Doğru kadro planlaması yapamadığını, transfer tercihlerinin yanlışlığını, kondüsyoner ekibiyle birlikte takımı mental ve fiziksel yönden hazır tutamadığını, maç içi oyuncu değişikliği tercih ve zamanlamasındaki faciaları filan çok konuştuk...
Benim daha çok takıldığım ise o muhteşem ''Pas futbolu'' saplantısı. 2011-12 sezonunda Elmander' in olmadığı maçlar dahil olmak üzere böyle bir ütopyaya kapılmış olduğunu gözlemliyorum. Oysa ki ta o zamandan beri takımın bunu hakkıyla uyguladığı 10 maç belki vardır, muhtemelen de yoktur hatta. Gomis' li sezonu filan gözünüzün önüne getirin. Öyle %90 ı stoperlerle kaleci arasında olmak üzere, saçma sapan 'aheste' paslaşmalarla rakip yarı sahanın ortasına kadar ıkına sıkıla topu taşıyıp, sonra ilk fırsatta ceza yayına doğru topu dürtmenin pas oyunuyla alakası yok. Benim pas oyunundan anladığım, hızlı paslaşmalar, yerinde çalım-pas denemeleriyle rakibi eksik yakalamak, çizgiye etkili şekilde inmek gibi unsurları içeriyor...