Gidenlere bakıyorum, Chedjou, Bruma, Podolski. Takımda top oynamasını bilen, futbol zekası olan adamlar. Şu anda takım iq'su çift haneli rakamlarda. Kimler gelecek ve o geleceği beklenenler takımı daha iyi bir seviyeye çıkaracak mı yoksa bu gidenlerin boşluğunu bile dolduramayacak mı göreceğiz. Ayrıca belki bana gene kızacaksınız ama yazmam gerek. Ben Sabri hayranı değilim. Sabri'yi izlemekten de çok keyif almıyorum. Ama Galatasaray takımında ilk neşter vurulması gereken bölge Sabri'nin bölgesi , ilk gönderilmesi gereken oyuncu da Sabri değildi. Geçen sene Carole yerine Riera ayarında bir sol bek, Selçuk'un yanına da Melo eşdeğerinde bir ön libero koyabilseydik, sezonun büyük bölümünde Chedjou oynasaydı ve Sabri'ye hiç dokunulmasa sezonu şampiyon tamamlar veya şampiyonluğu zorlardık. Sabri'nin sırf taraftar gazıyla gönderilmesini mantıklı bulmuyorum. Çünkü geçen sezon en az sırıtan mevki sağ bekti. Yediğimiz golleri tek tek yeniden izleyelim çoğu sol kanadımızdan yani Carole kaynaklı. Sağ kanadımızın ofansif katkısı istenen düzeyde değildi buna da kabul ama bence orada oynayan Sabri kötü bir sezon geçirdi diyemem. Dursun denen herifi işte bu yüzden sevmiyorum. Galatasaray geleneksel olarak taraftar etkisine kapalı bir camiadır. Yani taraftar ne kadar da tepinse de yönetenler kolay kolay kelle vermezler-di. Ama bu Dursun, seleflerinden farklı olarak taraftar gazı almak için kurbanlar veriyor. Bu biraz da şuna benziyor, bir hakem bir statta maç yönetiyor ve seyirci her bağırdığında durmadan ev sahibi lehine faul çalıyor. Niye çünkü dirayetli değil kendine güveni yok. İşte Dursun'un trajedyası
Not: Bu yorumuma ya bir yürü git ne Sabri'si diye yaklaşanlar olabilir. Ben futbola romantik değil realist yaklaşmaya çalışıyorum. Demek istediğim umarım anlaşılır.