evet makas ekonomik olarak kapanmayacak derecede açıldı ama teknik-taktik anlamda da az bi fark oluşmadı. garip garip 1 sezonluk td'ler bizim takımlara ölü halleriyle ders verip randers, batumi filan gibi abuk subuk takımlar bizimkilere top vermiyosa aradaki tek makas ekonomik anlamda değil demektir. hoca da bunu fark ettiği için 4 yıldır kendi oyununu yontmaya çalışıyor. 2011'deki terim'in eline 2018'deki kadroyu versen tudor'un 6 haftalık baskın oyununu evcilik gibi gösterecek bi pres oyunu oynatırdı. ama real'den 6 yiyip gittiğinden beri hoca oyununu değiştirme derdinde ama o veya bu nedenle muvaffak değil.
bizim ülke takımları ekonomik şartlarını, en azından çalışan haklarına uymayı düzenlemediği sürece terim bu ülke futbolu için değiştirelemez bi adamdır. evet tedesco, fonseca, dünkü randers hocası, nadia komaneci filan belki taktik anlamında hocanın önündedir ama 2 hafta kötü oynadı diye basından eleştiri, başkanından pompacı damgasını, topçuların maaşlarının ödenmemesini, hakemlerin aleni zarar verme çabasını avrupalı adam o kadar kaldıramaz, kaldırıyorsa da zaten ya mental olarak çok güçlüdür, dünyanın her yerinde yapar 2008 feldkamp gibi ya da altında çok çok güçlü ve başarıya aç bi yönetim var demektir. 2006 gerets gibi. doğru olan terim'in yönetici olup kendinin de uygun gördüğü bi yabancı td'yi teknik direktör olarak getirmesiydi ama ya koltuk sevdası ya da ekonomik şartlardan dolayı dümende kendi durmayı uygun gördü. türkiye'de hala teknik direktörlük değil ingiltere tarzı menajerlik geçerli. o yüzden bi konuya sadece teknikle yaklaşırsak son 20 yılda defalarca kez karşılaştığımz ve sonunda terim'in yolunu gözlediğimiz yanılgılara geri düşeriz. bu kadar üstünkörü eleştirinin de ekonomik şartlar, çalınan çırpılan paralar, halka yutturulan müthiş vizyonların hepsini göz ardı edip ''e şimdi ankara'da mansur yavaş var, ne değişti yani'' demekten çok farkı yoktur gözümde.