Fatih Terim | Teknik Direktör (ARŞİV)

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Türkiye veya Anadolu çevresinde büyüyüp yerel gelenek ve görenekler içinde ikram ve paylaşım kültürünün ne denli yerleşik ve kıymetli bir meziyet olduğunu bilmeyenlerin, bu değerli jesti bilmesini beklemediğim gibi anlamasını beklemek haydi haydiye hayalcilik olurdu zaten.

Anadolu kentleri ve özellikle de köy/kasabalarında halen orta asyadan beri sürdürülen bu değerli gelenek, imkan varsa kendi elinle pişirdiğinin veya sahip olduğunun bir parçasının aynı zamanda dostlarına da ait olduğunu ifade etmenin bir yolu olarak görülür.
Sahip olduğunun bir parçasını ikram edemeyenlerin, başka bir yol olarak tercih ettiği ve anadolu da ISMARLAMA (ikram etme) her zaman bir başkasının kendisine karşı dostluk ve desteğinin kendisiyle beraber olduğunu ifade etmesi açısından çok çok önemlidir. Olumlu bir davranışın arkasından içilen bir bardak çay, yada bir ufak tatlı porsiyonu; aslında o kişiniin doğru birşey yaptığı için bir dostu tarafından ödüllendirilme ifadesi, tebrik etme sayılır.
Ayrıca bu ikramı reddetmek veya küçümsemek uzatılan bir dostluk ve güven elinin geri çevrilmesi olarak ve hatta düşmanca bir kibir olarak değerlendirilip bu tip kişiler cok ama cok cok gecerli bir mazereti/nedeni yoksa kamuoyunda ' '' ulan zehir olsa geri cevrilmez '' iması yapılarak tepkilerin hedefi haline gelir.

Kültürümüzde yerleşik hale gelen '' VEREN EL, ALAN ELDEN ÜSTÜNDÜR '' atasözümüzü hayatta tutma unsurlarından en önemlilerinden birisi İKRAM ve PAYLAŞIM KÜLTÜRÜDÜR..

Ama dediğim gibi, hayata bu kültürle başlayıp ömrünü bu geleneklerle içiçe geçirmeyenlerin böyle şeylerin ne demek olup, kabul etmekle reddetmek arasında farkın aslında aşılmaz bir uçurum, ve hatta bir uçurumdan çok çok daha fazlasını ifade ettiğini anlamasını beklemiyorum..
Çünkü yetiştirilmesi,hayatı ve çevresel geleneği kültürü farklı bir ortamda geçmiş, kendisine bu tip şeyler sadece alış/veriş menfaati olarak lanse edilerek eğitilmiş. Kısacası bazı kimseler tarafından anlaşılamamasını yadırgamıyorum.
Çünkü ne demek olduğu öğretilmediğinden dolayı, bilmiyorlar.
 


Hocam Nba şarkıları seviyorsanız buna da bir göz atmanızı tavsiye ederim
 
FT nin futbolcuları ile ilgili olarak, bir evlat gibi ne kadar korumacı ve doğru yönlendirici olabildiğine dair bazı bildiklerim var.
Sadece TD-Futbolcu olarak değil, futbolcuların kendi arasında bile eskilerin gençleri nasıl takdir ve motive etiiklerini de içeren doğruluğundan şüphemin yok seviyesinde emin olduğum bir olayı paylaşmak isterim. Bu olay ayrıca ikramla ödüllendirme geleneğimizin nasıl ve ne kadar benliğimizin derinliklerine işleyip hayat tarzımızın doğal bir parçası olduğunun da bir göstergesi olabilir..

Tarihini tam hatırlamıyorum 1997-2000 yılları arasında kazanılmış bir Galatasaray-Beşiktaş derbisi sonrasında GS soyunma odasında yaşananlar FT in yönetim sistemi altındaki takımın ve çevrenin nasıl bir bütünlük içinde olduğunu da anlatıyor bence.
Maçın sonunda takım soyunma odasına giderken TD olarak FT basın açıklamasını tamamlayıp soyunma odasına girdiğinde; Emre B. nü elinde son derece şık ve pahalı bir kol saatini incelerken yakalar. Derbinin galibiyet gölünü atan oyuncusunu tebrik etmek yerine
'' Lan alınterinle kazandıgın paraları bu incik/boncuklara mı harcıyosun sen '' diye herkesin içinde bağırmaya başlar.
Emre ne olduğunu anlamaya çalışırken Arif ERDEM hocasına gelip;
'' Yok Hocam, o saati kendisi satın almadı; macta attıgı golle bizi galibiyete tasıdıgı icin ben kendi saatimi emreye hediye ettim. Tesekkur etti nasıl duracak diye inceliyodu sadece '' demesi üzerine;
FT kendi kolundaki ROLEX saati çıkartıp '' O zaman sanada Afferim Ulan '' diyerek kendi saatini Arif Erdem e hediye eder.

Hangi bjk maçı olduğunda tam emin değilim Ama bu olabilir..

 
Karakterini bildiğimden, yaşandığından emin olabileceğim başka bir olay da 1996 yılından evvel milli takım hocası olmadan önce göztepe de hocalık yaparken bir mağlubiyet sonrası antrenmanda futbolculara tel örgülerden küfreden taraflara koşaradım yürüyerek gelip:
'' Ulan benim oldugum yerde benim oyuncuma kufredecek adam daha anasından dogmadı gidin burdan. Basımı belaya sokmayın benim.''
diye ailelerin de izlemeye açık olan yerde ağzını bozmaktan çekinmeyecek kadar sorumluluğu altındakileri korumacı bir içgüdüsel görev anlayışına da sahiptir.

Zaten aynı içgüdü nedeniyle yakın zamanda alaçatıda yaşanan olaya bu kadar sert tepkisi olduğu kanaatindeyim.
Sorumluluğundakileri ve sevdiklerini koruyup güvende tutma içgüdüsü, neredeyse hayatında birinci öncelik gibi bir karaktere sahip...
 
FT nin futbolcuları ile ilgili olarak, bir evlat gibi ne kadar korumacı ve doğru yönlendirici olabildiğine dair bazı bildiklerim var.
Sadece TD-Futbolcu olarak değil, futbolcuların kendi arasında bile eskilerin gençleri nasıl takdir ve motive etiiklerini de içeren doğruluğundan şüphemin yok seviyesinde emin olduğum bir olayı paylaşmak isterim. Bu olay ayrıca ikramla ödüllendirme geleneğimizin nasıl ve ne kadar benliğimizin derinliklerine işleyip hayat tarzımızın doğal bir parçası olduğunun da bir göstergesi olabilir..

Tarihini tam hatırlamıyorum 1997-2000 yılları arasında kazanılmış bir Galatasaray-Beşiktaş derbisi sonrasında GS soyunma odasında yaşananlar FT in yönetim sistemi altındaki takımın ve çevrenin nasıl bir bütünlük içinde olduğunu da anlatıyor bence.
Maçın sonunda takım soyunma odasına giderken TD olarak FT basın açıklamasını tamamlayıp soyunma odasına girdiğinde; Emre B. nü elinde son derece şık ve pahalı bir kol saatini incelerken yakalar. Derbinin galibiyet gölünü atan oyuncusunu tebrik etmek yerine
'' Lan alınterinle kazandıgın paraları bu incik/boncuklara mı harcıyosun sen '' diye herkesin içinde bağırmaya başlar.
Emre ne olduğunu anlamaya çalışırken Arif ERDEM hocasına gelip;
'' Yok Hocam, o saati kendisi satın almadı; macta attıgı golle bizi galibiyete tasıdıgı icin ben kendi saatimi emreye hediye ettim. Tesekkur etti nasıl duracak diye inceliyodu sadece '' demesi üzerine;
FT kendi kolundaki ROLEX saati çıkartıp '' O zaman sanada Afferim Ulan '' diyerek kendi saatini Arif Erdem e hediye eder.

Hangi bjk maçı olduğunda tam emin değilim Ama bu olabilir..



Çok güzel günlerdi..Artık mecidiyeköy bile anlamını yitirdi
Stada 7 saat önce gelip seyyar satıcılardan soğan ve yumurtalı ekmek yiyip, maç sonunda tatlıses lahmahcunda karnımızı doyururduk hele bi de kazandıysak mutlu mutlu giderdik gülbağın arka sokaklarına bıraktığımız arabalarımıza..
Duygulanıyorsun işte..
 
Tahminimce doğrudur, çünkü hem o sezon sonlara doğru Sergen fazla forma şansı bulamamış hem de Fatih hocanın ikinci gelişinde Sergen'de, Lucescu ile birlikte BJK'nin yolunu tutmuştu.

Sergen bize ilk transfer oldugunda gece hayati hakkinda surekli uyarmis tabii sergen laf dinlememis hocada takilmis pesine belli bi sure izlemis falan sonunda sergeninde hesabini odeyip gitmis. Sergen hesabi isteyince hicte tugay gibi gururlanmamis baya baya sinirlenmis. O donemin spor gazetelerinden birinde hatirliyorum mevzuyu biraz biraz
 
BABALAR HEP EN ÖNDE YÜRÜR, ÇÜNKÜ EVLATLAR YOL BİLMEZ!!!!

NO TERIM NO PARTY

 
Tahminimce doğrudur, çünkü hem o sezon sonlara doğru Sergen fazla forma şansı bulamamış hem de Fatih hocanın ikinci gelişinde Sergen'de, Lucescu ile birlikte BJK'nin yolunu tutmuştu.
sergen okadroda şans bulabilmesi için hagi yi kesmesi lazımdı normal yanı fazla şans bulamaması ama genede oynamıstı.
bizden bjkye gidişi ise terimden bağımsızdı. 100. yıl ayağına çok öncesi lig bitmeden anlaşmışlardı sergen ile.
 
Maçın en kilit emri serdar ve denayere olmuş ki ilk maçda adebayor denilen kişi bizi öldürmüştü.

Adebayor topu aldığı an üstüne gidin önden arkadan sert şekilde bozun herifi.

Finish
 
Ali Naci Küçük: Fatih Terim maçlardan 2 gün önce evine gitmiyor. Tesislerde kalıyor.

Da7vEmaXkAEz94x


Seni cok seviyoruz hocam...
 
Beşiktaş maçında hocamıza güzel bir kareografi gelecek
 
koroegrafi yok
olsa da söylenmez

uA'da bilgi sızdırılmaz
 
Antrenör farkını anlamak için büyük maçlara bakmak yeterli. Direk farkını ortaya koydu ama deplasmanda maçı sallamayan gamsız futbolculara çare üretemedi.


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
 
Ömürlük sözleşme yapılsın 5 sene içinde şampiyonlar liginde final oynarız

TapaTalK
 
Ömürlük sözleşme yapılsın 5 sene içinde şampiyonlar liginde final oynarız

TapaTalK

Kulüp satılmadıkça namümkün. Küçümsediğimiz Roma’nın bile rahatlıkla 20-25 milyon euro’ya transfer yapacak gücü var. Hayal etmek için en azından tek bir oyuncuya bu paraları harcayacak paramız olması lazım. Biz daha FFP ile filan uğraşacağız.


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
 
Ömürlük sözleşme yapılsın 5 sene içinde şampiyonlar liginde final oynarız

TapaTalK

Kulüp satılmadıkça namümkün. Küçümsediğimiz Roma’nın bile rahatlıkla 20-25 milyon euro’ya transfer yapacak gücü var. Hayal etmek için en azından tek bir oyuncuya bu paraları harcayacak paramız olması lazım. Biz daha FFP ile filan uğraşacağız.


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
Gelecek senelerin neler getireceğini bilemeyiz
Şu söylenebilir ; hiç olmadı devlere kafa tutabilecek bir takım olabiliriz
Şu an o görüntüden uzağız ve geçmiş 2 sene bizden çok şey götürdü.
Dursun hıyarı sağolsun

TapaTalK
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst Alt