- 17 Aralık 2008
- 32.806
- 24.543
- 2.763
Konunun her zaman temeline inmek gerekir. Bu noktada bir ülkenin niteliğini, kalitesini ve derinliğini en küçük yapı taşı olan aile kavramı belirler. Ben genel anlamda sevgisiz, inançsız büyüyen insan sayısının günbegün arttığını görüyorum. Bu insanlar hasbelkader aile olduklarında da evlatlarını: " Kendi başının çaresine bak! " mesajı ile yetiştiriyorlar. İnançta olmayınca şeytani bir ego ile açgözlü, ahlaksız ve kalbi nasırlaşmış insanlar ile doldu çevremiz. Ve hemen hemen hepsi haz odaklı bir hayat yaşıyorlar. Haz anlık bir duygudur ve sürekli kovalarken bulur insan kendini. Bu kovalamaca daha da insanı vahşileştirir. Toplumdaki genel mutsuzluk halinin temelinde de huzuru değil, hazzı kovalayan güruhun artması var. Uzun lafın kısası aşırı bireysellik, toplumsal biliçten izole olmuş beyinlerle kendi doğal seleksiyonumuza doğru gidiyoruz. Nasılsa dünya kocaman bir yer diyorlar ve yanılıyorlar. Hepimiz aslında sadece ve sadece oda arkadaşıyız..
peki aile kavramını ne belirler? ailenin mümkün olabilmesi için gereken nesnel koşullar yerine getirilmiş durumda mı da ailenin belirleyiciliğinden bahsedelim? evlilik kurumu hangi temellerde mümkün olabilir ve bu temellerin politik dağılımını belirleyen merciin mevcut sosyal konumlanması nedir? bu soruları türkiyeye uygularsanız, mevzunun "bireysellikle" de hiçbir ilgisi olmadığı anlaşılacaktır, çünkü, bahsettiğin hazcı-sersem insan profili zaten bireyselliğin mümkün olmadığı/olamadığı politik konfigürasyonların bir ürünü.
not: bonobo maymunları cinsel aktiviteyi "barış eylemi" olarak kullanıyolar. siz hiç birbirini bıçaklayan bonobo gördünüz mü? kendi kolektif bilinçdışımızı açıp incelersek çoğu şeyin yanıtını bulabiliriz muhtemelen, bonobolardan sözde "daha gelişmiş" organizmalar olduğumuz-halimizle.
Son düzenleme:

