Taktik yok, sistem yok falan diyen arkadaşlar bana hangi antrenör döneminde ayağa güzel pas yapan bir takımımız vardı(terimsiz) örnek verebilirler mi? 4 sene üst üste şampiyon olduk takım mükemmel oynuyor herkesi dağıtıyor, geçelim.
-Lucescu dönemi. İlk sene ft döneminin aynısı kadro. şükür gitmiş jardel gelmiş. Aşağı yukarı her şey hazır olduğu için bu seneyi geçiyorum.
Lucescu'nun ikinci senesi beraber oynayabilen, iyi kapanan nou camp deplasmanında galibiyeti kaçıran lakin taraftarın oynanan futboldan asla tatmin olmadığı bir sene. Zaten gitmesinin en büyük sebeplerinden birisi de buydu. 2000'lerin tadını alan taraftar o futbolu da beğenmedi.
-Tekrar ft geliyor. Bu dönemi geçiyorum ft dışında dediğimiz için. Yine de ekleme yapayım 2012'deki takımı övdüğüm için. Hiç bir şey oynamadığımız(özellikle ikinci sene), saçma sapan adamlara paralar saçtığımız bir dönemdi.
-Sonra hagi geldi. Kısıtlı bir kadro ve maddi yetersizlikler arasında iyi bir ilk 11 oluşturdu. Ribery gibi bir adam da getirildi. Takımın futbolu kimseyi tatmin etmese de ben izlemekten keyif alırdım. Orta sahada ergün-conceicao ikilisi iyi top yapardı. Ama asla güzel top oynayan bir takımdı diyemem. Ligi de üçüncü bitirdi.
-Erik Gerets. Gerets sevdiğimiz bir abimizdi. Janti adamdı. Alt yapıdan çok adam oynatırdı. Ama topun arkasına geçme, alan daraltma, defans yapma kavramlarından habersizdi. Zaten ilk geldiği gün açıklamıştı 1-0 kazanmaktansa 5-4 kazanmayı yeğlerim diye. Takımı da buna göre oynattı, sürekli atak yapan daha doğrusu ileri top şişiren bir takımdık. Tek ön libero oynardı. Daha doğrusu tek orta saha. İkinci sene biraz daha ayağa pas yapan, set oyunu oynayan bir takım kurmak istedi, imkanlar da el vermedi(bkz. inamoto), kendisi de beceremedi. Çok kötü top oynayan bir takım ortaya çıktı. tek artısı arda turan'ı takıma tam olarak monte etmiş olmasıydı ki kendisi de bir trabzon maçında 2-3 ay sakatlanmıştı. Takım ligi kötü bir yerde bitirdi. Totalde baktığımızda o istediğimiz sistemli takım yine yoktu.
-Karl Heinz feldkamp. Yanlış hatırlamıyorsam lincoln ve linderoth onun döneminde alınmıştı. Linderoth sakatlıktan hiç çıkamadı, lincoln'le de anlaşamadılar. 11 metin olayının patladığı seneydi. Bol bol mücadele, kan ve göz yaşı vardı ama sistem ve güzel futbol yoktu. Zaten leverkusen'den 5 yemiştik avrupa'da. Seneyi de tamamlayamadı, cevat güler geldi.
-Michael Skibbe işte bu adama gelince benim açımdan işler biraz değişiyor. Her ne kadar şampiyonlar ligi ön elemesine 5 tane stoperle çıktıysa da genel olarak izlerken en keyif aldığım Galatasaray'lardan birisiydi. Lakin yine işin sadece hücum kısmında. İlerde arda-lincoln-kewell önlerinde baros'la bir dönem özellikle ankara deplasmanlarında çok keyifli futbol izlemiştik. Defans-orta saha yine vasat adamlardan kuruluydu ve oralarda yapılan güzel işler yoktu. Ayhan-barış-mehmet topal-mehmet güven falan oynuyordu işte. Keyifli futbol vardı ama oyunun hem hücum hem de defans kısmını yapabildiğimiz bir düzen var mıydı diye sorarsanız yoktu. Saçma sapan 2-3 yenilgi sonrası da görevine son verildi. Gidişine en çok üzüldüğüm adamlardan birisiydi. Seneyi bülent korkmaz tamamladı. Tamamen defansa yönelik bir sistemi vardı. Son dönemlerdeki kötü oyun iyice kötüleşti sezon sonuna kadar ivme böyle devam etti.
-Frank Rijkaard. Büyük ümitlerle geldi tabii. Sistem getirecek total futbol oynatacaktı. Hakan balta-gökhan zan-servet çetin-sabri önlerinde bam(genç arkadaşlar için-barış ayhan mustafa sarp). Ofansif hat yine iyiydi kewell-arda-baros-keita-gio-jo-elano. keyif veren maçlar olduysa da kesinlikle kötü bir takım oyunu vardı genel olarak. Seneye bomba gibi girmiştik herkese 5-6 sallıyorduk lakin o zaman da pas yüzdemizin, hücum paslarımızın falan berbat olduğunu bu şekilde devam edemeyeceğini söylemiştim. Nitekim öyle oldu. Sanırım kimsenin hatırlamak istemeyeceği iki sezon bu şekilde geride kalmış oldu.
-2010-2011 Gheorghe Hagi. Burayı pas geçiyorum. Burada futbol yok. Yalan olmasın seyretmedim de maçları.
-Fatih Terim. Yeniden terim. başta yazdığım sebepten ötürü burayı geçeceğim ancak benim izlediğim galatasaray takımları arasında en sevdiğim iki takımdan birisidir. Mücadeleci, oyunu asla bırakmayan orta saha hakimiyetini eline alan, derbilerin hepsinde rakiplerini yamultan bir takımdı. Selçuk melo orta sahası. Alt yapıdan emre-semih ilerde elmander-necati falan çok hoş takımdı. Neyse geçiyorum.
-Mancini. Mancini senesi benim aklımda kalanlar: sneijder'in çok ekstra bir performans göstermesi, juventus'u eleyişimiz ve inanılmaz saçma oyunculara acayip paralar verilmesi. Genel olarak dengeli bir futbol oynuyorduk. Ne defansta ne hücumda kötüydük ama iyi de değildik. Taraftarın istediği futbola ise burada da ulaşamıyoruz.
-Prandelli-Burayı da geçebiliriz. Konuşacak fazla bir şey yok. Sadece taraftarın beklentisi karşılanmadı diye bırakalım.
-Hamza hamzaoğlu- Şampiyonluk falan iyi hoş ama senenin yıldızının muslera olduğu ortamda iyi ya da keyifli ya da sistemli bir futboldan
bahsedemeyiz sanırım. İkinci seneyi denizliye devredelim
-Denizli. Geçiyorum.
-Riekerink beklentimden daha iyi iş yaptı ama yetmedi. Zaten takım üzerinde herhangi bir ağırlığı da yoktu. İyi adamdı ama severdim.
-Tudor. Bazen çok ümit vaat eder bazen de nefret ettirirdi. Kompleksli ve takıntılı bir adam olmasa başarılı olabilirdi.. En azından alan daraltan, kondüsyonu yüksek bütün oyuncularının görevlerinin belli olduğu disiplinli bir düzeni vardı. Östersund olayından dolayı kredisi ciddi şekilde azalmış şekilde başladı lige. O ya da bu sebepten taraftarın beklentisini karşılayacak bir futbol yine ortada yoktu.
Şimdi sizler örnek verebilirsiniz, kompak şekilde hücum ve defans yaptığımız, hücumu geniş defansı dar alanda yaptığımız, sürekli bir hücum planıyla yüklendiğimiz bir takım, onu oynatan bir hoca var mıydı? Tiki takayı total futbolu falan geçiyorum? Varsa bunlardan terimsiz olanları hangisidir? Ben tabii kendi yaşım ölçüsünde yazdım eskilerden örnek verilebilir.