Ülkemiz taraftarlarında kendi tuttuğu takım kötü olduğu için diğerinin daha kötü olmasını isteyen bir anlayış yerleşti.
Bu kolaycı yaklaşım aslında herkese zarar veriyor.
Beşiktaş ve Fenerbahçe 10ar tane gol yeseler bu Galatasaray'a ne fayda sağlar. Faydayı geçtim zarar verir.
Az farkla yenilsek bile bahane hazır; bak diğerleri 10 yedi.
Oysa rakiplerimiz galip gelirse; bizim de başarılı olmamız için baskı oluşturur.
(Bunun aynısı transferler için de geçerli; Biri iyi transfer yapınca diğerleri de mecburen şartlarını zorlayıp daha iyi transfer yapmaya çalışıyor)
Biz UEFA Kupasını aldıktan sonra bir kaç sezon rakiplerimiz "Biz de alalım, biz de başaralım" diye kah hayal kurdu, kah buna uygun hedefler koydu. Aradan zaman geçip kimse başaramayınca çıta o yükseklikten indirildi.
Artık kimse başarmaktan bahsetmiyor.
Oysa Beşiktaş gruptan çıksa bir yarı final oynayalım diye asılacağız. Biz yarı final oynasak Fener final oynamak için asılacak. Onlar final oynasa biz kupayı almak için asılacağız.
Yani özetle rakiplerimizin başarısı bizi de başarılı olmak için baskı altına alır.
Onlar başarısız olunca biz de motive olamayız.
Bunu bilinen bir Fikra ile destekleyelim:
Türk Cehennemi :
cehennemde her ülkenin bir kazanı varmış içinde sıcak kaynayan yağ olurmuş günah işleyenler bu kazanlarda cezalandırılıyormuş. kazandan kafasını çıkaranları zebaniler kafasına vurarak geri kazana sokuyormuş.
baş zebani bir bakmış diğer kazanların başında nöbetçi zebaniler varken türkiye'nin kazanında hiç nöbetçi zebani yok.
baş zebani zebanilerden birini çağırmış ve sormuş niçin türkiye'nin kazanında nöbetçi yok?
zebani: onlarda nöbetçiye gerek yok; çıkmaya çalışanı alttakiler geri çekiyor zaten...