Oğuzhan Türkmen
Cezalı
- 24 Kasım 2008
- 4.041
- 0
- 286
Cevap: # Frank Rijkaard
Rijkaard'ın dün iyi işler yaptığını düşünüyorum..
Rijkaard'ın dün iyi işler yaptığını düşünüyorum..
Sitemizi ana ekranınıza bir web uygulaması olarak nasıl yükleyeceğinizi görmek için aşağıdaki videoyu izleyin.
Not: Bu özellik bazı tarayıcılarda kullanılamayabilir.
her geçen gün gösteriyor ki; çok ama çok şey öğreneceğimiz insandır. evet cidden her sıfatından önce insandır. kulübede galatasaray teknik direktörü sıfatı ile durduğu her salise bize bildiğimizi sandığımız her bir şeyin tanımını yeniden yapacaktır. güvenmek için binlerce sebep varken, güvensizliğin olmayan nedenleri nasıl bulunuyor bilmiyorum. kariyeri, başarıları falan tekrar etmemiz gereken durumlar değil inanın. çünkü zilyon kere tekrarlandı bunlar. asıl hatırlamamız ya da bilmiyorsak bilmemiz gereken asıl şey rijkaard'ın galatasaray'ın başına ne için geldiği. evet ne amaçla bu takımın başında? budur asıl kavranması gereken.
futbolu günlük stratejilerle oynatan, günü geçtim anı kurtarma hamlelerine b planı ismi takıp ha bire uygulayan, maçı kazanmayı saha içinde insani her değerden önde tutan, oraya buraya yaranmak için eğri büğrü gezinen, galibiyette aslan kaplan payını kapıp; mağlubiyette oyuncularım sahaya bu kadroyla çıkmak istedi diyerek aslan kaplan payını bu sefer onlara ayıran hocaların olduğu yerde resim çekimi için bile tek başına bir koltuğa oturmayan, bir mizansenin içinde bile aslan payını kendine almaktan imtina eden koca yürekli, sıfır egolu insanoğlu insan bir hocamız var.
ve bu insan buraya, türkiye'deki planlı programlı şekilde ilerleyebileceğiniz tek takım olan galatasaray'a bir bina yapmaya geldi. dikkatinizi çekerim hiçbir şeyin temelinin olmadığı ülkeme temeli sağlam bir bina yapmaya. ve takdir edersiniz bir günde 10 kat yükselmiyor bu binalar. bir gün gittiğinde içinde yıllarca rahat oturabileceğimiz bir binamız olmasını istiyorsak arkamıza yaslanma vakti. bu sefer* futboldan anlamayalım, bu sefer teknik taktik bilmeyelim. bakın yanlış anlaşılmasın herkes kendince bir futbol bilgisine sahip ve saygı duyuyorum. tabii ki futbol konuşacak, soracak, eleştireceğiz ki belirtmem bile saçma. zira rijkaard da hata yapacak bazen mesela. demek istediğim bu sefer geriden izleyelim biraz. güvenerek ama iğneleyerek değil. ve binamız yapılsın, balkonlarına asalım sarı kırmızı bayraklarımızı.
hani şarkıda bana yeniden şarkılar söyleten kadın diyor ya. ha at ordan kadını koy bu ustanın ismini. tamam tekrar et şimdi sürekli. olayın derini bu cümlede. hazır mısın ezberlerini bozmaya ve sıfırdan başlamaya? yepisyeni evet yepisyeni şarkılar söylemeye hazır mısın? biz şu oyuncu sahada olsaydı, şu burda oynamasaydı, o mu çıkar falan derken olaylar çok daha derin ilerliyor. onlar sonraki mevzu. amaç o büyük bina. biraz uzaklaşıp büyük resme bakmalıyız.
biz yüzüyoruz suyun yüzünde; ama bu usta dalış yapmakta çok derinlere. ne olur boğmayalım şu adamı yüzme bilmez halimizle. bu sefer boğmayalım.
Adamı sürekli kollamak için nedenler üretiyoruz.Dünkü Elano değişikliğini yerli bir antrenör yapsaydı acaba neler yazılırdı ? Dün puan kaybetmemiz Rijkaard için bir şans.Cidden hem hakem hem de rakip futbolcular bize çok yardımcı oldu.
rijkardin bir getiris oldu simdiye kadar
ismi sadece
futbol olarak gecen seneden pek fark yok
sade sezon basi cesur güzel top oynadik
bir iki yenilgi
bakti millet sadece galibiyet istiyor,daum gibi garanti oynatmaya basladi
korkak br futbol
maalesef sezon basindaki futbol yok
bugün shabani nonda'nın galatasaray'dan ayrılmasıyla, kendisinin futbol aklı hakkında derin düşüncülere daldım. artık; bu adamın futbola, ortak kabüllerden bağımsız, çok farklı bir düzlemden baktığına da, tamamen ikna oldum. beni bu kanıya vardıran en net gelişme, shabani nonda, giovani dos santos değişikliğine rıza göstermesi oldu. sonuçta bu transferle birlikte, takımında sol açıkta oynayabilen oyuncu sayısı altıya çıkarken (arda turan, harry kewell, aydın yılmaz, emre çolak, caner erkin, giovani dos santos), avrupa'da oynayabilecek klasik anlamdaki santrfor sayısı sıfıra indi. bu oldukça dengesiz görünen duruma gönüllü olmasından da şu sonuca varıyorum; öyle alışılageldik kalıplar, tanımlar, oyuncu mevkiileri, dizilişler kendisinin pek aklından geçmiyor ve bunları önemsemiyor. sahadaki takımını bir bütün olarak algılıyor, ve onlardan da bütünsel bir kavrayış bekliyor futbola ilişkin. gerçek total futbol bu diye düşündürüyor bana bu durum, çünkü anlatılageldiği haliyle total futbol da bir 4-3-3 varyasyonu. ama rijkaard'a göre öyle değil. bu yüzden sene başında da galatasaray 4-2-3-1 gibi oynarken pek benzetilemiyordu oynattığı futbol total futbola, bugünden sonra da muhtemelen pek benzetilemeyecek. ama onun oynatmaya çalıştığı asıl total futbol, takımın oyununu bireylerin üstünden değil, bütün takımın üstünden kurgulayabilmek. bu mesele; tek forvet çift forvetle, orta sahada bir amele bir oğuz ile, bir takımın bir generali olur ile anlaşılır gibi değil.
kendisi yukarıda anılan sebepten bugüne kadar daha bir kere, savunma oyuncuları hata yaptı da gol yedik demedi; golü takım yer, takım olarak gol yedik dedi. bu yüzden takımını sadece sinirlendiği için yalnız bırakan keita'yı ceza olarak haftalarca oynatmadı. belki sahaya çıkardığı oyunculara görevlerini çok kabaca tarif ediyordur, ama bütün oyuncuların görevlerini bütün takıma tarif ediyor. bu yüzden yazın antrenmanlarda bütün oyuncuları kendi bölgelerinden çok farklı bölgelerde oynatarak onlara bir şey göstermeye çalıştı. göstermeye çalıştığı şey şuydu; saha içinde serbestsiniz, isteyen ne yapmak istiyorsa onu yapabilir, kendini daha iyi hisseden daha çok sorumluluk alabilir, tek sorumluluğunuz takımın bir bütün olarak aksamaması. yani savunma oyuncusu isterse hücuma çıkabilir, bunu gören arkadaşlarının görevi onun boşluğunu doldurmaktır. ya da sağ kanat sol kanatla, o sol içle hatta o da santrforla yer değiştirebilir, daha etkili olacağını düşündüğünüz zaman asimetrik bile dizilebilirsiniz, ama top rakibe geçtiğinde on kişi o topun arkasına geçmek kaydıyla, onbir kişi birbirlerinizin eksiklerini kapatarak yardımlaşmanız şartıyla. dolayısıyla oyuncularından tek beklediği, sahada olup biteni takip etmeleri, zekalarıyla ya da zekaları kadar oynamaları.
bu da bizi bugünkü duruma getiriyor. kendisi sahaya üç ya da dört tane forvet oyuncusu (misal keita, dos santos, arda turan, harry kewell) sürdüğü zaman, bunların birinin santrfor olmamasını, takımın uyumunu bozmadığı sürece sahanın neresinde oynadıklarını, hangi pasları denediklerini, çok da önemsemeyecek. üstüste iki maça aynı kadroyla muhtemelen hiç bir zaman çıkmayacak. takımında yeri garanti oyuncular, ilk onbirler ikinci onbirler olmayacak. onun için önemli olanlar sadece, takımın boyunun uzamaması, akışkanlığın korunması, topun oyunculardan hızlı hareket etmesi, hücumda ağırlık merkezinin hızla değiştirilmesi, savunmadaki özveriyle, zeka ve takımın içindeki adalet olacak.
gelelim bundan sonrasına. eğer frank rijkaard'ın aklındakiler hayata geçerse ve galatasaray da başarılı bir takım olursa, dünyanın diğer başarılı takımlarından bir farkı olacak. galatasaray oyuncuları, sahada tamamen özgürce oynayan ama derin bir takım olma anlayışına sahip uygar bireyler olacaklar. kendi akıllarıyla yargılayan, yaratıcı, özgüveni, önsezisi, öngörüsü yüksek futbolcular olacaklar. biz de bu futbol klubünün gururlu taraftarları olacağız.
özünde basit bir oyun olan futbolu, en basit haliyle sahaya koymaya çalışan bu adam teknik direktörlük deneyimiyle adeta bir haiku yazıyor. futbolu kavrayışındaki sadelik, total futbol'u kavrayışına da yansıyor.
Rijkaard İstifa. Hasan Yılmaz göreve.