daha önce çok denedik, istisnalar harici de pek yanılmadık. terim'in olmadığı 2 dönemde de oyuncu veya antrenör tipleri zaten hocanın yönetim tarzıyla geldi. gerets'in şampiyonluğunda galatasaray'ın kulüpçe bir birleşmesi ve bütünleşmesi vardı, hamzaoğlu şampiyonluğunda da benzer bir ortam yaratılmakla birlikte hoca kadar o başarıda bir pay sahibi de karakterini bu kadar satmamış albayrak'ın varlığıydı. galatasaray son 20 yılda terim'in insan ve taktik yöneliminin dışında çıkıp tek 1 şampiyonluk kazandı, o da feldkamplaydı. aynı yöntem sonraki sene feldkamp'ın işaret ettiği adamla da denendi patladı, barca'nın şl sahibi hocasıyla denendi patladı, kağıt üstünde terim'den daha büyük hoca görünen 2 italyan'la denendi patladı, kendi ülkesinin aynı takımından bile 1.5 yılda 2 kez kovulan bir başka genç italyanla denendi gene patladı. okan buruk bu yönetimin başında olsa galatasaray averajla 1. liği değil, 4.'lüğü kaybederdi.
galatasaray'a 2011'in organize aysal gibi bir yönetimi gelirse evet terim'den başka bir hoca da başarılı olabilir ama galatasaray'a bir daha ne kolay kolay öyle yönetim gelir, ne de öyle bağımsız başkan. zaten gelecek olanlar da çaplarını bildikleri için daha koltuğa oturmadan terim'in kapısında yatmaya başladılar. ilk geldiği günden beri kesindir ki terim'den hoşlanmayan cengiz bile 4 yıl hocaya sabredip eteğindeki taşları anca kontratı bitmeye 10 gün kala dökebildi. galatasaray'ın bu konjünküründe ya terim'i var ya da hiçbir şeyi. hoca emekli olup da galatasaray'dan tamamen elini ayağını çekerse ne yapacağız göreceğiz, 4 kere varlığına muhtaç kaldığımıza göre onsuz süreçte çok bir şey vaat edememişiz demektir. belki bundan 20 yıl sonra beşiktaş gbi olursak o zaman yılaşırı bir yabancı antrenörü deneyip tek başarıyı şenol güneş ve sergen yalçın gibi üstün taktisyenlerle kazanmak için duacı olabiliriz.