Tamer Tuna
10 Numara!
- 17 Temmuz 2012
- 12.304
- 1.879
- 1.328
Türkiye veya Anadolu çevresinde büyüyüp yerel gelenek ve görenekler içinde ikram ve paylaşım kültürünün ne denli yerleşik ve kıymetli bir meziyet olduğunu bilmeyenlerin, bu değerli jesti bilmesini beklemediğim gibi anlamasını beklemek haydi haydiye hayalcilik olurdu zaten.
Anadolu kentleri ve özellikle de köy/kasabalarında halen orta asyadan beri sürdürülen bu değerli gelenek, imkan varsa kendi elinle pişirdiğinin veya sahip olduğunun bir parçasının aynı zamanda dostlarına da ait olduğunu ifade etmenin bir yolu olarak görülür.
Sahip olduğunun bir parçasını ikram edemeyenlerin, başka bir yol olarak tercih ettiği ve anadolu da ISMARLAMA (ikram etme) her zaman bir başkasının kendisine karşı dostluk ve desteğinin kendisiyle beraber olduğunu ifade etmesi açısından çok çok önemlidir. Olumlu bir davranışın arkasından içilen bir bardak çay, yada bir ufak tatlı porsiyonu; aslında o kişiniin doğru birşey yaptığı için bir dostu tarafından ödüllendirilme ifadesi, tebrik etme sayılır.
Ayrıca bu ikramı reddetmek veya küçümsemek uzatılan bir dostluk ve güven elinin geri çevrilmesi olarak ve hatta düşmanca bir kibir olarak değerlendirilip bu tip kişiler cok ama cok cok gecerli bir mazereti/nedeni yoksa kamuoyunda ' '' ulan zehir olsa geri cevrilmez '' iması yapılarak tepkilerin hedefi haline gelir.
Kültürümüzde yerleşik hale gelen '' VEREN EL, ALAN ELDEN ÜSTÜNDÜR '' atasözümüzü hayatta tutma unsurlarından en önemlilerinden birisi İKRAM ve PAYLAŞIM KÜLTÜRÜDÜR..
Ama dediğim gibi, hayata bu kültürle başlayıp ömrünü bu geleneklerle içiçe geçirmeyenlerin böyle şeylerin ne demek olup, kabul etmekle reddetmek arasında farkın aslında aşılmaz bir uçurum, ve hatta bir uçurumdan çok çok daha fazlasını ifade ettiğini anlamasını beklemiyorum..
Çünkü yetiştirilmesi,hayatı ve çevresel geleneği kültürü farklı bir ortamda geçmiş, kendisine bu tip şeyler sadece alış/veriş menfaati olarak lanse edilerek eğitilmiş. Kısacası bazı kimseler tarafından anlaşılamamasını yadırgamıyorum.
Çünkü ne demek olduğu öğretilmediğinden dolayı, bilmiyorlar.
Anadolu kentleri ve özellikle de köy/kasabalarında halen orta asyadan beri sürdürülen bu değerli gelenek, imkan varsa kendi elinle pişirdiğinin veya sahip olduğunun bir parçasının aynı zamanda dostlarına da ait olduğunu ifade etmenin bir yolu olarak görülür.
Sahip olduğunun bir parçasını ikram edemeyenlerin, başka bir yol olarak tercih ettiği ve anadolu da ISMARLAMA (ikram etme) her zaman bir başkasının kendisine karşı dostluk ve desteğinin kendisiyle beraber olduğunu ifade etmesi açısından çok çok önemlidir. Olumlu bir davranışın arkasından içilen bir bardak çay, yada bir ufak tatlı porsiyonu; aslında o kişiniin doğru birşey yaptığı için bir dostu tarafından ödüllendirilme ifadesi, tebrik etme sayılır.
Ayrıca bu ikramı reddetmek veya küçümsemek uzatılan bir dostluk ve güven elinin geri çevrilmesi olarak ve hatta düşmanca bir kibir olarak değerlendirilip bu tip kişiler cok ama cok cok gecerli bir mazereti/nedeni yoksa kamuoyunda ' '' ulan zehir olsa geri cevrilmez '' iması yapılarak tepkilerin hedefi haline gelir.
Kültürümüzde yerleşik hale gelen '' VEREN EL, ALAN ELDEN ÜSTÜNDÜR '' atasözümüzü hayatta tutma unsurlarından en önemlilerinden birisi İKRAM ve PAYLAŞIM KÜLTÜRÜDÜR..
Ama dediğim gibi, hayata bu kültürle başlayıp ömrünü bu geleneklerle içiçe geçirmeyenlerin böyle şeylerin ne demek olup, kabul etmekle reddetmek arasında farkın aslında aşılmaz bir uçurum, ve hatta bir uçurumdan çok çok daha fazlasını ifade ettiğini anlamasını beklemiyorum..
Çünkü yetiştirilmesi,hayatı ve çevresel geleneği kültürü farklı bir ortamda geçmiş, kendisine bu tip şeyler sadece alış/veriş menfaati olarak lanse edilerek eğitilmiş. Kısacası bazı kimseler tarafından anlaşılamamasını yadırgamıyorum.
Çünkü ne demek olduğu öğretilmediğinden dolayı, bilmiyorlar.
