruk gibi insani yönleri güçlü, futbolculara arkadaş gibi yaklaşabilen, onları bu şekilde yönetmeyi başarabilen bir TD gerekli bizler için? Zira bugün forumca hepimizin sevdiği ve "hemen gelsin" diyeceği isimlerden biri olan Conte, sağ olsun Osimhen, Sanchez, Lang gibi oyuncularımızla çalıştı ve hiçbiriyle anlaşamadı da yolları bize düştü.
Kısacası bazen en doğru tercih, kusursuz görünen değil; kulübün ruhunu bilen, o kültürü yaşayan ve geleceğe taşıyabilecek olan isimdir. Çünkü büyük başarı hikayeleri çoğu zaman sabırla başlar.