- 22 Kasım 2008
- 5.432
- 1
- 1.333
Herşey Abdullah Avcı'nın istifası ile başladı. Çirkefleşme ve uyarılar ile herhangi bir değişimi sağlayamayacağını anlayan Ünal Aysal, Abdullah Avcı'nın istifasını duyar duymaz Fatih Terim'i aradı. Selamlaşma ve hal hatır sormadan sonra konuşmanın kritik kısmı ise şöyleydi:
Ü.A : Hocam biliyorsun Abdullah Bey istifa etti, TFF'nin ve Türk halkının gönlünden geçen isim sen olduğun için sana teklif gelecektir.
F.T: Evet başkanım, teklif gelirse milli duygularım ağır basar ancak müsade ederseniz iki takımı birlikte çalıştırabileceğimi düşünüyorum.
Ü.A: Ben de ondan bahsedecektim, teklif gelirse kabul edeceksin. Sana Türk futbolunun geleceğine yön veren bir rol vereceklerine dair duyumlar geliyordu. Biliyorsun bizim yabancı meselesi...
F.T: Dinliyorum başkanım..
Ü.A: Biliyorsun takımın maddi durumu ortada. Değersiz Türk elemanlara fahiş bonservisler istenirken yabancı kısıtlaması nedeniyle iyi yabancı getirmek durumunda kalıp yüksek bonservis ödüyoruz. Bu FFP kuralından dolayı bu yaz da transfer dönemini iyi geçiremedik, şampiyonluk zor görünüyor.
F.T: Galatasaray'ın olduğu yerde imkansız yoktur başkanım.
Ü.A: Evet ama bu model sürdürülebilir değil. Yabancı sınırının kaldırılması gerekiyor. Sen milli takımın başına geçip Galatasaray'ı bırakacaksın. Ben ise burada yabancı sınırının kaldırılması için gereken ortamı hazırlayacağım. Taraftarların bir kısmı sana küser bir kısmı ise sana asla küsemez. Küsenlerin ise gönlü ilerde yine seninle olur zaten. Yabancı sınırı için gerekli zamanın geldiği ise anlayacaksın. Yalnız bu süreçte birbirimizde uzaklaşmamız gerekiyor.
F.T: Nasıl yani başkanım?
Ü.A: Sen ayrıldıktan sonra söylemek istediklerini erteleyecek, Galatasaray'a karşı ise kırıcı demeçler vereceksin. Ben ise gerekli ortamlarda kırıcı demeçler vererek aramızdaki ortamı gereceğim.
Bu şekilde Fatih Terim Galatasaray'dan ayrılır, Türk Futbol Koordinatorü ya da vb. pozisyon ile milli takımın başına geçer. Galatasaray taraftarı arasında kavga eder, Fatih Terim'e kırılır derken Galatasaray'ın başına Türk futboluna çok uzak bir adam, Mancini gelir. Mancini'nin görevi taraftarı az da olsa susturmaktır. Görünen köy kılavuz istememektedir, Galatasaray'ın rakiplerinin iyi oynaması halinde şampiyon olamayacağı kesindir. Buna rağmen Fenerbahçe'nin tökezlemeleri ile şampiyonluk yarışında kalır, senelerce konuşulacak Juventus galibiyeti gelir ve buruk da olsa kötü olmayacak şekilde Türkiye Kupası kazanılarak sezon kapatılır. Ancak Mancini'nin para harcayan bir hoca olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Ünal Aysal bilerek böyle yapmış, Fatih Terim TFF'deki yerini sağlamlaştırırken Galatasaray Mancini ile yollarını ayırırken yine aynı ülkeden ancak Dünya Kupası'nda berbat kararlar vererek İtalya'nın elenmesine yol açan Prandelli ile anlaşmıştır. Gelmesi gereken transferler ise transfer gününün son günü ve ne kadar iyi olabileceği şüphe uyandıran isimler ile geçiştirilmiştir. Geçen sene kötü olan takım ile soru işareti bir hoca ve geç gelen transferler ile 4.yıldız yarışının kolay olmayacağı barizdir. Bu sırada Fatih Terim Aysal'ın verdiği göreve başlar. Milli takım'ın başında İzlanda'ya karşı alınan şok mağlubiyet, Milli Takım'ın çok kötü oynaması paralelinde Galatasaray'lı futbolcuların şampiyonlar ligi performansı, Türk futbolunun iyice çöktüğünü gösterir.
Fatih Terim, Ünal Aysal'ın bahsettiği zamanın geldiğini anlamıştır. Talimat verir, yabancı sınırının serbest kalması için çalışmalar başlar. Ünal Aysal ise Galatasaray'da misyonunu tamamladığını ima edip istifa eder. Ve yerine geçici olarak Duygun Yarsuvat gelir.
Hatırlayan olur, Fatih Terim normal şartlarda Galatasaray'ın başında 3-4 sene çalıştıktan sonra yerine Hamza hocanın gelmesini düşünüyordu. Milli takıma yardımcı olarak aldırdığı Hamza hocayı Galatasaray'a göndererek Ünal Aysal'ın verdiği misyonu tamamlamış olur.
Mayıs'da olacak seçimde Ünal Aysal süpriz bir şekilde geri dönme kararı alır mı?
Bilinmez...
Not: Dileyen yazıyı ismimi referans göstererek sözlüklere kopyalayabilir
Not2: Fatih Terim'i ne kadar sevmediğimi bilen bilir
Not3: İzlanda'ya karşı alınan şok galibiyet düzeltildi
Ü.A : Hocam biliyorsun Abdullah Bey istifa etti, TFF'nin ve Türk halkının gönlünden geçen isim sen olduğun için sana teklif gelecektir.
F.T: Evet başkanım, teklif gelirse milli duygularım ağır basar ancak müsade ederseniz iki takımı birlikte çalıştırabileceğimi düşünüyorum.
Ü.A: Ben de ondan bahsedecektim, teklif gelirse kabul edeceksin. Sana Türk futbolunun geleceğine yön veren bir rol vereceklerine dair duyumlar geliyordu. Biliyorsun bizim yabancı meselesi...
F.T: Dinliyorum başkanım..
Ü.A: Biliyorsun takımın maddi durumu ortada. Değersiz Türk elemanlara fahiş bonservisler istenirken yabancı kısıtlaması nedeniyle iyi yabancı getirmek durumunda kalıp yüksek bonservis ödüyoruz. Bu FFP kuralından dolayı bu yaz da transfer dönemini iyi geçiremedik, şampiyonluk zor görünüyor.
F.T: Galatasaray'ın olduğu yerde imkansız yoktur başkanım.
Ü.A: Evet ama bu model sürdürülebilir değil. Yabancı sınırının kaldırılması gerekiyor. Sen milli takımın başına geçip Galatasaray'ı bırakacaksın. Ben ise burada yabancı sınırının kaldırılması için gereken ortamı hazırlayacağım. Taraftarların bir kısmı sana küser bir kısmı ise sana asla küsemez. Küsenlerin ise gönlü ilerde yine seninle olur zaten. Yabancı sınırı için gerekli zamanın geldiği ise anlayacaksın. Yalnız bu süreçte birbirimizde uzaklaşmamız gerekiyor.
F.T: Nasıl yani başkanım?
Ü.A: Sen ayrıldıktan sonra söylemek istediklerini erteleyecek, Galatasaray'a karşı ise kırıcı demeçler vereceksin. Ben ise gerekli ortamlarda kırıcı demeçler vererek aramızdaki ortamı gereceğim.
Bu şekilde Fatih Terim Galatasaray'dan ayrılır, Türk Futbol Koordinatorü ya da vb. pozisyon ile milli takımın başına geçer. Galatasaray taraftarı arasında kavga eder, Fatih Terim'e kırılır derken Galatasaray'ın başına Türk futboluna çok uzak bir adam, Mancini gelir. Mancini'nin görevi taraftarı az da olsa susturmaktır. Görünen köy kılavuz istememektedir, Galatasaray'ın rakiplerinin iyi oynaması halinde şampiyon olamayacağı kesindir. Buna rağmen Fenerbahçe'nin tökezlemeleri ile şampiyonluk yarışında kalır, senelerce konuşulacak Juventus galibiyeti gelir ve buruk da olsa kötü olmayacak şekilde Türkiye Kupası kazanılarak sezon kapatılır. Ancak Mancini'nin para harcayan bir hoca olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Ünal Aysal bilerek böyle yapmış, Fatih Terim TFF'deki yerini sağlamlaştırırken Galatasaray Mancini ile yollarını ayırırken yine aynı ülkeden ancak Dünya Kupası'nda berbat kararlar vererek İtalya'nın elenmesine yol açan Prandelli ile anlaşmıştır. Gelmesi gereken transferler ise transfer gününün son günü ve ne kadar iyi olabileceği şüphe uyandıran isimler ile geçiştirilmiştir. Geçen sene kötü olan takım ile soru işareti bir hoca ve geç gelen transferler ile 4.yıldız yarışının kolay olmayacağı barizdir. Bu sırada Fatih Terim Aysal'ın verdiği göreve başlar. Milli takım'ın başında İzlanda'ya karşı alınan şok mağlubiyet, Milli Takım'ın çok kötü oynaması paralelinde Galatasaray'lı futbolcuların şampiyonlar ligi performansı, Türk futbolunun iyice çöktüğünü gösterir.
Fatih Terim, Ünal Aysal'ın bahsettiği zamanın geldiğini anlamıştır. Talimat verir, yabancı sınırının serbest kalması için çalışmalar başlar. Ünal Aysal ise Galatasaray'da misyonunu tamamladığını ima edip istifa eder. Ve yerine geçici olarak Duygun Yarsuvat gelir.
Hatırlayan olur, Fatih Terim normal şartlarda Galatasaray'ın başında 3-4 sene çalıştıktan sonra yerine Hamza hocanın gelmesini düşünüyordu. Milli takıma yardımcı olarak aldırdığı Hamza hocayı Galatasaray'a göndererek Ünal Aysal'ın verdiği misyonu tamamlamış olur.
Mayıs'da olacak seçimde Ünal Aysal süpriz bir şekilde geri dönme kararı alır mı?
Bilinmez...
Not: Dileyen yazıyı ismimi referans göstererek sözlüklere kopyalayabilir
Not2: Fatih Terim'i ne kadar sevmediğimi bilen bilir
Not3: İzlanda'ya karşı alınan şok galibiyet düzeltildi
Son düzenleme:
