PERŞEMBE 21 MAYIS 1998
Efsane: Fatih Terim 9 puan geriden gelerek şampiyonluğu kazandı. Birinci Gerçek: Galatasaray niçin 9 puan geriye düştü sorusunu herkes geçiştirdi. Oysa ilk soru bu olmalıydı.
Galatasaray niçin 9 puan geriye düştü?..
a) Fatih Terim ön sezon hazırlıklarını Türkiye ile arasında 7 saat fark olan Amerika'da yapmak için ısrar etti. Bilimsel olarak kanıtlanmıştı ki insan metabolizmasının saat farkına uyum sağlaması, toparlanması için, her saat fark için bir güne ihtiyacı vardı. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş ile oynayacağı Türkiye Spor Yazarları Turnuvası'ndan bir gün önce İstanbul'a geleceği için, doğal uyum söz konusu değildi.
Uyum ilaçlarla sağlandı. Galatasaray TSYD Turnuvası'nı kazandı, ama bir ay sonra dökülmeye başladı. Spor antrenman bilimi uzmanları "Galatasaray sürantrene oldu" derlerken, bilimsel araştırmalar, saat farkını kapatmak için metabolizmayı zorlayan ilaçların bir ay sonra vücutta çöküntüye sebep olduğunu ortaya çıkardı. Galatasaray'ın hızlı başlayıp bir ay içinde çöken durumu bilimsel takvime uyuyordu.
b) Fatih Terim, elinde Popescu gibi dünya çapında bir libero olmasına rağmen, takımı liberosuz oynatacak bir taktikte dayattı. Bu taktiği geçen sezon da denemiş, fiyasko ile sonuçlanınca, liberolu oyuna dönmüş, Galatasaray şampiyon olmuştu. Denenmişi bir kez daha denedi. Galatasaray savunması büyük gedikler veriyor ve takım hızla puan kaybediyordu. Terim'in orta sahada oynattığı Popescu başarılı olamıyordu. Fatih Romen'in gönderilmesini istiyordu. Medya onu izliyordu. Popescu'ya verilen paraların sokağa atıldığı iddiaları gazete sütunlarında görülmeye başlanmıştı. Popescu'nun şutlanmasına ramak kalmıştı.
Fatih Terim bu arada Şampiyonlar Ligi maçlarında çift stoperle oynamaya cesaret edemiyor, savunmayı takviye için Popescu'yu kerhen liberoya koyuyordu. Herkes bu "Popescu Libero"lu taktiğin ne derece başarılı olduğunu görmeye de başlamıştı. Güneş artık balçıkla sıvanmıyordu.
Galatasaray 9 puan geriye düşünce Yönetim Kurulu da bastırdı ve Popescu oynaması gereken yere, liberoya geçti. Galatasaray uygulayamadığı fiyasko taktikten vazgeçip liberolu oyuna döndü. Popescu her maçta yıldızlaşmaya başladı. Galatasaray'da taşlar yerine oturmaya başlayınca, baş döndürücüü puan kaybı, normale indi.
Popescu'nun liberoya geçişi sadece savunmayı toparlamamış, Galatasaray bu yeni oyun düzeninde Popescu ile ilk kez geriden oyun kurmaya başlamış, hücum gücünü de geliştirmişti. Libero Popescu, hem savunma, hem hücumda bir taşla iki kuştu.
Galatasaray'ın ideale yakın tertibini Fatih Terim değil, dışardan gelen uyarılar ve beklenmedik sakatlıklar ve formsuzluklar buldurmuştu.
Efsane: Fatih Terim, ikinci yarıda başta Okan, gençleri ve yeniden kazandırdıklarını takıma yerleştirerek başarıya ulaştı.
Filipescu ve K. Hakan ciddi ciddi sakattı ve Terim, Okan ile Osman'ı kanatlarda oynatmak zorunda kalmıştı. Bu ikisinin oyunu hızlı ataklarla kanatlara yaymaları, orta yapma ve pas vermede aynı başarıyı gösteremedikleri halde, Galatasaray'ın futbolunu açmış, rakip savunmaları dağıtmaya başlamıştı. Sağlı sollu ani ataklar rakip savunmayı toparlanma fırsatı bulmadan avlıyordu. Liberoya Popescu'yu koyup savunmayı toparlayan Galatasaray, şimdi Okan ve Osman ile ani hücum zenginliğine de kavuşmuştu.
Fatih Terim bu sırada Erman Toroğlu'na "Ben onların dediklerini oynatmam" diyordu. "Oynatacaksam da oynatmam."
Türkiye'nin en büyük kulübünün, gelmiş geçmiş en büyük kadrosunu Terim değil "Şunu oynat, bunu oynatma" diyenler yönetiyordu yani...
bu hıncal o zaman da manyakmıs