Bizim genelde Türkiye insanının en büyük hatası 1-2 zaferde kendini Avrupa'da oldum, ben artık devim ilan etmesi ve ne gelen futbolcuyu ne giden hocayı beğenmeyip her rakibi küçük görmeye çalışması. Yani kısaca göt kalkıklığı.
İşin doğrusu bizim Real Madrid'i yenmemiz, Juventus'u elememiz Kasımpaşaspor'un veya Osmanlısporun 3 büyükleri yenmesi veya elemesi gibi birşey. Sonuçta Osmanlıspor bizi 4 maç üstüste de yense, kupadan da elese asla bir Galatasaray olmayacak. Bizim 1 UEFA 1 Super Kupa tarihimiz varsa Real Madrid'in 11 şampiyonlar ligi var, super kupa ve diğerlerini yazmaya gerek yok. Bursaspor Türkiye liginde şampiyon oldu, bir Galatasaray - Beşiktaş-Fener'le bir mi?
Ha, turnuvada hepsini yener kupa alırsın. Porto son 25-30 senede 2 CL 2 UEFA 1 ya da 2 uluslararası kulüpler kupası aldı. Git Porto'lularla konuş, hiçbiri kendini Juventus veya Real Madrid görmüyor. Kendini dev aynasında dünya devi gören bi biz varız, bi de bizim kazandığımızı bile kazanamayan Aziz ve Fikret gibiler var.
Öyle olduğumuz için de 1 zafer alsak 5 adım geri gidiyoruz. Yok Real Madrid bizi iyi bilirmiş filan. Ulan İspanya'da senin adın bile konuşulmuyor, biz yendiğimizde adamlar kendi takımlarını gazete ve TV'de eleştirirken bize bir sütun yer vermediler, aynı biz Kasımpaşa'ya yenildiğimizde Tudor ve takımın yerden yere vurulup eleştirildiği gibi.
Bunun ne zararı var?
Göt kalkıklığı, kendini dev aynasında görmek çok zararlı birşey. Bizim UEFA'yı alan ve ondan önce Avrupa'da turlar atlayan takımlarımıza bak, aç, genç başarılı potansiyelli yerli oyuncular ve hocalar göreceksiniz.
UEFA'yı kazandıktan sonra ise kimseyi beğenmez olduk, yok bize dünya yıldızları yakışır diye elimizdeki herkesi kötüledik. Yaz boz tahtası gibi. Niye gelsinler bi kere oğlum, dünyada bizden başka kimsenin seyretmediği bir ligde Wagner Love'la mücadele etmeye mi gelicek dünya yıldızları Türkiye'ye? Emekli olmaya geliyor işte. Aralarında çok çok azı da Hagi gibi çıkıyor.
Dortmund, Porto vs bunlar hepsi futbol dünyasındaki yerini, ekonomik ve popülerlik açısından çapını haddini bilen, ona göre akıllı takım planlaması yapan ve çizgilerini hep aynı seviyede tutabilen takımlar. Üstelik biz her sene abuk subuk oyunculara yıldız diye hayvan paralar gömdüğümüz için her sene zarar üstüne zarar edip borcumuzu katladığımız gibi bu kulüpler akıllı planlaması sayesinde her sene gruplardan çıkıp çeyrek finaller bile oynayıp 3'e aldıkları adamları 30'a 40'a satıyor, yerine yine 3'e 5'e adam koyup yine aynı turları atlamaya devam ediyorlar.
Bizde bir hastalık var ülke olarak. Ciddi söylüyorum.
Yok büyük takım genç oyuncu yetiştirmezmiş. Ulan eşşoğlu eşşek (size demiyorum), Barcelona, Bayern Munich, Real Madrid akademisine yatırım yapıp takımında alt yapıdan gelen oyuncu yetiştiriyor o maddi güce ve albenisine rağmen, bu ekonomik sıkıntıda sana ne oluyor, sen kim oluyorsun diye soran yok ulan.
Bugün Avrupa'da üst düzey sayılman için akademinden de bahsettirmen lazım. Herkes bakıyor birbirinin akademisine. Almanya'da yaşayanlar bilir, Bayern Munich daha yeni inşaatını bitirmek üzere olduğu yeni akademisini Manchester City'nin akademisini model olarak alarak inşa ediyor. Rummenigge kendi söyledi heriflerin akademisini görünce ağzım açık kaldı diye.
Bizimkiler hala yok Clichy gelsin 4 milyon verelim, Gomis gelsin 3.5 milyon verelim. Almanya 3 milyon Türkten Mesut, Ilkay, Nuri, Hakan, vs bir sürü yıldız çıkarırken sen 80 milyondan kimseyi çıkarmaya çalışmayıp Almanya'nın ürettiklerini çalmaya çalışıyorsun.
Halbuki UEFA kazanan takıma bak, finalde 7 yerli oyuncu, 5 ya da 6'sı bizim genç takımlardan çıkma. Bunlardan 2-3 tanesi de sonra Avrupa'ya transfer oluyor.
Ama işte IQ düşük oturma organı kalkık olunca kendini birden dev aynasında görüp elindeki doğruyu yanlışla değiştiren kafaya sahibiz.