Atilla Çelik
Kırmızı Üye
- 16 Aralık 2008
- 1.227
- 0
- 1.306
Cevap: UEFA Avrupa Ligi 2. Tur İlk Maçı | Tobol 1 - 1 Galatasaray | 16 Temmuz
Maç bittikten sonra birçok arkadaşımızın bir çok şeyi yerden yere vurmalarını bekliyordum. Leverkusen maçından bile daha kötü eleştiriler olacağını umuyordum. Anladığım kadarıyla olmuş da.
Maçtan 5-6 gün önce Galatasaray'ın ölüsü berabere kalır ya da olmadı, tek farkla galip gelir demiştim. Aslında daha o gün iyi bir futbol beklemediğimi belli etmiştim. Dün de maçtan önce iyi bir oyun beklemediğimi, daha çok gençlerin oynayacağını ve bu fırsatı değerlendirebilirlerse gençlerin abilerinden daha hırslı oynamalarını beklediğimi iletmiştim. Beni üzen asıl şey ise gençlerin beklediğim hırslı oyunu sahaya yansıtamamaları oldu. Sonuç itibariyle sahadaki çocuklar ideal kadro mensubu değiller. Dün ilk yarı sahaya çıkan kadroyu göz önüne alırsanız 11 kişinin sadece maksimum 4 kişisi ideal kadronun parçası olacak. Bu öngörüde bulunmak zor olmasa gerek. Dile kolay sahadaki 11'in 7'si bebelerden oluşuyordu ve bunların 6'sı altyapıdan gelen oyunculardı.
Burada çok önemli bir noktayı gözden kaçırıyoruz. Bir kere Galatasaray maça pek konsantre olmadı, oyuncular fazla sallamadı, nitekim ilk gol de bu konsantrasyon eksikliğinden kaynaklandı. Ama oyuncularda hiç panik denen şey görülmedi. Biliyorlardı ki öyle yada böyle gol atacaklardı. Bu maça bir Avrupa Kupası maçı olarak değil bir hazırlık maçı gibi bakmışlar, orası kesin. Futbol olarak tabii ki güzel oynamadık, hazırlık maçı tadındaydı ama dikkate almamız gereken bazı şeyler var. Bunlardan birincisi, bir çok Galatasaray taraftarı nerede bu gençler, neden bu gençleri hep satıyoruz, ulan neden gençleri oynatmıyorlar, bu Skibbe gençlere önem veriyor diye getirildi ama hiç gençleri oynatmadı yahu diye saydırıp duranlar vardı. Hem de nasıl saydırmalar. Burada bir çok başlık öne sürebiliriz, Ferhatlar, Gökhanlar, Anıllar, İrfanlar gönderildiğinde dellenen, bu gençlere yazık değil mi diyen. Başımızda öyle cesur bir hoca var ki, Avrupa Kupası maçıymış, turmuş, fark atmakmış gibi popülist düşünceden uzak durarak tam 7 tane gence görev verdi, onlara şans verdi. Karşıdaki rakip ne kadar zayıf olursa olsun fizik olarak bizden çok daha hazır bir takım oldukları gerçeği değişmezdi ve daha sert oynamaları, geriye yaslanmaları kaçınılmazdı. İdeal kadro ile oynamadığımız için gol noktalarında sıkıntı yaşayacağımız zaten bilinen bir gerçekti. Rijkaard popülist yaklaşmayarak aslında oyuncuların ve Galatasaray'ın geleceğine yatırım yaptı. Onlara güvendi. Formalarını verdi. Gençler etkili olmuştur, olamamıştır, bu önemli değildir ama takımın geleceği açısından Rijkaard'ın ne kadar önemli bir düşünce içinde olduğunu görmek lazım.
Bir tarafta dandik bir hazırlık maçına as kadrosuyla çıkan Fenerbahçe, diğer taraftan Avrupa'da tur maçına bebeleriyle, 7 genci, altyapıdan 6 oyuncusuyla çıkan Galatasaray. Normal şartlar altında göğüsleri kabara kabara övecekleri bir şeydi bu Galatasaraylıların. Çünkü biz anlık değil geleceğe yönelik olarak düşünmüştük. Gençlere lafta değil, gerçek anlamda forma vermiştik. İdeal kadrosuyla sahaya çıkmayan ve daha hazır olmayan bir takımın zayıf olsa da kesinlikle hazır olan bir takım karşısında üstdüzey bir futbol beklemeyeceğimizi zaten biliyorduk.
Olaya aslında şöyle bakmak lazım. Bu bizim ölümüzdü. Bebelerimizdi. Ölü halimizdi. Tobol'un da en konsantre ve en asılarak oynadığı maçtı. Bu bağlamda düşününce durum zaten ortada. Komplekse girecek en ufak bir durum dahi yok.
İlk yarı ileri üçlüye bakınız lütfen:
Yaser - Erhan - Aydın...
Bunlar ancak alternatif olabilecek isimler. Bu üçlünün fazla etkili olamayacağını az çok tahmin ediyorduk zaten. Çünkü Yaser ve Aydın kapalı savunmalara karşı etkili olamazlardı. Açık alan oyuncuları. Özellikle Aydın uzun alanda çalım atabilen bir oyuncu, o da hızıyla. Erhan ise teknik bir oyuncu olsa bile Baros ve Nonda'dan sonra ancak alternatif olabilecek bir oyuncu. Yaser ise aynı bölgede Kewell ve Arda'yı düşününce üçüncü alternatif. Aydın da başka bir alternatif.
4-3-3 sisteminin en önemli yapıtaşlarından biri olan ve gol denen şeyi belirleyen en öndeki üçlünüz ne kadar etkiliyse, sisteminiz o kadar işleyebilir. Yukarıdaki üçlüye bakınca (yaş ortalamaları kaç acaba-umurlarda mı?) şunu düşünmek lazım. Bunlar mı oynayacak, yoksa Kewell - Baros - Keita mı?
Dün sadece Arda ve Baros girdi diye, ideal kadrodan iki parçacık oyuna girdi diye oyunun şekli değişmişti. Peki, ya Mehmet Topal, Linderoth, Keita, Kewell, Arda, Baroslar bir arada olduğunda ne olacak? Yeni yabancı transferi eklendiğinde ne olacak?
Eee, neden şimdi oynatılmıyor onlar? Ne zaman oynatılacaklar denebilir. Geçen yıl tam olarak hazır olmayan futbolcularımızı sahaya sürdüğümüzde nelerle karşılaştığımızı unuttuk galiba. Teknik ekip oyuncular tam olarak hazır olmadan sahaya sürmek istemiyor. Geçen yılki sakatlıklar yaşanmak istenmiyor. Gerekli fiziksel güce eriştiklerinde zaten onbirin parçası olacaklar ve zamanla sisteme adapte olacaklar.
Galatasaray'ın sıkıntıları yavaş oynaması, pozisyon sıkıntısı çekmesi ve hareketli oynamaması. Asıl şam babaları geldiğinde o sıkıntılar zaten ortadan kalkacak. Adım gibi aşikar.
İlginçtir ama, dün Tobol maçından sonra zap yaparken LİG TV Galatasaray - Konyaspor maçını tekrar veriyordu. Hani şu geçen sezon sahamızda 4-1 kazandığımız, Baros'un ilk yarı uzaktan çatala taktığı maç. O maçın ikinci yarısına yetiştiğimde ve adam gibi izlediğimde şaşırdım gerçi. Bu oyunu daha önce izlemiştim ama daha sakin bir ruh haliyle izleyince mest olmuştum. İnanılmaz paslaşmalar, hızlı ve tempolu bir oyun. Göze hoş gelen futbol, tik tak tik tak paslar, körük gibi mücadele eden orta saha... Çok zevkli bir ikinci yarıydı Konyaspor maçı. Kim ne derse desin, bazı maçlarda cidden müthiş oynatmış Skibbe takımı.
Peki Rijkaard ne yapacaktır bunların üzerine?
Bu oyunu Konyaspor maçında o halleriyle oynayan oyuncularımız daha üstününü Rijkaard liderliğinde gerçekleştirecekler. Asıl şam babalarını bekliyoruz. Fiziksel olarak güçlenmelerini.
Benim minicik dahi kaygım yok. Başımda popülist bir teknik direktör yok. Başımda ne yaptığını bilen, yaptığı her şeyin farkında olan ve bile bile yapan bir hoca var. Hızlı ve seri oyunculara şans vermek isteyen bir hoca var. Alpaslan, Yaser, Aydın, Sabri seçimleri bunu gösteriyor.
Dün Alpaslan'ı çok beğendim. Biraz daha dengeli oynarsa gerçekten sol kanadımız gelecekte emin ellerde olacak. Haksız bir kırmız karttı vs olayına girmeyeceğim, ilk aldığı sarı kartta zaten adama dokunmamıştı bile. Bu arada Kazak takımı fizik olarak o kadar hazır ve güçlü olmasına rağmen her darbede ve olmayan darbelerde saatlerce yerde yattılar, kıvrandılar, debelendiler. Halbuki bunu geçen yıl bizimkiler yapıyordu. Dün en hazır olmadığımız anlarımızda bile geçen yılki yerde debelenme hastalığımızı görmedim bile. Sanki daha fazla işlerine bakmaları tembih edilmiş.
Bir de orta sahada Sarp'ı anladım ki Rijkaard ne istiyorsa onu yapıyor. Belli bir alana Rijkaard tarafından sıkıştırılmış. Defans oyuncuları pas atacakları zaman orta sahadan gelen pek adam yok. Ara sıra Ayhan geldi ama hepsinden daha fazla kendisini pas almak için sürekli gösteren Sarp'tı.
Şu belli ki ölü halimiz bu. İdeal kadro geldiğinde her şey güzel olacak. En ufak çekincem ve sıkıntım dahi yok. İçim inanılmaz rahat. Dün maçı izlerken 1 saniye bile kaygılanmadım. Çünkü beklediğim şeyler gerçekleşti ve maçtan 5-6 gün önce dediğim gibi, en ölü halimiz bile buradan en az beraberlik alırdı. Hem de gençlere şans vererek.
Maç bittikten sonra birçok arkadaşımızın bir çok şeyi yerden yere vurmalarını bekliyordum. Leverkusen maçından bile daha kötü eleştiriler olacağını umuyordum. Anladığım kadarıyla olmuş da.
Maçtan 5-6 gün önce Galatasaray'ın ölüsü berabere kalır ya da olmadı, tek farkla galip gelir demiştim. Aslında daha o gün iyi bir futbol beklemediğimi belli etmiştim. Dün de maçtan önce iyi bir oyun beklemediğimi, daha çok gençlerin oynayacağını ve bu fırsatı değerlendirebilirlerse gençlerin abilerinden daha hırslı oynamalarını beklediğimi iletmiştim. Beni üzen asıl şey ise gençlerin beklediğim hırslı oyunu sahaya yansıtamamaları oldu. Sonuç itibariyle sahadaki çocuklar ideal kadro mensubu değiller. Dün ilk yarı sahaya çıkan kadroyu göz önüne alırsanız 11 kişinin sadece maksimum 4 kişisi ideal kadronun parçası olacak. Bu öngörüde bulunmak zor olmasa gerek. Dile kolay sahadaki 11'in 7'si bebelerden oluşuyordu ve bunların 6'sı altyapıdan gelen oyunculardı.
Burada çok önemli bir noktayı gözden kaçırıyoruz. Bir kere Galatasaray maça pek konsantre olmadı, oyuncular fazla sallamadı, nitekim ilk gol de bu konsantrasyon eksikliğinden kaynaklandı. Ama oyuncularda hiç panik denen şey görülmedi. Biliyorlardı ki öyle yada böyle gol atacaklardı. Bu maça bir Avrupa Kupası maçı olarak değil bir hazırlık maçı gibi bakmışlar, orası kesin. Futbol olarak tabii ki güzel oynamadık, hazırlık maçı tadındaydı ama dikkate almamız gereken bazı şeyler var. Bunlardan birincisi, bir çok Galatasaray taraftarı nerede bu gençler, neden bu gençleri hep satıyoruz, ulan neden gençleri oynatmıyorlar, bu Skibbe gençlere önem veriyor diye getirildi ama hiç gençleri oynatmadı yahu diye saydırıp duranlar vardı. Hem de nasıl saydırmalar. Burada bir çok başlık öne sürebiliriz, Ferhatlar, Gökhanlar, Anıllar, İrfanlar gönderildiğinde dellenen, bu gençlere yazık değil mi diyen. Başımızda öyle cesur bir hoca var ki, Avrupa Kupası maçıymış, turmuş, fark atmakmış gibi popülist düşünceden uzak durarak tam 7 tane gence görev verdi, onlara şans verdi. Karşıdaki rakip ne kadar zayıf olursa olsun fizik olarak bizden çok daha hazır bir takım oldukları gerçeği değişmezdi ve daha sert oynamaları, geriye yaslanmaları kaçınılmazdı. İdeal kadro ile oynamadığımız için gol noktalarında sıkıntı yaşayacağımız zaten bilinen bir gerçekti. Rijkaard popülist yaklaşmayarak aslında oyuncuların ve Galatasaray'ın geleceğine yatırım yaptı. Onlara güvendi. Formalarını verdi. Gençler etkili olmuştur, olamamıştır, bu önemli değildir ama takımın geleceği açısından Rijkaard'ın ne kadar önemli bir düşünce içinde olduğunu görmek lazım.
Bir tarafta dandik bir hazırlık maçına as kadrosuyla çıkan Fenerbahçe, diğer taraftan Avrupa'da tur maçına bebeleriyle, 7 genci, altyapıdan 6 oyuncusuyla çıkan Galatasaray. Normal şartlar altında göğüsleri kabara kabara övecekleri bir şeydi bu Galatasaraylıların. Çünkü biz anlık değil geleceğe yönelik olarak düşünmüştük. Gençlere lafta değil, gerçek anlamda forma vermiştik. İdeal kadrosuyla sahaya çıkmayan ve daha hazır olmayan bir takımın zayıf olsa da kesinlikle hazır olan bir takım karşısında üstdüzey bir futbol beklemeyeceğimizi zaten biliyorduk.
Olaya aslında şöyle bakmak lazım. Bu bizim ölümüzdü. Bebelerimizdi. Ölü halimizdi. Tobol'un da en konsantre ve en asılarak oynadığı maçtı. Bu bağlamda düşününce durum zaten ortada. Komplekse girecek en ufak bir durum dahi yok.
İlk yarı ileri üçlüye bakınız lütfen:
Yaser - Erhan - Aydın...
Bunlar ancak alternatif olabilecek isimler. Bu üçlünün fazla etkili olamayacağını az çok tahmin ediyorduk zaten. Çünkü Yaser ve Aydın kapalı savunmalara karşı etkili olamazlardı. Açık alan oyuncuları. Özellikle Aydın uzun alanda çalım atabilen bir oyuncu, o da hızıyla. Erhan ise teknik bir oyuncu olsa bile Baros ve Nonda'dan sonra ancak alternatif olabilecek bir oyuncu. Yaser ise aynı bölgede Kewell ve Arda'yı düşününce üçüncü alternatif. Aydın da başka bir alternatif.
4-3-3 sisteminin en önemli yapıtaşlarından biri olan ve gol denen şeyi belirleyen en öndeki üçlünüz ne kadar etkiliyse, sisteminiz o kadar işleyebilir. Yukarıdaki üçlüye bakınca (yaş ortalamaları kaç acaba-umurlarda mı?) şunu düşünmek lazım. Bunlar mı oynayacak, yoksa Kewell - Baros - Keita mı?
Dün sadece Arda ve Baros girdi diye, ideal kadrodan iki parçacık oyuna girdi diye oyunun şekli değişmişti. Peki, ya Mehmet Topal, Linderoth, Keita, Kewell, Arda, Baroslar bir arada olduğunda ne olacak? Yeni yabancı transferi eklendiğinde ne olacak?
Eee, neden şimdi oynatılmıyor onlar? Ne zaman oynatılacaklar denebilir. Geçen yıl tam olarak hazır olmayan futbolcularımızı sahaya sürdüğümüzde nelerle karşılaştığımızı unuttuk galiba. Teknik ekip oyuncular tam olarak hazır olmadan sahaya sürmek istemiyor. Geçen yılki sakatlıklar yaşanmak istenmiyor. Gerekli fiziksel güce eriştiklerinde zaten onbirin parçası olacaklar ve zamanla sisteme adapte olacaklar.
Galatasaray'ın sıkıntıları yavaş oynaması, pozisyon sıkıntısı çekmesi ve hareketli oynamaması. Asıl şam babaları geldiğinde o sıkıntılar zaten ortadan kalkacak. Adım gibi aşikar.
İlginçtir ama, dün Tobol maçından sonra zap yaparken LİG TV Galatasaray - Konyaspor maçını tekrar veriyordu. Hani şu geçen sezon sahamızda 4-1 kazandığımız, Baros'un ilk yarı uzaktan çatala taktığı maç. O maçın ikinci yarısına yetiştiğimde ve adam gibi izlediğimde şaşırdım gerçi. Bu oyunu daha önce izlemiştim ama daha sakin bir ruh haliyle izleyince mest olmuştum. İnanılmaz paslaşmalar, hızlı ve tempolu bir oyun. Göze hoş gelen futbol, tik tak tik tak paslar, körük gibi mücadele eden orta saha... Çok zevkli bir ikinci yarıydı Konyaspor maçı. Kim ne derse desin, bazı maçlarda cidden müthiş oynatmış Skibbe takımı.
Peki Rijkaard ne yapacaktır bunların üzerine?
Bu oyunu Konyaspor maçında o halleriyle oynayan oyuncularımız daha üstününü Rijkaard liderliğinde gerçekleştirecekler. Asıl şam babalarını bekliyoruz. Fiziksel olarak güçlenmelerini.
Benim minicik dahi kaygım yok. Başımda popülist bir teknik direktör yok. Başımda ne yaptığını bilen, yaptığı her şeyin farkında olan ve bile bile yapan bir hoca var. Hızlı ve seri oyunculara şans vermek isteyen bir hoca var. Alpaslan, Yaser, Aydın, Sabri seçimleri bunu gösteriyor.
Dün Alpaslan'ı çok beğendim. Biraz daha dengeli oynarsa gerçekten sol kanadımız gelecekte emin ellerde olacak. Haksız bir kırmız karttı vs olayına girmeyeceğim, ilk aldığı sarı kartta zaten adama dokunmamıştı bile. Bu arada Kazak takımı fizik olarak o kadar hazır ve güçlü olmasına rağmen her darbede ve olmayan darbelerde saatlerce yerde yattılar, kıvrandılar, debelendiler. Halbuki bunu geçen yıl bizimkiler yapıyordu. Dün en hazır olmadığımız anlarımızda bile geçen yılki yerde debelenme hastalığımızı görmedim bile. Sanki daha fazla işlerine bakmaları tembih edilmiş.
Bir de orta sahada Sarp'ı anladım ki Rijkaard ne istiyorsa onu yapıyor. Belli bir alana Rijkaard tarafından sıkıştırılmış. Defans oyuncuları pas atacakları zaman orta sahadan gelen pek adam yok. Ara sıra Ayhan geldi ama hepsinden daha fazla kendisini pas almak için sürekli gösteren Sarp'tı.
Şu belli ki ölü halimiz bu. İdeal kadro geldiğinde her şey güzel olacak. En ufak çekincem ve sıkıntım dahi yok. İçim inanılmaz rahat. Dün maçı izlerken 1 saniye bile kaygılanmadım. Çünkü beklediğim şeyler gerçekleşti ve maçtan 5-6 gün önce dediğim gibi, en ölü halimiz bile buradan en az beraberlik alırdı. Hem de gençlere şans vererek.