150 milyon kere gerekse yine yazacağım. Artık kaçıncı kez yazdığımı bilmediğim için, koyu ve büyük yazayım dedim bu sefer. Rijkaard'ın alnında "4-3-3 total futbol oynatır" yazıyor varsayın. Etiketi bu, kullanım kılavuzu bu. Gelirken kılavuzuna ve etkiketini kabullenmiş olursun bir adamın. Adamın işi takıma göre sistem kurmak değil, bu adamın işi gelirken de belli ve sabit şekilde total 4-3-3 oynatmak, sadece o. Adamın tüm işi bu. Adamı getirdiysen bunun için getirdin zaten. Adama dünya karması da versen öyle oynatır, eline bilyeleri de versen öyle dizer. Çamaşır makinesine, "ya çamaşır bulamadık, sen bulaşık yıka" diyemezsiniz. Rijkaard'a da 4-3-3'lük kadro kuramadık, al sen 4-4-2 dene diyemezsiniz. Nasıl bulaşıkları çamaşır makinesine atınca çatır çutur dağılır, kırılırlarsa Rijkaard'ın da eline 4-4-2 kadrosu verilmez. O bildiği, temsil ettiği futbol felsefesini oynatır, bu değişmez bir kuraldır. Rijkaard'ı alıyorsanız bunu kabul ettiniz demektir. 1000 tane maç oynayıp bininde de rezil oyunla 10-0 yenilse bu adam başka birşey oynatmaz. Adamı alırken bu şartlarla gelir zaten. Bir nevi "alnıma silah dayasanız başka şey oynatmam" demiş gibi varsayın ve gelirken bunu bilerek getirirsin bu adamı. Rijkaard'a sistem değiştirsin demek sadece Fransız yemeklerinde usta dünyaca ünlü aşçıyı mutfağa şef yapıp, o yemeklere uygun malzeme almayıp sonra "ya sen Çin yemekleri yap" demeye benzer. Eve demirci çağırıp, "elimizde tahta var, ahşap mobilya yap" demeye benzer. Rijkaard'ın Arda'yı kaleye koyup, Aykut'u forvet oynatmasını istemek, sistemi değiştirmesini istemekten kat kat, çok daha fazla mantıklıdır.