Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Tanrı'nın olmadığı bir inançlı birisne kanıtlanamaz ki ? Adı üstünde inanç. Düşünce olsa ikna edilebilitesi vardır ama inanç farklı birşeydir



Siz bir fenerbahçeliyi, Galatasarayın büyüklüğünü anlatarak Galatasaraylı yapabilir misiniz ? hayır.



İşte bu yüzden tanrının var olmadığını bir inancı olan kişiye kanıtlkayamazsınız.



Ve işte tam bu yüzden de bir inançlı işte bu ispatı şeklinde ateistlere tanrının var olduğunu anlatamaz.
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Tanrı öldü demek tanrıyı kabullenmek değil (:



nietzsche burda insanlar gelişti düüşünmeye başladı ve tanrının olmadığını anladılar demek istiyoruç Bunu da insanlar gelişti ve tanrıyı öldürdü şeklinde ifade ediyor. Bunu her kaynaktan okuyabilirsiniz. Kısacası tanrının bir hayal gücü olduğunu ve insanlar da bu hayalgücünü öldürdüğünü söylemek istiyor.



Filozoflara gelirsek. Şu ana kadar nietzsche olsun engels olsun marx olsun hatta john locke olsun, hepsi dünyayı genişten algılamaya çalışır. ve hemen hepsinin içinde din olgusunu tartışır. Ama sen filozoflar spesifik açıdan bakar diyorsun ki çooook yanlış. Toplumsal sözleşmeden tutun, emek kavramına kadar, inancı, inançları eleştirrler. Bunların bazıları agnostiktir bazılaı ateist bazıları dindar. Ama pozitivistlerin yüzde 95 i ateisttir. Yani Mantık ile düşünce biçimini geliştirenlere mantıksız demen ne derece mantıkla ilintili (:



İftardan sonra görüşmek üzere..



Neyse cevap verecektim de vazgeçtim. İftardan sonra tekrar alıntılarım konumuza o şekilde devam ederiz. :) Görüşmek üzere...
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



İnsanlar başkalarının adına nasıl düşünebilir hatta yaşayabilir anlamak mümkün değil..Ve komik (:





505–749 milyon sayısı arasında dünyada ateist ve agnostik vardır. Dünyanın merkezine kendinisini koyup, dünyayı da ailesi çevresi ve yaşadığı mahalle hatta ülke olarak görenlerin bazı şeyleri anlamaması doğal. İlk çağlardan beri yüzlerce din gelmiş geçmiş ve geçiyor. Ama her dine mensup kişi, diğer dinleri kötülemekten duramamış kendilerini.



Müslümanlar, hristyanlık değiştirildi der



Hristyanlar müslümanlık şiddet içerir der



Yahudiler, tek gerçek din biizimkisi der



Çünkü her dinin mensubu, mutlak doğruyu kendisininki kabul eder. Bu da din savaşlarında ölen onmilyonlarca kişinin ölmesine sebep olur. 10 milyonlarca insan, bir o kadar babasız büyüyen çocuk .. Sebep ? Benim dinim senin dininden iyi. Bu mantık devam ediyorken, hiçbirşeye inanmayan insanların bir dine ait insanlar tarafından anlaşılması absürt zaten
Sizlerden bazıları varki islamı 1400 yıl önce gelmiş din falan sanıyor yada öyle demek işine geliyor.İlk insan ve peygamber hz:adem,dir ve dinide islamdır zaten.SON PEYGAMBERİ 1400 YIL ÖNCE GELMİŞ HZ:MUHAMMED(SAV)DİR.İslamı arada çıkmış türemiş dinler gibi göstermekde neyin nesi?
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Tanrı'nın varlığının ya da yokluğunun ispatlanamayacağı doğru. Çünkü insanlar inandıkları için böyle kabul ediyorlar.
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Sizlerden bazıları varki islamı 1400 yıl önce gelmiş din falan sanıyor yada öyle demek işine geliyor.İlk insan ve peygamber hz:adem,dir ve dinide islamdır zaten.SON PEYGAMBERİ 1400 YIL ÖNCE GELMİŞ HZ:MUHAMMED(SAV)DİR.İslamı arada çıkmış türemiş dinler gibi göstermekde neyin nesi?



Peki, hristyanlar da aynı fikre sahip mi, yani onlar da evet ilk insan müslüman mı diyorlar. Benim söylediğim doğrudur diğerleri yalan demek nereye kadar mantıklı. Çünkü Hristyanlarda aynı şeyi iddia ediyorlar. Hatta museviler bu işi daha da ileri götürüyorlar. Ne olcak şimdi.



2 milyar hristyan senin söylediğini reddediyor.



1.7 milyar müslüman ise adem bizim ilk peygamberimiz ve müslümandır diyor.



Hristyanların büyük kısmı islamı şiddet içerdiğini iddia ederek eleştiriyor.
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Tanrı'ya inanmak çok önemlidir. Bu her dinde açık açık belirtilir. Sebebide bellidir;



Çünkü Tanrı'nın olmama ihtimali, var olduğu ihtimalinden kat ve kat fazladır.
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Peki, hristyanlar da aynı fikre sahip mi, yani onlar da evet ilk insan müslüman mı diyorlar. Benim söylediğim doğrudur diğerleri yalan demek nereye kadar mantıklı. Çünkü Hristyanlarda aynı şeyi iddia ediyorlar. Hatta museviler bu işi daha da ileri götürüyorlar. Ne olcak şimdi.



2 milyar hristyan senin söylediğini reddediyor.



1.7 milyar müslüman ise adem bizim ilk peygamberimiz ve müslümandır diyor.



Hristyanların büyük kısmı islamı şiddet içerdiğini iddia ederek eleştiriyor.
Hristiyanlar Allahın doğurgan olduğuna ve hz:isanın Allahın oğlu olduğuna inanıyor.Böyle bir saçmalığa ancak kendileri inanır.







112-İHLAS:



1 - De ki; O Allah bir tektir.



2 - Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir



3 - Doğurmadı ve doğurulmadı



4 - O 'na bir denk de olmadı.
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Hristiyanlar Allahın doğurgan olduğuna ve hz:isanın Allahın oğlu olduğuna inanıyor.Böyle bir saçmalığa ancak kendileri inanır.







112-İHLAS:



1 - De ki; O Allah bir tektir.



2 - Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir



3 - Doğurmadı ve doğurulmadı



4 - O 'na bir denk de olmadı.



Hristyanların söylemini inanmadıkları kitap üzerinden mi çürüteceksin ?



Hristyanlar da incilde yazanları yazar buraya o zaman



Hristyanlara göre de İsanın tanrının oğlu olduğunu inkar etmek saçmalığın daniskası..



kanıtları da kendi kitapları..



Senin ayetlerden örnek verdiğin gibi onlar da örnek verebilir.
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Tanrı'nın olmadığı bir inançlı birisne kanıtlanamaz ki ? Adı üstünde inanç. Düşünce olsa ikna edilebilitesi vardır ama inanç farklı birşeydir



Siz bir fenerbahçeliyi, Galatasarayın büyüklüğünü anlatarak Galatasaraylı yapabilir misiniz ? hayır.



İşte bu yüzden tanrının var olmadığını bir inancı olan kişiye kanıtlkayamazsınız.



Ve işte tam bu yüzden de bir inançlı işte bu ispatı şeklinde ateistlere tanrının var olduğunu anlatamaz.



Neden ? :)



Tanrı'nın var olmadığını inançlı bir insana bal gibi de anlatırsınız.Müftüyken ateşli bir İslam düşmanı olan Turan Dursun en basit örnek.



Tanrı'nın var olduğunu inançsız bir kişiye bal gibi de anlatırsınız.70'lerde 80'lerde marksist takılıp sonradan muhafazakar olan bir sürü insan var.

Avustralyalı genç videosunu pek çoğumuz izlemişizdir.Bunlar basit örnekler .



Sonradan hristiyan olan müslüman olan vs hiç mi ateist yok ? İnanç da inançsızlıkta bir kere seçilip bir daha dönülemeyen şeyler mi ?
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Ya bu tartışmanın sonu gelmez arkadaşlar. Dine inananlara da inanmayanlara da sonsuz saygı duyuyorum fakat bu din tartışmaları bitmez ve sunulan argümanlar iki tarafında sahip olduğu düşünceyi değiştirmez. Benim mantığım din konusunda çok basit. Böyle bir realite var mı dünyada var. ( Ateist realitesi de var inkar etmiyorum ) O zaman dindeki güzel şeyleri ön plana almalıyız bence hem bu durum bizi çatışmalardan da kurtarır. Mesala Yunus Emre mi Ladin mi. İkisi de müslüman fakat bence öne çıkartılacak kişi Yunus Emre'dir. Sebebi de basit. Yaratılanı severiz Yaratandan ötürü demiş.. Hristiyanlıkta güzel şeyler var din adına ve bence onlar öne çıkartılmalı çatışma kültüründen daha ziyade. Yahudilik tehlikeli ( kelime bulamadım bu yanlış olabilir ) bir din aslında. Tamam onlarda da güzel bir takım değerler olabilir fakat kendi inanışlarına göre kendilerini diğer herkesten üstün tutuyorlar. Bu mantık yanlış biraz. Dinle çatışma ya da dinsizlerle tartışma-çatışmanın bir sonu yok...
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Allahın varlığının ispatı ,yokluğunu ispatlamaktan daha kolaydır. Ateistler Allahın varlığı için kendilerine sunulan kanıtları kabul etmezler,çünkü inanmadıkları birşeyin kanıtını neden kabul etsinler. Tamam o zaman inanmıyorlar , tanrı yok diyorlar hadi o zaman kanıtlasınlar.
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Tanrı'ya inanmak çok önemlidir. Bu her dinde açık açık belirtilir. Sebebide bellidir;



Çünkü Tanrı'nın olmama ihtimali, var olduğu ihtimalinden kat ve kat fazladır.



Sonucunda bir ödül verilmesi hemen hemen her dinde , olayın inanç yönüyle görmeden iman ile alakalı zaten..
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Tanrı, ne büyük ki insanı yaratmış.

İnsan, pek küçük sayılmaz, Tanrı'yı yaratmış.
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Ya da (bunlar) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler)le yüklü, 'gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle'; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır (2/19)

kafirler hakkında ayetler

Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamayacaksınız- bu durumda kafirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının (2/24)



Ve meleklere: "Adem'e secde edin" dedik İblis hariç (hepsi) secde ettiler O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu (2/34)



Allah katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman, -ki bundan önce inkâr edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkâr ettiler Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir (2/89)



Allah'ın kullarından, dilediğine kendi fazlından (peygamberliği) indirmesini 'kıskanarak ve hakka baş kaldırarak' Allah'ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kötü şeye karşılık sattılar Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar Kafirler için alçaltıcı bir azab vardır (2/90)



Her kim Allah'a, meleklerine, elçilerine, Cibril'e ve Mikail'e düşman ise, artık şüphesiz Allah da kafirlerin düşmanıdır" (2/98)



Ey iman edenler, "Raina-Bizi güt, bize bak" demeyin "Unzurna-Bizi gözet" deyin ve dinleyin Kafirler için acı bir azab vardır (2/104)



Kitap Ehlinden olan kafirler ve müşrikler, Rabbinizden üzerinize bir hayrın indirilmesini arzu etmezler Allah ise, dilediğine rahmetini tahsis eder Allah büyük fazl sahibidir (2/105)



Şüphesiz, inkâr edip kafir olarak ölenler, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti bunların üzerinedir (2/161)



Onları, bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın Fitne, öldürmekten beterdir Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın Kafirlerin cezası işte böyledir (2/191)



Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar De ki: "Onda savaşmak büyük (bir günahtır) Ancak Allah katında, Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak daha büyük (bir günahtır) Fitne, katilden beterdir Eğer güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler; sizden kim dininden geri döner ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün işledikleri (amelleri) dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, onda süresiz kalacaklardır (2/217)



Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et" (2/250)



Ey iman edenler, hiçbir alış-verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin Kâfirler Onlar zulmedenlerdir (2/254)



Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir Onlar kazandıklarından hiçbir şeye güç yetiremez (elde edemez)ler Allah, kâfirler topluluğuna hidayet vermez (2/264)



Allah, faizi yok eder de, sadakaları arttırır Allah, günahkar kâfirlerin hiçbirini sevmez (2/276)



Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma Bizi affet Bizi bağışla Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et" (2/286)



Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir ayet (ibret) vardır Bir topluluk, Allah yolunda çarpışıyordu, diğeri ise kafirdi ki göz görmesiyle karşılarındakini kendilerinin iki katı görüyorlardı İşte Allah, dilediğini yardımıyla destekler Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır (3/13)



Mü'minler, mü'minleri bırakıp da kafirleri veliler edinmesinler Kim böyle yaparsa, Allah'tan hiçbir şey (yardım) yoktur Ancak onlardan korunma gayesiyle sakınma(nız) başka Allah, sizi kendisinden sakındırır Varış Allah'adır (3/28)



De ki: "Allah'a ve elçisine itaat edin" Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz Allah, kafirleri sevmez (3/32)



Şüphesiz küfredip kafir olarak ölenler, bunların hiçbirisinden, yeryüzü dolusu altını olsa -bunu fidye olarak verse de- kesin olarak kabul edilmez Onlar için acı bir azab vardır ve onların yardımcıları yoktur (3/91)



Ve kafirler için hazırlanmış olan ateşten sakının (3/131)



Onların söyledikleri: "Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı yardım et" demelerinden başka bir şey değildi (3/147)



Onlar, cimrilikte bulunurlar, insanlara da cimriliği emreder (önerir)ler Allah'ın fazlından kendilerine verdiğini gizli tutarlar Biz o kafirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır (4/37)



Yeryüzünde adım attığınızda (yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır (4/101)



İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, seninle birlikte dursun ve silahlarını (yanlarına) alsın; böylece onlar secde ettiklerinde, arkalarınızda olsunlar Namazlarını kılmayan diğer grup gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da 'korunma araçlarını' ve silahlarını alsınlar Küfredenler, size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve emtianız (erzak ve mühimmatınız)dan ayrılmış olmanızı isterler Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur Korunma tedbirlerinizi alın Şüphesiz, Allah kafirler için aşağılatıcı bir azab hazırlamıştır (4/102)



Onlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler 'Kuvvet ve onuru (izzeti)' onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, 'bütün kuvvet ve onur,' Allah'ındır (4/139)



O, size Kitapta: "Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi Doğrusu Allah, münafıkların ve kafirlerin tümünü cehennemde toplayacak olandır (4/140)



Onlar sizi gözetleyip-duruyorlar Size Allah'tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: "Sizinle birlikte değil miydik?" derler Ama kafirlere bir pay düşerse: "Size üstünlük sağlamadık mı, mü'minlerden size (gelecek tehlikeleri) önlemedik mi?" derler Allah, kıyamet günü aranızda hükmedecektir Allah, kafirlere mü'minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez (4/141)



Ey iman edenler, mü'minleri bırakıp kafirleri veliler (dostlar) edinmeyin Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz? (4/144)



İşte bunlar, gerçekten kafir olanlardır Kafirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır (4/151)



Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (öyle yaptık) Onlardan kafir olanlara pek acıklı bir azab hazırlamışızdır (4/161)



Gerçek şu ki, biz Tevratı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi) Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır (5/44)



Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisine sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir (5/54)



Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin Ve eğer inanıyorsanız, Allah'tan korkup-sakının (5/57)



Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun Allah seni insanlardan koruyacaktır Şüphesiz, Allah, kafir olan bir topluluğu hidayete erdirmez (5/67)



De ki: "Ey Kitap Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiçbir şey üzerinde değilsiniz" Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve inkârlarını arttıracaktır Sen de kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma (5/68)



Sizden önce bir topluluk onu sormuştu da sonra kafirler olmuşlardı (5/102)



Hayır, önceden saklı tuttukları kendilerine açıklandı Şayet (dünyaya) geri çevrilseler bile, kendisinden sakındırıldıkları şeylere şüphesiz yine döneceklerdir Çünkü onlar, gerçekten kafirlerdir (6/28)



Ölü iken kendisini dirilttiğimiz ve insanlar içinde yürümesi için kendisine bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp oradan bir çıkış bulamıyanın durumu gibi midir? İşte, kafirlere yapmakta oldukları böyle 'süslü ve çekici' gösterilmiştir (6/122)



Öyleyse, Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? Kitap'tan kendilerine bir pay erişecek olanlar bunlardır Nihayet elçilerimiz, hayatlarına son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler ki: "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" "Onlar bizi (yüzüstü) bırakıp-kayboldular" diyecekler (Böylelikle) Bunlar, gerçekten kâfirler olduklarına kendi aleyhlerinde şehadet ettiler (7/37)



Ey iman edenler, toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arka çevirmeyin (savaştan kaçmayın) (8/15)



İşte size böyle… Gerçekten Allah, kâfirlerin hileli-düzenlerini boşa çıkarıcıdır (8/18)



Eğer fetih istiyor idiyseniz (ey kâfirler,) işte size fetih; ama eğer (inkârdan ve eski yaptıklarınızdan) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlıdır Yok, geri dönerseniz biz de döneriz Topluluğunuz çok da olsa, size bir şey sağlayamaz Çünkü Allah mü'minlerle beraberdir (8/19)



Ey Peygamber, mü'minleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlub edebilirler Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener Çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur (8/65)



Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar Oysa kâfirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor (9/32)



(Haram ayları) Ertelemek ancak inkârda bir artıştır Bununla kâfirler şaşırtılıp-saptırılır Allah'ın haram kıldığına sayı bakımından uymak için, onu bir yıl helal, bir yıl haram kılıyorlar Böylelikle Allah'ın haram kıldığını helal kılmış oluyorlar Yaptıklarının kötülüğü kendilerine 'çekici ve süslü' gösterilmiştir Allah, inkârcı bir topluluğa hidayet vermez (9/37)



Siz O'na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O'na yardım etmiştir Hani kâfirler ikiden biri olarak O'nu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir" Böylece Allah O'na 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmişti, O'nu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkâra edenlerin de kelimesini (inkâr çağrılarını) alçaltmıştı Oysa Allah'ın kelimesi, yüce olandır Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir (9/40)



Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kâfirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti Bu, onlara yeter Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azab vardır (9/68)



Sizden önceki (münafıklar ve kâfirler) gibi Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar; siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız ve siz de (dünyaya ve zevke) dalanlar gibi daldınız İşte onların dünyada ahirette bütün yapıp-ettikleri (amelleri) boşa çıkmıştır ve işte onlar kayba uğrayanlardır (9/69)



Ey Peygamber, kâfirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yataktır o! (9/73)



Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, Allah'ın elçisinden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kâfirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez (9/120)



Kalblerinde hastalık olanların ise, iğrençliklerine iğrençlik (murdarlık) ekleyip-arttırmış ve onlar kâfir kimseler olarak ölmüşlerdir (9/125)



Ve bizi, kâfirler topluluğundan rahmetinle kurtar" (10/86)



(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: "Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kâfirlerle birlikte olma" (11/42)



Ey Nuh" denildi "Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in (Sizden türeyecek diğer kâfir) Ümmetleri de yararlandıracağız, sonra onlara bizden acı bir azab dokunacaktır" (11/48)



Oğullarım, gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez" (12/87)



Sonra (Allah) kıyamet günü onları aşağılık kılacak ve diyecek ki: "Haklarında (mü'minlere karşı) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?" Kendilerine ilim verilenler, dediler ki: "Bugün, gerçekten aşağılanma ve kötülük kafirlerin üstünedir" (16/27)



Umulur ki, Rabbiniz size merhamet eder, fakat siz (bozgunculuğa) dönerseniz biz de (sizi aşağılık kılmaya ve cezalandırmaya) döneriz Biz, cehennemi kafirler için bir kuşatma yeri kıldık (17/8)



İnkâr edenler, Beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar? Gerçekten Biz cehennemi kafirler için bir durak olarak hazırlamışız (18/102)



Görmedin mi, biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar (19/83)



Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver (25/52)



Allah'ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar Kafir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır (25/55)



Kitabın sana (kalbine vahy ile) bırakılacağını umud etmezdin; (bu,) Rabbinden ancak bir rahmettir Öyleyse sakın kafirlere arka olma (28/86)



Kıyamet-saatinin kopacağı gün, (mü'minlerle kafirler birbirlerinden) ayrılırlar (30/14)



(Bu, Allah'ın) Kendi fazlından iman edip salih amellerde bulunanları ödüllendirmesi içindir Şüphesiz O, kafirleri sevmez (30/45)



Ey Peygamber, Allah'tan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir (33/1)



Doğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını (Allah'ın) sorması için Kafirlere ise acı bir azab hazırlamıştır (33/8)



Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et Vekil olarak Allah yeter (33/48)



Gerçekten Allah, kafirleri lanetlemiş ve onlar için 'çılgın bir ateş' hazırlamıştır (33/64)



Yeryüzünde sizi halifeler kılan O'dur Öyleyse kim inkâr ederse, artık inkârı kendi aleyhinedir Rableri katında kafir olanlara kendi inkârları gazabtan başkasını arttırmaz ve kafir olanlara kendi inkârları kayıptan başkasını arttırmaz (35/39)



(Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kâfirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir) (36/70)



Bu, sizin yalanladığınız (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür" (37/21)



Doğrusu biz, onu kâfirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık (37/63)



İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar Kâfirler dedi ki: "Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür" (38/4)



Yalnız İblis hariç O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu (38/74)



Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır O'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez (39/3)



Allah'a karşı yalan söyleyenden ve kendisine geldiğinde doğruyu (Kur'an'ı) yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok? (39/32)



Hayır, Benim ayetlerim sana gelmişti, fakat sen onları yalanladın, büyüklüğe kapıldın ve kafirlerden oldun" (39/59)



İnkâr edenler, cehenneme bölük bölük sevkedildiler Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cehennemin) bekçileri dedi ki: "Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugünle karşılaşacağınızı (söyleyip) sizi uyaran elçiler gelmedi mi?" Onlar: "Evet" dediler Ancak azab kelimesi kâfirlerin üzerine hak oldu (39/71)



Senin Rabbinin kafirler üzerindeki: "Gerçekten onlar ateşin halkıdır" sözü böylece hak oldu (40/6)



Öyleyse, dini yalnızca O'na halis kılanlar olarak Allah'a dua (kulluk) edin; kafirler hoş görmese de (40/14)



Böylece, o, katımızdan kendilerine bir hak ile geldiği zaman, dediler ki: "Onunla birlikte iman edenlerin erkek çocuklarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın" Ancak kafirlerin hileli-düzeni boşa çıkmakta olandan başkası değildir (40/25)



(Bekçiler "Size kendi Resulleriniz açık belgelerle gelmez miydi?" dediler Onlar: "Evet" dediler (Bekçiler "Şu halde siz dua edin" dediler Oysa kafirlerin duası, çıkmazda olmaktan başkası değildir (40/50)



Allah'ın dışında (taptıklarınız)" Dediler ki: "Bizi bırakıp-kayboluverdiler Hayır, biz önceleri (meğer) hiçbir şeye tapar değilmişiz" İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtıp-saptırır (40/74)



Ama Bizim dayanılmaz-azabımızı gördükleri zaman, imanları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı (Bu,) Allah'ın kulları arasında sürüp-giden sünnetidir İşte kafirler burada hüsrana uğramışlardır (40/85)



Oysa ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet taddırsak, mutlaka: "Bu benim (hakkım)dır Ve ben kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum; eğer Rabbime döndürülsem bile, muhakkak O'nun katında benim için daha güzel olanı vardır" der Ama andolsun biz, o kâfirlere yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara, en kaba bir azabtan taddıracağız (41/50)



O, iman edip salih amellerde bulunanlara icabet eder ve onlara kendi fazlından arttırır Kafirlere gelince; onlara şiddetli bir azap vardır (42/26)



(O peygamberlerden her biri de şöyle) Demiştir: "Ben size atalarınızı üstünde bulduğunuz şeyden daha doğru olanını getirmiş olsam da mı?" Onlar da demişlerdi ki: "Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye kafir olanlarız" (43/24)



Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: "Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona (karşı) kafir olanlarız" (43/30)



Onlar, yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler Allah, onları yerle bir etti O kafirler için de bunun bir benzeri vardır (47/10)



İşte böyle; çünkü Allah, iman edenlerin velisidir; kafirlerin ise, velisi yoktur (47/11)



Kim Allah'a ve Resûlü'ne iman etmezse, (bilsin ki) gerçekten Biz, kafirler için çılgınca yanan bir ateş hazırlamışızdır (48/13)



Kafir olanlar, sizinle savaşmış olsalardı, arkalarını dönüp kaçarlardı; sonra, ne bir veli (koruyucu dost), ne bir yardımcı bulamazlardı (48/22)



Muhammed, Allah'ın elçisidir Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) ve hoşnutluk arayıp-isterler Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur: İncil'deki vasıfları ise: Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulup-boy atmış (ki bu,) ekicilerin hoşuna gider (Bu örnek,) Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir va'detmiştir (48/29)



Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu şaşılacak bir şey" dediler (50/2)



Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kafirler derler ki: "Bu, zorlu bir gün" (54/8)



Sonunda Rabbine dua etti: "Gerçekten ben, yenik düşmüş durumdayım Artık Sen (bu kafir toplumdan) intikam al" (54/10)



Sizin kafirleriniz onlardan daha hayırlı mıdır? Yoksa sizin için Kitaplarda bir beraat mi var? (54/43)



Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama', bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir 'çoğalma-tutkusu'dur Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir Ahirette ise şiddetli bir azab; Allah'tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir (57/20)



Ancak buna (imkan) bulamayanlar (için de) birbirleriyle temas etmeden önce, kesintisiz iki ay oruç (yüklenmiştir); buna güç yetiremeyenler altmış yoksulu doyursun Bu (kolaylık), Allah'a ve O'nun Resûlü'ne iman etmeniz dolayısıyladır Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır Kafirler içinse acı bir azab vardır (58/4)



Gerçekten Allah'a ve Resûlü'ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar, kendilerinden öncekilerin alçaltılması gibi alçaltılmışlardır Oysa biz apaçık ayetler indirdik Kafirler için küçültücü bir azap vardır (58/5)



Ey iman edenler, mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin Allah, onların imanlarını daha iyi bilendir Şayet (gerçekten) mü'min kadınlar olduklarını bilip-öğrenirseniz, artık sakın onları kafirlere geri çevirmeyin (Çünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir Onlara (kafir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin Onlara (hicret eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikahlamanızda size bir güçlük yoktur Kafir (kadın)ların ismetlerini (nikahlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin Onlar da (mü'min kadınlara) harcadıklarını istesinler Bu, Allah'ın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir (60/10)



Ve eğer eşlerinizden (kafirlere kaçmalarından dolayı) herhangi bir şey kafirlere geçer, böylece siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, eşleri (kaçıp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptıklarının bir mislini verin Kendisine iman ettiğiniz Allah'tan sakının (60/11)



Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmişlerdir (60/13)



Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile (61/8)



Sizi yaratan O'dur; buna rağmen sizden kiminiz kafirdir, kiminiz mü'min, Allah, yaptıklarınızı görendir (64/2)



Ey Peygamber, kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı 'sert ve caydırıcı' davran Onların barınma yeri cehennemdir Ne kötü bir dönüş yeridir o (66/9)



Rahmana karşı size yardım edecek olan kimmiş? Şu sizin ordunuz mu? Kafirler yalnızca bir gurur (kesin bir aldanış) içindedirler (67/20)



De ki: "Haber verir misiniz; eğer Allah, beni ve benimle birlikte olanları yıkıma uğratır ya da bizi esirgerse, (peki) bu durumda kafirleri acı bir azabtan kurtaracak olan kimdir?" (67/28)



Gerçekten o (Kur'an), kafirler için bir hasrettir (69/50)



Kafirler için olan bu (azabı) geri çevirecek yoktur (70/2)



Nuh "Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma" dedi (71/26)



Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükten sınırı aşan (facir'den) kafirden başkasını doğurmazlar" (71/27)



İşte o gün, zorlu bir gündür; (74/9)



Kafirler içinse hiç kolay değildir (74/10)



Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık Ve onların sayısını inkâr edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir Rabbinin ordularını kendisinden başka (hiç kimse) bilmez Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür (74/31)



Doğrusu biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık (76/4)



Gerçekten Biz sizi yakın bir azab ile uyardık Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek (78/40)



İşte onlar da, kafir, facir olanlardır (80/42)



Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler (83/34)



Nasıl, kafir olanlar, işlediklerinin 'feci karşılığını gördüler mi?' (83/36)



Sen kâfirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı (86/17)



De ki: "Ey kafirler" (109/1)



O küfre sapanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, biz onlara, ancak günahları daha da artsın, diye süre vermekteyiz Onlar için aşağılatıcı bir azab vardır (Al-i İmran Suresi, 178)
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Neden ? :)



Tanrı'nın var olmadığını inançlı bir insana bal gibi de anlatırsınız.Müftüyken ateşli bir İslam düşmanı olan Turan Dursun en basit örnek.



Tanrı'nın var olduğunu inançsız bir kişiye bal gibi de anlatırsınız.70'lerde 80'lerde marksist takılıp sonradan muhafazakar olan bir sürü insan var.

Avustralyalı genç videosunu pek çoğumuz izlemişizdir.Bunlar basit örnekler .



Sonradan hristiyan olan müslüman olan vs hiç mi ateist yok ? İnanç da inançsızlıkta bir kere seçilip bir daha dönülemeyen şeyler mi ?



(: çok çok ekstrem örnekler değil mi



Bunun adı inançtır. Yani objektif enformasyonla çürütülmez (: yine yineliyorum. Bir bursasporlu Galatasaraylı olmaz (: Her nekadr Galatasarayın büyük olduğunu kabul etse de. Dışardan yönlendirmeyle olacak iş değil bu. İnanmak da inanmaktan vazgeçmek de. Kişinin iç dünyası ile ilintilidir.
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Ayrıca bitmek bilmeyen Atesit - Müslüman tartışmalarını da acaip saçma bulmaktayım...Ne demiş Allah peygamberlerine : Biz seni onların üstüne Jandarma yollamadık..Sen mesaj verirsin biz ise hidayet..İnanmayana senin dinin sana benim dinim bana diyip geçiceksiniz bu kadar basit..
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Hristyanların söylemini inanmadıkları kitap üzerinden mi çürüteceksin ?



Hristyanlar da incilde yazanları yazar buraya o zaman



Hristyanlara göre de İsanın tanrının oğlu olduğunu inkar etmek saçmalığın daniskası..



kanıtları da kendi kitapları..



Senin ayetlerden örnek verdiğin gibi onlar da örnek verebilir.
Tahrif edilmeyen tek kirap kurandır.Adı üstünde Allah üremek yaratılmışlara özgüdür.
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Metin Çay,



Nasıl ki Tanrı'nın yokluğu ispatlayamıyorsak, sende bize Tanrı'nın varlığını ispatlayamazsın. İspatlanabilse zaten bunun adı "inanç" olmaz.



Kuran-ı Kerim'den yazılar koyuyorsun iyi güzel ama bana Kuran-ı Kerim'in gerçekten Allah tarafından dünyaya indirildiğini kanıtlayabilir misin? Hayır.



O yüzden bu yazıların saçma sapan oluyor Metin. "Bak Kuran'da bu yazıyor..."



Bu yüzden bu saçma sapan yazıları bırak.



Bak adı üstünde,



İNANÇ.
 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



BÖLÜM 1

İsa Mesih`in Soyu

(Luk.3:23-38)



1-2 İbrahim oğlu, Davut oğlu İsa Mesih`in soy kaydı şöyledir: İbrahim İshak`ın babasıydı, İshak Yakup`un babasıydı, Yakup Yahuda ve kardeşlerinin babasıydı,



3 Yahuda, Tamar`dan doğan Peres`le Zerah`ın babasıydı, Peres Hesron`un babasıydı, Hesron Ram`ın babasıydı,



4 Ram Amminadav`ın babasıydı, Amminadav Nahşon`un babasıydı, Nahşon Salmon`un babasıydı,



5 Salmon, Rahav`dan doğan Boaz`ın babasıydı, Boaz, Rut`tan doğan Ovet`in babasıydı, Ovet İşay`ın babasıydı,



6 İşay Kral Davut`un babasıydı, Davut, Uriya`nın karısından doğan Süleyman`ın babasıydı,



7 Süleyman Rehavam`ın babasıydı, Rehavam Aviya`nın babasıydı, Aviya Asa`nın babasıydı,



8 Asa Yehoşafat`ın babasıydı, Yehoşafat Yoram`ın babasıydı, Yoram Uzziya`nın babasıydı,



9 Uzziya Yotam`ın babasıydı, Yotam Ahaz`ın babasıydı, Ahaz Hizkiya`nın babasıydı,



10 Hizkiya Manaşşe`nin babasıydı, Manaşşe Amon`un babasıydı, Amon Yoşiya`nın babasıydı,



11 Yoşiya, Babil sürgünü* sırasında doğan Yehoyakin`le kardeşlerinin babasıydı,



12 Yehoyakin, Babil sürgününden sonra doğan Şealtiel`in babasıydı, Şealtiel Zerubbabil`in babasıydı,



13 Zerubbabil Avihut`un babasıydı, Avihut Elyakim`in babasıydı, Elyakim Azor`un babasıydı,



14 Azor Sadok`un babasıydı, Sadok Ahim`in babasıydı, Ahim Elihut`un babasıydı,



15 Elihut Elazar`ın babasıydı, Elazar Mattan`ın babasıydı, Mattan Yakup`un babasıydı,



16 Yakup Meryem`in kocası Yusuf`un babasıydı. Meryem`den Mesih* diye tanınan İsa doğdu.



17 Buna göre, İbrahim`den Davut`a kadar toplam on dört kuşak, Davut`tan Babil sürgününe kadar on dört kuşak, Babil sürgününden Mesih`e kadar on dört kuşak vardır.



İsa Mesih`in Doğumu

(Luk.2:1-7)



18 İsa Mesih`in doğumu şöyle oldu: Annesi Meryem, Yusuf`la nişanlıydı. Ama birlikte olmalarından önce Meryem`in Kutsal Ruh`tan gebe olduğu anlaşıldı.



19 Nişanlısı Yusuf, doğru bir adam olduğu ve onu herkesin önünde utandırmak istemediği için ondan sessizce ayrılmak niyetindeydi.



20 Ama böyle düşünmesi üzerine Rab`bin bir meleği rüyada ona görünerek şöyle dedi: “Davut oğlu Yusuf, Meryem`i kendine eş olarak almaktan korkma. Çünkü onun rahminde oluşan, Kutsal Ruh`tandır.



21 Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlarından O kurtaracak.”



22 Bütün bunlar, Rab`bin peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu:



23 İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar. İmmanuel, Tanrı bizimle demektir.



24 Yusuf uyanınca Rab`bin meleğinin buyruğuna uydu ve Meryem`i eş olarak yanına aldı.



25 Ama oğlunu doğuruncaya dek Yusuf ona dokunmadı. Doğan çocuğun adını İsa koydu.





1 Tanrı`nın Oğlu İsa Mesih`le* ilgili Müjde`nin başlangıcı.



2 Peygamber Yeşaya`nın Kitabı`nda şöyle yazılmıştır: “İşte, habercimi senin önünden gönderiyorum; O senin yolunu hazırlayacak.”



3 Çölde haykıran, `Rab`bin yolunu hazırlayın, Geçeceği patikaları düzleyin` diye sesleniyor.



4 Böylece Vaftizci Yahya çölde ortaya çıktı. İnsanları, günahlarının bağışlanması için tövbe edip vaftiz* olmaya çağırıyordu.



5 Bütün Yahudiye halkı ve Yeruşalimliler`in hepsi ona geliyor, günahlarını itiraf ediyor, onun tarafından Şeria Irmağı`nda vaftiz ediliyordu.



6 Yahya`nın deve tüyünden giysisi, belinde deri kuşağı vardı. Çekirge ve yaban balı yerdi.



7 Şu haberi yayıyordu: “Benden sonra benden daha güçlü olan geliyor. Eğilip O`nun çarıklarının bağını çözmeye bile layık değilim.



8 Ben sizi suyla vaftiz ettim, ama O sizi Kutsal Ruh`la vaftiz edecektir.”



İsa Görevine Başlıyor

(Mat.3:13-4:22; Luk.3:21-22; 4:1-15; 5:1-11)



9 O günlerde Celile`nin Nasıra Kenti`nden çıkıp gelen İsa, Yahya tarafından Şeria Irmağı`nda vaftiz edildi.



10 Tam sudan çıkarken, göklerin yarıldığını ve Ruh`un güvercin gibi üzerine indiğini gördü.



11 Göklerden, “Sen benim sevgili Oğlum`sun, senden hoşnudum” diyen bir ses duyuldu.



12 O an Ruh, İsa`yı çöle gönderdi.



13 İsa çölde kaldığı kırk gün boyunca Şeytan tarafından denendi. Yabanıl hayvanlar arasındaydı, melekler O`na hizmet ediyordu.



14 Yahya`nın tutuklanmasından sonra İsa, Tanrı`nın Müjdesi`ni duyura duyura Celile`ye gitti.



15 Zaman doldu diyordu, “Tanrı`nın Egemenliği yaklaştı. Tövbe edin, Müjde`ye inanın!”



16 İsa, Celile Gölü`nün kıyısından geçerken, göle ağ atmakta olan Simun ile kardeşi Andreas`ı gördü. Bu adamlar balıkçıydı.



17 İsa onlara, “Ardımdan gelin” dedi, “Sizleri insan tutan balıkçılar yapacağım.”



18 Onlar da hemen ağlarını bırakıp O`nun ardından gittiler.



19 İsa biraz ileri gidince Zebedi`nin oğulları Yakup`la Yuhanna`yı gördü. Teknede ağlarını onarıyorlardı.



20 Hemen onları çağırdı. Onlar da babaları Zebedi`yi işçilerle birlikte teknede bırakıp İsa`nın ardından gittiler.



İsa Kötü Ruhları Kovuyor, Hastaları İyileştiriyor

(Mat.8:14-17; Luk.4:31-44)

21 Kefarnahum`a girdiler. Şabat Günü* İsa havraya gidip öğretmeye başladı.



22 Halk O`nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara din bilginleri* gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu.



23-24 Tam o sırada havrada bulunan ve kötü ruha tutulmuş bir adam, “Ey Nasıralı İsa, bizden ne istiyorsun?” diye bağırdı. “Bizi mahvetmeye mi geldin? Senin kim olduğunu biliyorum, Tanrı`nın Kutsalı`sın sen!”



25 İsa, “Sus, çık adamdan!” diyerek kötü ruhu azarladı.



26 Kötü ruh adamı sarstı ve büyük bir çığlık atarak içinden çıktı.



27 Herkes şaşıp kaldı. Birbirlerine, “Bu nasıl şey?” diye sormaya başladılar. “Yepyeni bir öğreti! Kötü ruhlara bile yetkiyle buyruk veriyor, onlar da sözünü dinliyor.”



28 Böylece İsa`yla ilgili haber, Celile bölgesinin her yerine hızla yayıldı.



29 İsa havradan çıkar çıkmaz, Yakup ve Yuhanna ile birlikte Simun ve Andreas`ın evine gitti.



30 Simun`un kaynanası ateşler içinde yatıyordu. Durumu hemen İsa`ya bildirdiler.



31 O da hastaya yaklaştı, elinden tutup kaldırdı. Kadının ateşi düştü, onlara hizmet etmeye başladı.



32 Akşam olup güneş batınca, bütün hastaları ve cinlileri İsa`ya getirdiler.



33 Bütün kent halkı kapıya toplanmıştı.



34 İsa, çeşitli hastalıklara yakalanmış birçok kişiyi iyileştirdi, birçok cini kovdu. Cinlerin konuşmasına izin vermiyordu. Çünkü onlar kendisinin kim olduğunu biliyorlardı.



35 Sabah çok erkenden, ortalık henüz ağarmadan İsa kalktı, evden çıkıp ıssız bir yere gitti, orada dua etmeye başladı.



36 Simun ile yanındakiler İsa`yı aramaya çıktılar.



37 O`nu bulunca, “Herkes seni arıyor!” dediler.



38 İsa onlara, “Başka yerlere, yakın kasabalara gidelim” dedi. “Oralarda da Tanrı sözünü duyurayım. Bunun için çıkıp geldim.”



39 Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.



İsa Bir Cüzamlıyı İyileştiriyor

(Mat.8:1-4; Luk.5:12-16)



40 İsa`ya cüzamlı* biri geldi, diz çökerek, “İstersen beni temiz kılabilirsin” diye yalvardı.



41 İsa`nın yüreği sızladı, elini uzatıp adama dokundu, “İsterim, temiz ol!” dedi.



42 Adam anında cüzamdan kurtulup tertemiz oldu.



43 İsa onu sıkıca uyararak hemen yanından uzaklaştırdı.



44 Sakın kimseye bir şey söyleme! dedi. “Git, kâhine* görün ve cüzamdan temizlendiğini herkese kanıtlamak için Musa`nın buyurduğu sunuları sun.”



45 Ne var ki, adam çıkıp gitti, olayla ilgili haberi her tarafa yayıp duyurmaya başladı. Öyle ki, İsa artık hiçbir kente açıkça giremez oldu. Ancak dışarıda, ıssız yerlerde kalıyordu. Ve halk her yerden O`na akın ediyordu.









Be oldu şimdi , hristyanlar mı çürüttü müslümanların savını senin verdiğin örnekle müslümanlar mı çürüttü hristyanların savını, komik olmayın

 
Cevap: Stephen Hawking "Tanrıya gerek kalmadı"



Tahrif edilmeyen tek kirap kurandır.Adı üstünde Allah üremek yaratılmışlara özgüdür.



Yani bunu kendi inancına göre söylüyorsun.. Bu söylemlerinle bir hristyanı veya yahudiyi veya dinsizi ikna edebileceğini zannedebiliyor musun ? Onlar da kuran sonradan yazılır, İncil tahrif edilemez diyemez mi
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt