Tartışma tabi ki çok saçma ama herkes fikrini de söylemekte özgürdür. Saygı sınırlarını aşmadığımız müddetçe de benim için problem teşkil etmez. Yanlış anlaşılması kimseyi Tanrı'ya inan diye zorlamıyorum sadece burada fikir alış-verişi yapıyoruz, oldukça derinlere iniyoruz. Başta söylediklerimi de biraz değiştiriyorum çünkü kesin bir çok tabir kullandım, bu tarz konularda genelde istatiki bilgiler vermekte yarar vardır;
Ateistlerin büyük bir dilimi Tanrı'nın varlığını kabul etmediğini düşünür. Bunu nerden biliyorsun dersen kendimden biliyorum derim. Hem çevremden hem de kendimden. Ama şunu çoğu idrak edemez; bir bakmak vardır bir de görmek. Ben Tanrı'nın varlığını kanıtlayamam ama ateistler de yokluğunu kanıtlayamaz. İslam dini Allah'ı görseydiniz zaten bu Dünya'ya gelmenizin bir anlamı kalmaz der, ben bunu sana kanıt olarak sunarım ama inanmadığın bir dinin kitabını neden dikkate alasın ki? O yüzden her iki tarafta başka tarafa illa bu var, illa bu yok dememelidir. Ben olayın felsefi tarafına bakıyorum, geri kalan bütün tartışmalar benim için boştur. Bu her iki taraf için geçerlidir.
Felsefi olarakta bana, filozoflar böyle yapmış, şöyle yapmış demeyin. Çünkü filozoflar da kendi bakış açısından, kendi mantalitesinden Dünya'yı değerlendirmiş, benim ya da bizim düşündüğüm(üz) bir çok şeyi atlamış olabilir.
Benim bakış açıma göre ateist olanların geneli Dünya'nın Tanrı tarafından yaratılmadığını araştırmaya çalışır. Hani ne ararsan onu bulursun, ne görmek istersen onu görürsün diye bir tabir var ya, aynen bu durumu anlatır. Ben olaya bilimi değil de kendi mantığımı kattığım zaman Tanrı'nın var olduğun hissediyorum ve oldukça mantıklı geliyor. Neden bilimi katmıyorum çünkü; bilim Ateizm'in etkisinden sıyrılamıyor, objektif olarak durum değerlendirme yapamıyor. Çünkü; objektif olan her şey bizi sonuca götürür.