Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Biri Diagne icin 11 milyon bonservis, ve kendisine 3,5 milyon veriyorsa, Albayrak ve baska kim bu adami istediyse geri kalan kismini cebinden ödesin. Kasimpasadaki abisini zengin yapiyim diye bizim transfer döneminin icine etti.

Sorunsuz, hemen satilabilecek adam alsaydik kisin, hoca simdiyie kadar rahat istedigi kadroyu kurmustu.

Renktaş o zamanlar samattaya 10 versek gelmezmiydi nasıl oyuncu bulamadıkta bu adama çakıldık biz ya ozan kabakın parası hiç oldu


GSCimbom Forum kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
 
6 numaraya genc dinamik biri lazim takim cok yasli bu beni endiselendiriyo basaksehir gecen sezon ikinci yarilarda devamli düsmüstü takimin yasli olmasindan mariano yerine linnesi monte etmek gerek ama hoca orali degil gibi
 
kendisi hakkında uzun zamandır bir şeyler yazmak istiyordum ama öncelikle bazı oyun içi rolleri anlatmanın daha iyi olacağını düşünmüştüm..

şu an kadar bunu yapabilme fırsatım olmadı. oturup tüm rolleri tek tek anlatamadım, yazamadım, kendimce bir şeyler karalayamadım. mehmet yazısını ertelemeninde bir manası kalmadı otomatikman. ancak yinede onu anlatmak için bir kaç ufak tanım yapmak zorundayım. başka türlü tam olarak onu anlatmanın, neden belkide orta saha için ilaç olabilecek bir oyuncu olduğunu ifade etmenin başka bir yolu yok.

sizi biraz kuzeye ingiltere’ye götürmek istiyorum.
bunu neden yapıyorum? çünkü, bugün oynanmak istenen oyun ada futbolu ile italya’daki eski bir bankacı olan futbol dahisinin fikirleri karışımı. bu yüzden temelden anlatırsak mehmet neden hayati bir parça olabilir daha net anlayabiliriz.

pep ile başlayan (cruyff’un ve bielsa’nın uygulamak istediği ama tam olarak beceremedikleri) topa sahip olma oyunu nasıl doğdu? neyi değiştirdi? sanırım holding midfielder’in doğuşu en önemli değişiklik.

ottmar hitzfeld futbolun en önemli bölgesi olarak kırmızı alan diye tanımladığı modern futbolda 2010’dan sonra zone 14 olarak adlandırılan bölgeydi. (bkz: zone 14/#2642388)

bu alanın hem kendi hem rakip sahada kontrolünü eline alan her takım sahadan galip ayrılacağını iddia ediyordu ki çok haklıydı. kırımızı alanı (zone 14) kullanarak dortmund’a şampiyonlar ligi şampiyonluğunu getirmişti. ve dahası bir çok kişiye ilham kaynağı olmuştu.

bu alanın önemini fark eden teknik direktörler önlem almak için gecikse de deli dahi luis van gaal 4-2-3-1 ile bu alanın kontrolünü eline aldı. iki defansif özellikleri tavan yapmış oyuncu ile kendi zone 14’ünü savunurken ilerideki forvet arkasında yer alan oyuncu ile rakibinin zone 14’ünü etkili kullanıyordu. özellikle makalale effect denen sonra adının anchor olarak değiştiği bizim çapa dediğimiz oyuncu türü doğdu.

bu oyuncu stoper gibi davranabilen orta saha oyuncusuydu. futbolda wow etkisi yarattı yaratmasına ama 3-5-2 gibi hücumcu bir dizilişin iki kanat bekini savunmacı seçerek katı savunmacı bir sisteme dönüştüren lanet olası pislikler bu iki sahada yer alan kırmızı alanı kontrol etmek için icat edilmiş dizilişi tamamen savunmacı bir hale dönüştürdü. hatta 4-2-3-1’in en iyi uygulayacası olduğunu düşündüğüm iki zone’u da kontrol etmekte ustalaşmış jose mourinho bile kale önüne otobüs çekme taktiğine dönüştürdüğü bu yapının yok olması şarttı.

işte pep guardiola burada devreye giriyor.
pep zone 14’ün varlığının farkındaydı elbet ama ondan önce buranın önemini kavrayan teknik direktörler zone 14’ü sömürmüşlerdi. o da farklı bir zone yarattı kendine “half-space”..

half-space’in doğuşu ile birlikte merkezde iki çapalı oyununu bir anlamı kalmamıştı. beklerin oyuna dahil olduğu 4-3-3 hakim yapıya dönüşmüştü. pep’in başlattığı bek’in hücuma çıktığı kanatta rakibin kanat bekini taç çizgisine çekerek kendi kanat oyuncusunu stoper ile bekin arasına sokarak yaptığı hücumlardan bol gol, bol kupa ile dönünce çapa sayısı bire düştü.

pep gibi half-space’leri kapatmanın yolunu bir yarı stopere dönüşen çapalarda aradı takımlar. böylece defansı beşleyebildikleri gibi half-spaceleri de kapatabiliyorlardı. hücum ederkende bu çapa öne çıkarak oyun kurulumuna katkıda bulunuyordu ama bunu yapabilen sınırlı sayıda oyuncu vardı. onlarında ayağı şahane değildi ancak tahta da değillerdi..

pep kendi dahiyene çözümene karşı üretilen anti-teze zone 14’ü tekrar canlandırarak cevap verdi. yarı stoper kullanan takımlara karşı serbest sekiz numaraları ortaya sürdü. böylece çapanın yarı stopere dönüşerek 5’lediği defans bloğu önlerindeki orta sahalar ile aralarında ortaya çıkan boşluktan faydalanıp oyunu önce kanatlara sonra merkeze taşıyarak yarı stoper çapaların da sonunu getirdi.

holding’lerin doğuşuda böyle başladı.

pep kendi oyunu içinde gerekli olan ilk temsilcisi michael carrick olarak tarihe kaydedilmiş holdingler için sergio busquets’i barcelona da, bayern de xabi alonso’yu, manchester city de ise fernandinho’yu kullanmıştı. toni kross bu rolü en iyi oynayanlardandı...

peki holding nedir? ve mehmet’in bu konuyla ne ilgisi var?

holding midfileder : takım savunmasına katkıda bulunurken bir çapa gibi görev yapan, topun kontrolü kendi takımlarına geçtiğinde derinden oyun kuran sahte oyun kurucu (deep-lying playmaker) gibi davranan iki yönlü özel orta saha..

pep bu oyuncular ile kendi zone 14’ünü savunurken bir çapa ile oynayıp orada iki sekiz numarasından uzak kalmıyordu. böylece kompakt yapı devam edebiliyor savunma zaafları en aza iniyordu.

bu tanımı yaptıktan sonra geleyim mehmet’e.
mehmet bugün rodri’nin 70 milyon euro ödenerek transfer edildiği bir dünyada gerçek bir holding midfileder olarak ışıl ışıl parlıyor. galatasaray’ın derinden oyun kurmaya çalıştığı bu yeni düzende fatih terim’in aradığı orta saha oyuncusu mehmet’tir.

on’a yakın eskişehir maçı izledikten sonra her seferinde gelip başlığına uzun uzun yazmak istedim ama dediğim gibi önce oyuncu rollerini anlatmak gerekiyordu mehmet’in ne kadar özel bir oyuncu olduğunu ifade edebilmek için.

eskişehir’in isteyerek veya istemeyerek iki tane çok yönlü orta saha oyuncusunu arka arakaya çıkarması tesadüf değil gibi. bu noktada dünya futbolunda değişen roller, yeni rollerin doğuşu dikkatli takip edilirse inside forvetler gibi holding midfielder’ler de para basılabilecek roller olarak karşımıza çıkıyor ki mehmet bugün ispanyol veya fransız pasaportuna sahip olsa 50 milyon euro’dan aşağı bir yere gitmezdi..

dip not : holding midfielder’in türkçe karşılığı ne yazık ki yok... yani box to box gibi ona verilecek bir isim ne yazık ki bulamadım. bu yüzden ingilizce tabirini kullandım. tüm sözlük camiasından özür diliyorum..
10 Ağustos 2019 00:07 ~ 08:53 · kaideyi taciz eden istisna


Güzel bir yazı olmuş Mehmet Özcan’ın oyun karakteri üzerine. Oyuncuyu tanımayan arkadaşlar fikir sahibi olabilirler belki.
 
ay götüm capsi geldi suan aklıma .d
Dur dur ben yapacam
indir (6).webp
 
6 numaraya genc dinamik biri lazim takim cok yasli bu beni endiselendiriyo basaksehir gecen sezon ikinci yarilarda devamli düsmüstü takimin yasli olmasindan mariano yerine linnesi monte etmek gerek ama hoca orali degil gibi
Mariano yetersiz gelebilir ama linnes ondan daha yetersiz ikisininde defansı iyi değil geçen sene linnes baya madara olmuştu Cl de özellikle ama belki mariano pozisyon bilgisiyle halledebilir bir ihtimal birde mariano baya iyi oyun kuruyor
 
Mariano yetersiz gelebilir ama linnes ondan daha yetersiz ikisininde defansı iyi değil geçen sene linnes baya madara olmuştu Cl de özellikle ama belki mariano pozisyon bilgisiyle halledebilir bir ihtimal birde mariano baya iyi oyun kuruyor

Bak Cl diyorsun , Mariano dep lig maçlarında resmen kayboluyordu sahada.
 
Mariano yetersiz gelebilir ama linnes ondan daha yetersiz ikisininde defansı iyi değil geçen sene linnes baya madara olmuştu Cl de özellikle ama belki mariano pozisyon bilgisiyle halledebilir bir ihtimal birde mariano baya iyi oyun kuruyor
5-6 mac bi devamli oynasin bakalim adam 1 mac var 1 mac yok diger mac solbek
 
Şimdi tut ki Diagne Fiorentina maçında ilk 11 başladı olmaz ya adam akıllı 2 gol attı Diagne ne olacak o zaman. Bizde son yıllardaki futbol anlayışı maalesef böyle 1 maçla kral olur ya da diğer maçta çöp olur. Marcao iki maç ortalamasının altında gibi gözüktü neler neler? İlla birşey yazacağım diye itibar suikastliğine gerek yok.. Adamın 10 maç 20 maç ortalamasına bakılır oyununa bakılır genel bir eleştiri yapılır. Herkes bazen kötü maç çıkarabilir. Biz şimdi Diagne'nin söylediklerini, davranışlarını mı beğenmiyoruz futbolculuğunu mu beğenmiyoruz? Şahsen ben ağır bir oyuncu olduğu için Şampiyonlar liginde etkili olamayacağını düşünüyorum. Fakat bazı oyuncular Diagne sahadayken kendilerine alan açıldığını falan söyledi..Karakter kısmını açıkcası sorgulamıyorum çünkü ne karakterler gördük başarılı olursa kimse ona bakmaz emin olabilirsiniz.
 
Valla o adamda konsantrasyon sebebi var bariz cl maçına çıksın bi o atmosferde dipçik gibi olur bence
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt