Abi çok acayip bir sistem, hiç orta gelirli kimse yok gibi. birbirlerine abi çekiyorlar, sonra birbirlerinin kuyusunu kazıyorlar. Liseli lisesiz ayrımı yapıyorlar. Bir de abi bu gayrimenkuller konusunda neden bu kadar hassaslar
Fenerbahçe olsun , Beşiktaş olsun onlar birer spor kulübü. Okulları olsun, vakıfları olsun sonradan oluşmuş sistemler. Galatasaray ise bir camia. Lisenin kurduğu kollardan biri ise spor kulübü. Yıllardan beri süregelen çekememezlik bu yüzden. Ne olursa olsun ,isterse kupaları sıraya dizsinler yine de aynı büyüklüğe ulaşamayacak olmalarının getirdiği bir oldu. Yarın öbür gün Fenerbahçe ve Beşiktaş batsa haritadan silinir. Ancak bizim bir kolumuz kopsa yeniden toparlayacak gücümüz var. Gayrimenkul konuları bu noktada devreye giriyor. Ortada güvenden çok geleceği düşünme söz konusu. Mal varlıklarımızın büyük çoğunluğu ileri de kat ve kat aratabilecek durumda. Misal bu noktada kullandın ve belli durumlar oluştu 10 sene sonra silip süpürdüler, hiç bir şey kalmadı. Yine sil baştan olur ayağa kalkılır ama geçiş dönemi çok acı olur. O yüzden genelde yönetimlere projelendirme hakkı verirler. Çalışmayı yapan yönetimin sunduğu projeler olabileceğin altında kalıyorsa günü kurtarmak ama geleceği batırmak yerine reddetmeyi tercih ederler.
Kulüp iyiliği açısından seçmen kriterinin böyle kalması gerekir. Diğer iki kulübü biliyorsun ; birisi Aziz Yıldırım elini çekerse batar durumda o yüzden Yıldırımspor haline gelmiş ; diğeri feda diyerek kör topal ilerliyor. Bizde bunun önüne geçiliyor.
Orta gelirli kesim yıllar geçtikçe arttı ;çünkü yıllar önceki zenginleştiren ortam bu yıllarda yok. Daha ziyade yeni kuşak özel sektör çalışanları,avukatlar,profesörler vb... gibi insanlardan oluşuyor. Bunların haricinde aileden zengin olup da devamını getiren tabi ki var.
Liseli-lisesiz ayrımına gelince. Başkanlıklara bakınca liseden olmayan bayağı bir kişi görürsün.Ya da yöneticilik yapan. Aralarında biraz soğukluk demeyelim de sevgi noksanlığı olması normal. Çünkü hayatta da bu böyle. Bulunduğun bir arkadaş ortamı var 20 kişisin senelerce yediğin içtiğin ayrı gitmemiş. Yıllar sonra arana 2 kişi geliyor. Ne yaparsan yap diğer arkadaşlarına verdiğin duyguları onlara gösteremezsin,hep daha alt kademede olur.
Asıl sorun yani son 7-8 yılın sorunu ise şu. Seçimler bir tur da sen otur abi şeklinde sonuçlandı ya da sırası gelen kişinin başkasını işaret edip ben oturmayayım o otursun demesi şeklinde. Planlara programlara bakılmadı, öyle seçimler oldu ki bazen şansa doğru bulundu ,bazen de çok büyük çalışmalarla gelen gruplar bu seçimler yüzünden yarış dışı kaldı. Mali kongrede görmüşsündür ; bir destek bir kıyamet ,susturmaya çalışmalar falan.Oradaki 400 kişi mi vardı 300'ü Dursun başkanın karşıtıdır. Ama durum ne ben seçtim bir görelim olmadı beceremedi deriz,bize hemen saldırmak yakışmaz psikolojisi. Şu eşik de atlatılıp da hata yapa yapa bir hal olduk bir yönetim kuralım her dalında işini en iyi bilen ilgilensin denirse ki bu Ünal Aysal'ın kurumsallaşma projesiydi ,hayata geçemedi ; hem sistem devam eder hem de kulüp branşları atılım sağlar. Sonuçta herkes sevinir.