Fatih hocanın o kadar tek yönlü bir oyun anlayışı var ki elimizde Onyekuru varken bile kontra atak futbolu oynayamadık. Fenerbahçe ve Alanyaspor maçlarının 2. yarıları tamamen bizim sahamızda geçmişken bir tane kontra atak yapamayan bir takım yarattı maalesef. En son Kasımpaşa maçımızı izleyenler de görmüştür. Rakip hücum ederken topu kapıyoruz. Aldığımız gibi rakip kaleye yönelmek yerine, yavaş yavaş al ver yaparak, sol bekimizin çizgiye gitmesini, oyuncularımızın set oyunundaki pozisyonlarına geçmesini bekliyoruz ki hücum yapalım. Eee en değerli olan şey, rakibin boşlukları noldu? Biz oyalanırken kapandı tabi.
Varsa yoksa herkes bi yerleşsin sonra yavaaş yavaş set hücumu yapalım anlayışı var. Dünyadaki bütün takımlar rakip takımın defans hattı yerleşmemişken geçiş hücumuyla o boşlukları değerlendirmeye çalışır, biz set hücumuna gelicez diye yavaş yavaş paslaşırız ve rakip takımın defansının yeniden pozisyon almasına izin veririz. Euro 2020de en çok set hücumu oynayan İtalya, Premier Ligde City, Chelsea bile geçiş hücumu fırsatı bulduğunda ok gibi rakip kaleye doğru gidiyor. Çünkü senin set oyunuyla amaçladığın şey zaten bu! Rakip defansın pozisyonunu kaybetmesini sağlayıp boşluk bulmak.
Beşiktaş'ın oyununun bize göre çok daha keyif vermesinin sebebi de bu. Boşluğu buldukları anda rakip kaleye gidiyorlar. Bizim gibi pas yapmak için pas yapmak gibi bir amaçları yok. Larin denen adamdan 19 gol katkısı almak o çağ dışı kalmış şekilde yaptığımız set oyunuyla mümkün mü sizce? Veya Ghezzal bize gelse Bjk'deki gibi 20 asist mi yapacak zannediyoruz? Feghouli, Falcao gibi adamlar beceriksiz, umursamaz oldukları için mi bu kadar kötü gözüküyorlar? Yoksa bizim forvetlerimiz ligde topla en az buluşan forvetler olduğu için mi böyle? Topla buluşturmadıktan sonra elinde Lewandowski olsa ne olur. 2 ay sonra Muhammed'in yerine forvet bakmaya başlarız.
Arkadaşlar bjk denen takım 14 oyuncuyla şampiyonluk oldu. Kalesinde ersin denen bir adam, sol bekinde altyapıdan yeni bir adam oynatarak. Üstüne devre arasında oyuncu bile almadılar... Biz ise Gs tarihinin sayılı transfer dönemlerinden birini yaşadık. Şu an hepsini almamız hayal gibi gözüken Gedson, Halil ve Onyekuru kadromuzdayken, şampiyonluk maçında ilk yarıyı 1-0 geride kapattık kendi evimizde. Nisan ayı geldiğinde 8 puan gerideydik maalesef. Yani demek istediğim transferle düzelecek bir sorun değil bizimki. Tamamen taktiksel sorunlar.
Antrenman videolarından örneklerle göstereyim. Bjk'nin çoğu antrenmanı, sahanın çeşitli yerlerinde topla buluştuğun anda rakip kaleye en hızlı nasıl giderim şeklinde gerçekleşiyor. Bazen bunu orta sahadaki hava topu mücadelesiyle başlatıyorlar, bazen bir taç atışıyla en hızlı rakip kaleye nasıl giderizi oynuyorlar. Dünyanın önde gelen kulüplerinin yaptığı gibi, City gibi set oyunu oynayan takımların da son zamanlarda antrenmanları buna evrildi. Tabii özellikle Liverpool aynı şekilde.
Dakika 3'ten sonra yaptıkları çalışma.
Gelelim Gs idmanlarına. Son zamanlarda taktik idmanlar halka açık yapıldığından antrenman videolarına göz atabilirsiniz. Hemen hepsi yerleşik savunmaya hücum üzerine.
Sürekli set oyunu çalışıp onu da adam gibi oynayamadığımız için ne oluyor? Kendimizden biraz dahi güçlü bir takıma karşı rezilleri oynuyoruz. Avrupada bizden değerli 1 tane takıma karşı bile galibiyet alamadık maalesef son 3 yılda. Makas açıldı diye ağlıyoruz, kadromuzun 5 katı değerindeler diye kendimizi avutuyoruz. Fakat aynı makas biz rizeden 5 kat değerli bir takımken açılmış olmuyor. Bülent uygunlu takımdan kendi evimizde 4 yiyebiliyoruz.
Maalesef en ufak bir değişiklik dahi de göremeyeceğiz gibi. Kasımpaşa hazırlık maçına biz yaklaşık 1 aydır çalışarak çıkıyoruz, Kasımpaşa ise 6 gün önce çalışmaya başlamış olarak çıkıyor. Adamlar belki daha hiç çift kale antrenman bile yapmamış. Bizim YouTube tan özeti açıp bi bakın ilk 15 dakka bizi sürklase edip 3-0 yapıcaklardı nerdeyse skoru. Çıldırmamak mümkün değil.