toplumsal çöküş

Konunun her zaman temeline inmek gerekir. Bu noktada bir ülkenin niteliğini, kalitesini ve derinliğini en küçük yapı taşı olan aile kavramı belirler. Ben genel anlamda sevgisiz, inançsız büyüyen insan sayısının günbegün arttığını görüyorum. Bu insanlar hasbelkader aile olduklarında da evlatlarını: " Kendi başının çaresine bak! " mesajı ile yetiştiriyorlar. İnançta olmayınca şeytani bir ego ile açgözlü, ahlaksız ve kalbi nasırlaşmış insanlar ile doldu çevremiz. Ve hemen hemen hepsi haz odaklı bir hayat yaşıyorlar. Haz anlık bir duygudur ve sürekli kovalarken bulur insan kendini. Bu kovalamaca daha da insanı vahşileştirir. Toplumdaki genel mutsuzluk halinin temelinde de huzuru değil, hazzı kovalayan güruhun artması var. Uzun lafın kısası aşırı bireysellik, toplumsal biliçten izole olmuş beyinlerle kendi doğal seleksiyonumuza doğru gidiyoruz. Nasılsa dünya kocaman bir yer diyorlar ve yanılıyorlar. Hepimiz aslında sadece ve sadece oda arkadaşıyız..

peki aile kavramını ne belirler? ailenin mümkün olabilmesi için gereken nesnel koşullar yerine getirilmiş durumda mı da ailenin belirleyiciliğinden bahsedelim? evlilik kurumu hangi temellerde mümkün olabilir ve bu temellerin politik dağılımını belirleyen merciin mevcut sosyal konumlanması nedir? bu soruları türkiyeye uygularsanız, mevzunun "bireysellikle" de hiçbir ilgisi olmadığı anlaşılacaktır, çünkü, bahsettiğin hazcı-sersem insan profili zaten bireyselliğin mümkün olmadığı/olamadığı politik konfigürasyonların bir ürünü.

not: bonobo maymunları cinsel aktiviteyi "barış eylemi" olarak kullanıyolar. siz hiç birbirini bıçaklayan bonobo gördünüz mü? kendi kolektif bilinçdışımızı açıp incelersek çoğu şeyin yanıtını bulabiliriz muhtemelen, bonobolardan sözde "daha gelişmiş" organizmalar olduğumuz-halimizle.
 
Son düzenleme:
Sığınmacı dedinizde aklıma geldi , 2 yıl önce falan durakta tramway bekliyorum 18 yaşlarında sığınmacı bi çocuk sürekli yüzüme bakıp duruyor, bayağı da sakal uzatmışım ağzım bile görünmüyor, neyse geldi tramway bindik , balık istifi kalabalık çocuk Mitakpaşa diye sordu ayaktakilere kimse oralı bile olmadı, bende dedim herhalde durakta bana soracaktı o yüzden durmadan bakıyordu çekindi soramadı diye düşündüm, göz kırparak başımı salladım doğru yere gidiyorsun gibisinden,neyse aga tekrar sürekli yüzüme bakmaya başladı, en son parmağınla beni işaret ederek Suriyaaa diye bağırdı (yani sende Suriyelimisin) anlamında, len dedim sg. a evladı seni , her sakallıyı dedenmi sandın, 40 yaşımı geçtim böyle hakaret ömrümde duymadım ibne seni dedim sesli bişekilde , ulann milleti bir gülme tuttu ,hele iki tane öğrenci kız vardı dinlenip dinlenip tekrar gülmeye başlıyorlardı vagon değiştirdiler en sonunda , iner inmez sakalları kestirdim
@Murat Onder @Okan Mason
 
peki aile kavramını ne belirler? ailenin mümkün olabilmesi için gereken nesnel koşullar yerine getirilmiş durumda mı da ailenin belirleyiciliğinden bahsedelim? evlilik kurumu hangi temellerde mümkün olabilir ve bu temellerin politik dağılımını belirleyen merciin mevcut sosyal konumlanması nedir? bu soruları türkiyeye uygularsanız, mevzunun "bireysellikle" de hiçbir ilgisi olmadığı anlaşılacaktır, çünkü, bahsettiğin hazcı-sersem insan profili zaten bireyselliğin mümkün olmadığı/olamadığı politik konfigürasyonların bir ürünü.

not: bonobo maymunları cinsel aktiviteyi "barış eylemi" olarak kullanıyolar. siz hiç birbirini bıçaklayan bonobo gördünüz mü? kendi kolektif bilinçdışımızı açıp incelersek çoğu şeyin yanıtını bulabiliriz muhtemelen, bonobolardan sözde "daha gelişmiş" organizmalar olduğumuz-halimizle.
Tüm ilişkilerin temelinde sevgi vardır, sevginin olmadığı yerde her şey sadece "mış" gibi olur. Kendisini sevmeyen, başkalarının ilgi ve sevgisiyle onay arayan kaçıngan bağlanan insanların olduğu yerde bireyselliğin ve başarıya giden her yolun mübahlığı ortaya çıkar. Zaten bireyselci yaklaşımın doğal seleksiyona uğrayacağının son kısımda altını çizdim. Bunlar içsel çürüme yaşıyorlar. Haliyle de bu çürüme toplumlara ahlaki dezenformasyon şeklinde tezahür ediyor.
 
bayağı da sakal uzatmışım ağzım bile görünmüyor
beni işaret ederek Suriyaaa diye bağırdı
her sakallıyı dedenmi sandın, 40 yaşımı geçtim böyle hakaret ömrümde duymadım
iner inmez sakalları kestirdim

Traş sonrası fotometin'de üstüne bi de fotoğraf çektirdim kendime geldim 😌

648d85044e3fe1172896d826.webp
 
El Salvador tipi bir çözüm bulamazsak gelecek çok sıkıntılı görünüyor.
 
Sığınmacı dedinizde aklıma geldi , 2 yıl önce falan durakta tramway bekliyorum 18 yaşlarında sığınmacı bi çocuk sürekli yüzüme bakıp duruyor, bayağı da sakal uzatmışım ağzım bile görünmüyor, neyse geldi tramway bindik , balık istifi kalabalık çocuk Mitakpaşa diye sordu ayaktakilere kimse oralı bile olmadı, bende dedim herhalde durakta bana soracaktı o yüzden durmadan bakıyordu çekindi soramadı diye düşündüm, göz kırparak başımı salladım doğru yere gidiyorsun gibisinden,neyse aga tekrar sürekli yüzüme bakmaya başladı, en son parmağınla beni işaret ederek Suriyaaa diye bağırdı (yani sende Suriyelimisin) anlamında, len dedim sg. a evladı seni , her sakallıyı dedenmi sandın, 40 yaşımı geçtim böyle hakaret ömrümde duymadım ibne seni dedim sesli bişekilde , ulann milleti bir gülme tuttu ,hele iki tane öğrenci kız vardı dinlenip dinlenip tekrar gülmeye başlıyorlardı vagon değiştirdiler en sonunda , iner inmez sakalları kestirdim
@Murat Onder @Okan Mason
Geçen sene 1 kere de bana trafik ışığında yan yana durduğum motorcu Rus'musun diye sordu. Dedim yok değil ama yine de tşk, sığınmacımısın falan diye sormadın aman. Demez mi neden abi onlar da insan değil mi. Dedim kendi kendime neyse boş ver.
 
Konunun her zaman temeline inmek gerekir. Bu noktada bir ülkenin niteliğini, kalitesini ve derinliğini en küçük yapı taşı olan aile kavramı belirler. Ben genel anlamda sevgisiz, inançsız büyüyen insan sayısının günbegün arttığını görüyorum. Bu insanlar hasbelkader aile olduklarında da evlatlarını: " Kendi başının çaresine bak! " mesajı ile yetiştiriyorlar. İnançta olmayınca şeytani bir ego ile açgözlü, ahlaksız ve kalbi nasırlaşmış insanlar ile doldu çevremiz. Ve hemen hemen hepsi haz odaklı bir hayat yaşıyorlar. Haz anlık bir duygudur ve sürekli kovalarken bulur insan kendini. Bu kovalamaca daha da insanı vahşileştirir. Toplumdaki genel mutsuzluk halinin temelinde de huzuru değil, hazzı kovalayan güruhun artması var. Uzun lafın kısası aşırı bireysellik, toplumsal biliçten izole olmuş beyinlerle kendi doğal seleksiyonumuza doğru gidiyoruz. Nasılsa dünya kocaman bir yer diyorlar ve yanılıyorlar. Hepimiz aslında sadece ve sadece oda arkadaşıyız..
Chatgpt daha guzel anlatamazdi hayat kocum benim
 
Tak tak Arifim sen bu oyunu bozarsın 👀😍
Yok ama harbiden senin insanlarla icli disli oldugunu bildigimden ogrenmek istedim. Ben mesela insanlari sevmem mumkun mertebe uzak dururum. O yuzden cok internal gozlem yapmam dogru olmaz ama disaridan bakip cahil yorumlarda bulunabilirim.
 
Yok ama harbiden senin insanlarla icli disli oldugunu bildigimden ogrenmek istedim. Ben mesela insanlari sevmem mumkun mertebe uzak dururum. O yuzden cok internal gozlem yapmam dogru olmaz ama disaridan bakip cahil yorumlarda bulunabilirim.
Estağfurullah kardeşim o senin mütevaziliğin. Hepimizin kendince dünyaya açılan bir penceresi var. Ben daha çok ilişkiler özelinde konuyu yorumlamaya çalıştım.
 
Eğitim yönü harici bir de yeni nesile ülkenin sunabileceği hiç bir şey yok.
Çalışsa geleceği yok
Okusa geleceği yok
Hayallerini bile ipotek ettiler. Tek yol gayri meşru işler gelecek sağlamaları için.
Ne alaka, bende zamanında çömez olduğum zaman, hiç kimse iş vermedi bana tecrüben yok diye. O dönem bir çok arkadaşım kahve de vakit geçirirken, ben aylarca kafa patlatıp o tecrübeleri kendi kendime kazanarak o tiplere kendimi kabul ettirdim. Sonrasında ve bugün bile hala sorunlar yaşıyorum hala mücadele ediyorum.

Bu bakış açınızı görürlerse onlar da zaten kolaya nasıl kaçılır güzel örnek olmuş oluyorsunuz.
 
Büyükler olarak gençlere çok güzel örnek oluyoruz. Siyasetçilerden medet umun. Sizi kurtaracak kişiyi seçin, o sizi kurtarsın. He gelir kurtarır. Mücadele etmeden hiç 1 halt kazanılmaz.
 
sosyal medyanın fişini çekin bakın bakalım nasıl herşey düzeliyor. peder telefonunu verdi virüs mü girdi bir bak, reklam çıkıp çıkıp duruyor dedi.

güzelce virüs taraması yaptım sonra virüs nerden bulaşmış diye biraz uygulamaların baktım. X uygulamasının kurulu olduğunu gördüm tabi şaşırdım. Attığı twittlere bakınca şok oldum. Kadıköy civarı pasif varmı? yazmış. İnanabiliyor musunuz? sosyal medya nasılda zihinlerimizi köreltiyor. yaşlı başlı insan kötü niyetli birii ben pasifim dese adamın tüm parasını, telefonunu cüzdanını falan alıp zarar verebilir.
devletin hiç birşeyi denetlediği yok, bu şekilde kendimizi güvende hissediyorsak, durum vahimdir.
 
Ne alaka, bende zamanında çömez olduğum zaman, hiç kimse iş vermedi bana tecrüben yok diye. O dönem bir çok arkadaşım kahve de vakit geçirirken, ben aylarca kafa patlatıp o tecrübeleri kendi kendime kazanarak o tiplere kendimi kabul ettirdim. Sonrasında ve bugün bile hala sorunlar yaşıyorum hala mücadele ediyorum.

Bu bakış açınızı görürlerse onlar da zaten kolaya nasıl kaçılır güzel örnek olmuş oluyorsunuz.
Sen dogrusunu yapmissin ama azinliksin kusura kalma. Bak benim de agabeyim elektronik muhendisi kac yildir kendi yaginda kavrulmaya calisiyor ama ancak geciniyor cunku ne yapsa, ne imal etse piyasanin yuzde 99'u ayni seyi Tayvan ya da Cin'den getirmeyi tercih ediyor. Zaten yatirim yok denecek kadar az. Az olmasinin sebebi de malum. Parayi fazie yatirip yemek varken kim niye ugrassin? Millet tembel. Bize yerli mali kullanmali diye ogrettiler kucukken ama nasilsa bizimle ayni seyleri ogrenenler Ozal efendi sayesinde niye ugrasayim haziri varken diye diye uretimi bitirdiler. Bu memleketten cacik olmaz, iflah ta olmaz birileri degismedikce.
 
Sen dogrusunu yapmissin ama azinliksin kusura kalma. Bak benim de agabeyim elektronik muhendisi kac yildir kendi yaginda kavrulmaya calisiyor ama ancak geciniyor cunku ne yapsa, ne imal etse piyasanin yuzde 99'u ayni seyi Tayvan ya da Cin'den getirmeyi tercih ediyor. Zaten yatirim yok denecek kadar az. Az olmasinin sebebi de malum. Parayi fazie yatirip yemek varken kim niye ugrassin? Millet tembel. Bize yerli mali kullanmali diye ogrettiler kucukken ama nasilsa bizimle ayni seyleri ogrenenler Ozal efendi sayesinde niye ugrasayim haziri varken diye diye uretimi bitirdiler. Bu memleketten cacik olmaz, iflah ta olmaz birileri degismedikce.
Birileri üretimi bitirmeye çalışıyorsa sen (kendi adıma) daha çok üreteceksin. Bizim zamanımız da evet üretim daha iyi idi ama tek sorun o muydu ? Bankalar hortumlanmak için batırılıyordu, yine 1 dünya yolsuzluklar.

Mesela yukarıda bahsettiğim meslek odasının torpille yakınlarına geçtiği kıyak belgeler. Belgeleri vat diye g.leri tavan yapıyordu. Yurt dışı yatırımcılara karşı algı yapıyorlardı bizim belgemiz var, vergi veriyoruz odaya aidat ödüyoruz da ödüyoruz. Sonra hükumet 1 düzenleme yaptı. Burada ofisini açıp vergi veren her yabancı şirket iş yapabilir diye. O torpil ile aldıkları belgeler g.lerinde patladı.

Neyse istesen istediğini yapar. 1 laf vardır her koyun kendi bacağından asılır diye. Ama gençlere siyasi birileri gelip sizi kurtarmazsa her haltı yapmanız doğrudur derseniz, zaten her şeyi kafanızda bitirmişsiniz.
 
Ne alaka, bende zamanında çömez olduğum zaman, hiç kimse iş vermedi bana tecrüben yok diye. O dönem bir çok arkadaşım kahve de vakit geçirirken, ben aylarca kafa patlatıp o tecrübeleri kendi kendime kazanarak o tiplere kendimi kabul ettirdim. Sonrasında ve bugün bile hala sorunlar yaşıyorum hala mücadele ediyorum.

Bu bakış açınızı görürlerse onlar da zaten kolaya nasıl kaçılır güzel örnek olmuş oluyorsunuz.
İnsanların kazandıkları çük kadar alım gücü olan maaşlar. Bugün en osuruktan arabayı bile almak için 3-4 yıl yemeden içmeden para biriktermesi lazım.
Şartları bu duruma getirenler onları kolaya yönlendirmiyor ama ben söyleyince yönleniyorlar mı diyorsun
 
Biz şimdi yaşlandığımız zaman alttan yetişenler doktor, hakim, avukat, asker vs. olacaklar , gerçi daha yeni Şişli Etfalde 70+ bir hastayı tokatlayarak kameraya alıp kahkaha atan hemşireleri görmüştük, biz toplum olarak nereye gidiyoruz, Kur'an-ı Kerim'de iki çeşit kıyametten bahsedilir , birisi toplumsal çöküş olarak geçer , işin ehline verilmemesi vs biz Irak, Suriye, Libya gibi olmaya çoktan hazırızda çok güçlü olan askeri dalımızamı tutunuyoruz , ne dersiniz? Kıyamet yakın mı?


Dün eşim bana hayretler içerisinde bu 15:18 yaş grubunda öldürülen gencecik yakışıklı pırıl pırıl çocukların resimlerini attı nasıl öldürüyorlar bu çocukları diye sordu

Ben de dedim ki şu an 18 yaş altındaki suçlu kesim birbirine senin kaç leşin var sen henüz siftahını yaptın mı ben bir hapishaneye girip çıkacağım 18 yaşına gelmeden 1.02 adam öldürelim de nasıl olsa çıkarız diye konuştuklarını anlattım

Bunlar özellikle de genç pırıl pırıl zeki çocuklara hedef alıp bak keko’yu nasıl da öldürdüm nasıl ciğerini söndürdüm kalbini söktüm diye konuşuyorlar bunlar iflah olmaz akıllanmaz asla adam edilemez
 
Geri
Üst Alt