GSCimbom
Üye Görüşü Yeni Nesil Galatasaray Taraftarının Şımarıklığı ve Doyumsuzluğu Üzerine
Berkan Yavuz

Üye GörüşüYeni Nesil Galatasaray Taraftarının Şımarıklığı ve Doyumsuzluğu Üzerine Sayfa 3

Berkan Yavuz ·

Cevap
148
Okunma
2,9K
Sayfa
3/8
Liverpool Bournemouth'u 9-0 yendiği maçta 12 isabetli şut çekmişti. Bizi 4-0 yendikleri maçta 16 isabetli şut çektiler. O gün kalede Uğurcan insan üstü performans göstermese belki bugün 10saray'a çıkmıştı adımız. Bunun öncesinde Juventus maçı. Yaş olarak yolun yarısına geldim hayatımda bir takımın 10 kişi kalmış bir takıma bu kadar ezildiğini ben daha görmedim. Varsa gösterin deyin şu maç. 10 kişiden neredeyse 6-7 gol yiyorduk. Bu Liverpool premier ligde bu sezon yürüyerek oynuyor, Juventus'un da kendi liginde madara olduğu bir sürü maç var ikisi de şampiyonluğa oynayan uçan kaçan takımlar değiller.

Avrupa'da o kadar kötü sonuçlar aldık ki şunları yaşadığımız sezon "başarılı" olarak adlandırılıyor. Young Boyslara Sparta Praglara Az Alkmaar'lara eleniyoruz. Konferans liginde bile başarılı olamayan RFS'lerden Dinamo Kievlerden 2'şer 3'er yiyoruz.

Şunları yaşadıkça ben Okan hocaya olan saygımı kaybetmeye başladım. Bu kadar yatırımı yapıyoruz ligi bir şekilde alıyoruz onda da gerçi anamız ağlıyor. Sonra gidiyoruz köy takımları bizimle dalga geçiyor.
 
Valla bu kadar yazıyı hayatta okumam ama, doyumsuzluk kötü bir şey değil. 10 sene üst üste şampiyon mu oldun? Devam edersin. 11. Sene şampiyon olamadın mı? Sen gidersin, yerine şampiyon yapacak olan adam gelir. Bu futbolcu için de geçerli, teknik direktör için de, başkan için de. Kredi diye bir şey yok. Herkesin kredisi sıfırdır.

Galatasaray'ın 1 sezon bile şampiyon olmama lüksü yok. Her sene olmak zorundasın. Olamıyorsan gidersin.

Avrupa'da başarı konusuna gelecek olursak; eğer çok para harcatıyorsan, başarılı olmak zorundasın. Eğer para harcatmana rağmen başaramadıysan, demek ki bir şeyleri eksik yaptın.
 
En kötüsü 4 sene oldu, oturmus sistem diye bisey yok. Taktik desen hic yok. Misal bir adam aliyoruz, cok ihtiyacimiz olan bir oyuncu da degil ve o oyuncuya göre sistem kuruyoruz, cok garip.
Üçlü savunmaya geçeceğiz diye Frankowski falan alıyoz, iki hafta sonra "yok üçlü işi olmuyomuş" diyip üçlüden vazgeçiyoz ve geri dörtlüye dönüyoz.
 
Üçlü savunmaya geçeceğiz diye Frankowski falan alıyoz, iki hafta sonra "yok üçlü işi olmuyomuş" diyip üçlüden vazgeçiyoz ve geri dörtlüye dönüyoz.
Ha iste örneklerden bir tanesi ve üzücü olan 4 senemiz böyle gecti. Hep böyle biseyler yapma pesindeyiz bir öte bir beri gidiyoruz. Bir düzen kurabilseydik bu 4 sene icersinde, misal yeni oyuncu aldin adami şak diye oturtursun sisteme siritmaz. Biz de tutmayinca her yerde deniyoruz hemen hemen. Adama göre top oynuyoruz sonra digerlerinden verim almamaya basliyoruz. Isin sonu hep günü kurtarma. Şu 4 sene ciktigimiz atiyorum 250 küsür mactan, söyle takir takir kusursuz oynadigimiz mac cok cok nadir.
 
Yeni nesil değilim cocuk hiç değilim. Bizdemi hocayı beğenmeyince teknik taktik transfer konusunda rezaletlerini eleştirdiğimizde şımarık tayfadan oluyoruz. Ben hayatımda hiç bir zaman bu takımın yendiği taktirde şampiyon olacağı maçta bırak yenilmesini berabere kaldığını görmedim okan buruk dönemi öncesinde. Nasıl olcak bu iş gelin anlatın madem


GSCimbom Forum kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
 
Liverpool Bournemouth'u 9-0 yendiği maçta 12 isabetli şut çekmişti. Bizi 4-0 yendikleri maçta 16 isabetli şut çektiler. O gün kalede Uğurcan insan üstü performans göstermese belki bugün 10saray'a çıkmıştı adımız. Bunun öncesinde Juventus maçı. Yaş olarak yolun yarısına geldim hayatımda bir takımın 10 kişi kalmış bir takıma bu kadar ezildiğini ben daha görmedim. Varsa gösterin deyin şu maç. 10 kişiden neredeyse 6-7 gol yiyorduk. Bu Liverpool premier ligde bu sezon yürüyerek oynuyor, Juventus'un da kendi liginde madara olduğu bir sürü maç var ikisi de şampiyonluğa oynayan uçan kaçan takımlar değiller.

Avrupa'da o kadar kötü sonuçlar aldık ki şunları yaşadığımız sezon "başarılı" olarak adlandırılıyor. Young Boyslara Sparta Praglara Az Alkmaar'lara eleniyoruz. Konferans liginde bile başarılı olamayan RFS'lerden Dinamo Kievlerden 2'şer 3'er yiyoruz.

Şunları yaşadıkça ben Okan hocaya olan saygımı kaybetmeye başladım. Bu kadar yatırımı yapıyoruz ligi bir şekilde alıyoruz onda da gerçi anamız ağlıyor. Sonra gidiyoruz köy takımları bizimle dalga geçiyor.
Maçın başında en önemli oyuncunun kolunu kırdılar, yaptığın taktik planını uygulayamadın. 4. hakem inanılmaz yanlı bir maç yönetti, sahada tekme tokat daldılar faul bile çalmadı. Sene başında alındı diye ortalığı yangın yerine çeviren taraftar (kişisel olarak söylemiyorum bunu, genel kanı) şimdi de "Uğurcan olmasaydı..." minvalinde konuşuyor.

Juve maçı 10 kişi de olsa momentumu aldı, biz de skoru koruma psikolojisine geçtik. Burada sorulması gereken soru daha önce kaç kere Juve deplasmanına 3 gol avantajıyla gittik? 10 kişiden neredeyse 6-7 gol yiyorduk dediğin turu 7 gol atarak tamamladık. Gerçekleri söylemek yerine hayali senaryolardan ajitasyon yapmak bizim taraftara hiç yakışmıyor.

Young Boys, Prag, AZ, Kiev, RFS maçlarından rezalet olan tek maç Young Boys eşleşmesiydi. Turu geçmemiz gerekiyordu, geçemedik. Bitti gitti. Diğerleri FB taraftarı gazıyla sürekli ısıtılıp sunulan "rezalet" kod adı altında her takımın yaşayabileceği sonuçlar. Kuş taşa çarptı, kırmızı kart yedik ve bazılarında berabere kaldık, bazılarında da yenildik. Bunlar her takımda var.

Yapılan yatırımlar 4 yıllık bir süreçte gerçekleşti ve küçümsenilen ligde batık JK bile 100 miilyon euro harcıyor artık. Okan hocaya saygım azalıyor yazan biri açıp da bir 2018-2022 arası maçlarını bir izlesin de görelim bakalım içerde Kasımpaşadan 4 yedikten sonra da benzer düşüncelerde olacak mı.

Bu kulübün en büyük şansı sizin gibi düşünen insanlar tarafından yönetilmiyor oluşu. Elindeki değeri bilmeyerek ilerlemeye çalışan camialara benzemek istiyorsanız Anadolu yakasında iki tane var.
 
İyi TD + iyi oyuncular = Başarı

Formül böyle gözüküyor ama deel. Oyunlarda işleyen bir formül sadece. Çünkü hayat bu kadar basit değil, hele 40 tane insanın olduğu bir ekip ise mevzu. Tıp kı çok iyi bir yönetmen, iyi bir senarist ve iyi oyuncuların bir araya gelmesine rağmen çekilen "meh" filmler gibi.

Her kulübün bulunduğu dönem itibariyle ihtiyaçları farklı. Mesela araştırınca görüyoruz ki 80'li yıllarda devrim yapacak kurucu bir hoca gerekiyormuş, Derwall cuk oturmuş. 90'lı yıllarda zaten ülkece kendimizi Avrupa'ya "bizi görmezden gelemezsiniz" dediğimiz zamanlarda, bu ülkenin futbolcusunun "baba" figürü olarak görebileceği, hem çok sevip hem çok korkup dinleyebileceği, ondan cesaret alabileceği vs bir hoca gerekliydi, İmparator da tam bu dönemde cuk oturuyor. Derwall ve Fatih hocanın dönemlerini yer değiştirin, muhtemelen ikisi de iyi sonuç alamazdı.

Başlı başına iyi TD olması değil mesele, kimya meselesi. Yoksa Fatih hoca finalde Arsenal'e Wenger'i yenmedi mi? Ama sorsak herhalde hepimiz Wenger daha iyi bir hoca deriz, kabul ederiz yani bunu. Fakat o sezon hocaları değiştir, FT Arsenal'in başında olsun, Wenger GS'nin başında, iki takım da finale çıkamazdı buna da eminim. Bir kulübün kültürü, içinde bulunduğu durum, oyuncular ve hocanın bununla ne kadar uyuştuğu vs çok önemli.

Okan hocayla 4 senedir (inş) şampiyon oluyorsak demek ki tam da bu dönemde olması gereken tarz bir hoca olduğu içinmiş demek ki. Bugünden geriye dönerek bakınca bunu söyleyebilirim sadece. Eleştirilen "arkadaş, cana yakın" tavrı olmasaydı belki de ne bu oyuncular bu kadar burayı sahiplenirdi, ne de bu kadar takımdaşlık duygusu olurdu. Belki de bugün ben dahil hepimizin banko isteyeceği başka bir hoca gelseydi 3 sene önce bugün çok daha kötü bir haldeydik. Ve enteresandır ki karakter ve tutum olarak yine milli takım başında çok başarılı olan Montella ile Okan hocanın karakteristik olarak benzer noktaları çok fazla. Demek belki de artık oyuncular bu tarz hocalarla daha mutlu oluyor.

Velhasıl OB'nin eksikleri ortada, çok belli yani. Bunları aşıp üst seviyeye çıkar mı göreceğiz, çıkamazsa da canı sağolsun.

Ayrıca ben tarih tekerrür eder'e %100 inanan bir insanım. O dönem garip bir tavırla sırf Fatih hoca geri dönsün diye Lucescu'yu gönderdik sırf o hamle bizim 5-6 senemize mal oldu. Sene sonunda 4 sene üst üste şampiyon olan + ŞL'de son 16 yapmayı başarmış hocayı göndermenin bir bedeli olacaktır.
 
Son düzenleme:
4 sezon boyunca en iyi kadrolar sana verilmiş, en fazla parayı sen harcamışsın ve şampiyonluk gelmiş kabul. Eğer bir şeyler kötüye gidiyorsa bunu değiştirmek istemenin neresi şımarıklık anlamıyorum. Sen bilmezsin yeğenim kafasındaki yorumlardan hiçbir farkı yok gözümde. İşini iyi yapamayan gider, daha iyi yapabileceğine inanılan kişi gelir. Dünyanın her yerinde iş hayatından sosyal hayata bu böyledir.
 
Hepsini okumadım ama konuyu açan arkadaşa katılıyorum
Şimdi tamamını okudum. Bir kere çok anlaşılır bir dille yazılmış. Bunun yanında düşüncelerini çok net şekilde ifade edebilmiş ve okuyucuya aktarabilmiş. Tebrik ediyorum

Kocaeli maçından sonra Okan Hoca’ya kızmama rağmen, arkadaşın da dediği gibi bir yol kazası olarak görüyorum ve yazısının altına imzamı atıyorum.

Tekrar tebrikler
 
Geri
Üst