Keramettin. Sen bu forum icin bir sanssin. Uyeler senin gibi bir yoneticiye sahip oldugu icin gercekten sansli. Bu dedigin cok ama cok dogru. Eski basligimi hatirla. Derwall, sonrasi Kalli. Dedigin cok ama cok dogru. Keske gencler bilseler.
Bir de Keramettin tribunler var.
1989'da Yari Final oynadik Sampiyon Klupler Kupasinda. Hagi kalbimizi bir tek o yil kirmisti.
Sonra 2000'de kupa alana kadar Sami Yen tribunlerinde hep soylenen bir beste vardi.
"Hanginizin var boyle tarihi,
Kim oynadi yari finali"
diye baslardi.
Sonra da "Cimbom Final yakisir sana" diye biterdi.
O final 2000'de geldi. 2 tane de Avrupa Kupasi geldi.
Vizyoner olan once eski yoneticilerimiz sonra da taraftarimiz idi. Biz Fener'le kafayi bozmamistik. Avrupa'yla bozmustuk. 11 yil resmen kivrandik sonra da Avrupa sampiyonu olduk. Transfer'le de kafayi bozmamistik.
2000'de hem ligi aldik hem Turkiye Kupasini hem UEFA'yi hem Super Kupa'yi. 1999 ile 2000 arasi kayda deger tek transferimiz yoktu. Kale'ye Mehmet Bolukbasi'ni sonra defansa Ahmet Yildirim'i falan almistik. Cok iddiasiz isimler yani.
Neyse cok uzatmayayim. Takim eksik. Takim'da ismi buyuk cismi kucuk cok adam da var farkindayim.. Yonetim 1986 yonetiminin dahi cooook uzaginda. Demek istedigim formaya, takima hocaya guvenilsin o. Sevgiyle
Üstat o dönemleri buradaki çoğu arkadaş anlayamıyor hatta belki ben de anlayamıyorum. Biz başarıların kucağına düştüğümüz için, kötü dönemleri hatırlamıyoruz halbuki ben 2000lerin temelinin hep Derwall-Mustafa Denizli süreci ile atıldığını düşünmüşümdür. Nasılki 2009ların Barcelonası 1990lardaki sanırım Cruyff döneminde kurulmaya başlandıysa bu da o hikaye. Ya da işte Ajax, Cruyff vefat etmeden önce onun önerdiği modeli uyguladı, Overmars, Van der Sar gibi adamları başa getirdi şimdi onun ekmeğini yiyorlar. Mesela Cruyff'un o konuda bir sözü vardır, takımların futbolculara kazanılmayan başarıların parasını taahhüt ettiğini söyler, bu da çoğu zaman oyuncuların kendilerini geliştirememelerine sebep olur.
Biz 2000lerde öyle bir kadro kurmuşuzki şu an bakınca hem her mevkide forma rekabeti varmış, hem takımda gençler varmış hem de world class seviyede tecrübeli yabancılar varmış. Şu an hayal ettiğimiz yapıyı 2000lerde kurmuşuz ve o takım öyle bir winner yapıdaydıki, 2003te Juveli şampiyonlar ligi grubunda elense dahi gruptaki takımların hiç birine ezilmeden, kafa tutarak elendi. Ligde sürünürken bile Avrupa'da bir başka oynuyor denildi. Ne zamanki Avrupa bizim için sadece para kazanma kapısı oldu, futbol borsada oynanmaya başladı biz de o tuzaklara düştük ve bugün yıllık gelirimizin 2-3 katı kadar borcumuz var.
Tabiiki ülkesel ekonomik durumun bunda etkisi var ama 20 yıl önceki vizyonumuzu kaybedip ne geliştirici ne de yetiştirici durumuna düştük şu an, öyle olunca da armanın ve formanın kıymetini bilmeyen, Galatasaray'ı kendinden küçük gören oyuncuların oyuncağı konumuna geldik.
Taraftar profili de sabretmeyi bilmediği için bugün umutsuz, öfkeli ve saha içine değil saha dışına bakan bir zihniyet oluştu.
Her ne kadar Galatasaray isminin büyüklüğüne her zaman katılsam da sanki o ismin ağırlığını da kaybetmeye başladık, sahadaki oyuncular yüzünden rakipler bile ayakları titreyerek değil, yeneriz kafasıyla oynamaya başladı. Umarım bu durumu bir şekilde kırarız ve ülkeye zamanında getirdiğimiz vizyonu ve umudu getiririz. Çünkü bu sene şampiyon bile olsak zihniyet değişmediği sürece günlük başarıların esiri bir takım olmaya devam edeceğiz.
Bunda rakiplerin çürümüş zihniyetlerinin de etkisi var çünkü rakipler kötü olunca biz de aşağı çektik kendimizi, kendimizi değil de onları aldık seviye olarak. Zamanında da rakiplerde çok iyi oyuncular olurdu sadece transfer bedelleri bu kadar değildi ancak ben hiç bir Şampiyonlar Ligi maçını geçen yılki kadar korkarak izlediğimi hatırlamıyorum. Slavia Prag, Inter, Dortmund, Barcelona grubunda elense de iz bırakmışken bizim bunu yapamamamız için bence hiç bir sebep yok.
Umarım geçmişteki değişim bir şekilde bu dönemde de sağlanır.