Burada gecen gün hem ironi, hemde birazcik dämagoji yaptim, kabul ediyorum. Ünal Aysal Terim döneminde taha basindan imza attigi bir cok olay ile, hocanin isini zorlastirmisti ve sonunda Galatasaray´in sportif anlamda kötüye gitmesini bile bekleyemeden, takimi baltalayabilecek potansiyele sahip bir hamle yapip Terim´i sezon basinda göndermisti.Lakin bunu ilk sampiyonluktan sonra dillendirdigimde, bana kimse inanmak istememisti. Ben bu konu vasitasinda herzaman bu takima sportif anlamda hizmet etmis adamdan yana olacagimi hep belirttim, ister Terim, ister Hagi, isterse de Bülent olsun. Cünkü herzaman söylerim, Galatasaray ic dinamikleri fransiz devrimi gibidir, kendi evlatlarini yemeyi sever. Ikinci facia, ve bundan daha önemlisi Terim sonrasinin aylarca organize edildigine ragmen, cok plansiz bir sekilde gerceklesmesi. Terim sonrasi sadece isim geregi, kulaga hos gelen teknik adamlar getirildi ve bunun olcagini da bekliyordum. Oysaki takimi taniyan bir Senol Günes gelseydi, hem tarftarin gazini alirdi tribünlerde hemde bu takim sportif olarak cöküs yasamazdi. Hatta yükselirdi... Lakin bizim icin cöküs olan, rakiplerimiz ile kiyaslarsak bir cöküs bile degildir.
Ama bunlar bir kenara, fair olmak bir kenara. Ben Türk insaninin asiri övmesini, sonrasi ise insanlari asiri bir sekilde yerin dibine sokmasina uyuz olmaya basladim. Evet Ünal Aysal bir cok hata yapti, ve kulübü sorumsuzca yönetti. Ama bukadar hakareti hak edecek de bir hata yapmadi kendisi, sonucta tecrübesiz ftubol konusunda daha tuvaleti bilmeden, direk olarak patron koltuguna oturursan olacaklar bunlar zaten. Ama Galatasaray´da Aysal´i hain ilan edilecek kadar da kötü isler yapilmadi, sonucta Aysal Türk bir Baskan, ondan cok daha kötülerini gördü Türk futbolu. Türk taraftar toplumu olarak, artik toplumsal bir öfke kontrolü gereklidir. Yapilan hersey kötü, herseyde facia degildi.