Hiç bir zaman romantik olmadım, hep rasyonalist ve hatta genellikle kötümser olmuşumdur. Ancak gelinen nokta da kendim ile çelişerek bu yazıyı kaleme alıyorum.
Elimizde tek forvet Eren ile girmek zorunda bırakıldığımız bu sezonda başarısızlığın bütün vebali bu beceriksizliğe imza atanların boynunadır. Ancak ne olursa olsun, bu takımın adı Galatasaray. Takımımızın başında da tarihimizin yaşayan en büyük efsanelerinden biri var.
Böyle kaos ortamlarında iyi günde pusan çoğu odaklar ortaya çıkar ve bire bin katarak daha da zayıflatmaya çalışır bazı şeyleri. Geçmişte çok defa bu tuzağa düşüp değerli kişileri, Terim'i, bazı futbolcuları kaybettik. Hele sosyal medya ve linç kültürünün yarattığı bu tablo ortada iken, çok dikkatli olmak ve ani patlamalardan kaçınmakta fayda var.
Artık kaybedecek tek kuruşu bile olmayan, satacak tek parseli bile olmayan bir takımız. Kaybedecek tek futbolcu bile yok. Hele şartlar böyle iken.
ÖRNEKLEMEK GEREKİRSE
1. Tarık ile birlikte Feghouli'yi etiketliyip ne zaman gideceksin diye soran taraftar mı dersin?
2. Gelen veya gelmeyen bir oyuncu ile efsanesini bile gömen taraftar mı dersin?
3. Daha tanımadığı yöneticilere 1-2 karar üzerinden tam sadakat, biat veya nefret beslemek mi dersin?
Bunlar sosyal medyanın saydığı zehirler ve bizim gibi mali dar boğazda olan takımlar için bu ani değişimler, öfke nöbetleri çok büyük sıkıntı.
Uzun lafın kısası şu yaşananlar özel olarak büyük iş güzarlıktır. Ve yönetimin hanesine büyük eksi olarak yazılmıştır. Başarısızlıkta fatura da direkt onlara kesilir. Çıkıp biz bu sorumluluğu alıyoruz demek de liderliktir. Bakalım yapabilecekler mi? Yoksa yine topu hocaya mı atacaklar? Lider olmayanlar Galatasaray'ı yönetemez. Kararsız değil kararlılık ve sorumluluk mevkisidir Galatasaray başkanlığı. İyi niyet de kurtarmaz. Ama bu demek değil ki aldıkları risk ile başarısız olacaklar, stadyuma gidip biz daha da yıpratıp İSTİFA diye bağıracağız. Biz kişileri değil takımın taraftarıyız. Başarı için son damlaya kadar nefesimiz yettiğince bağırmak zorundayız. Futbolcuları linç etmek, ıslıklamak değil bağrına basmak, daha fazla mücadele etmek için enerji vermek zorundayız. Buna bu takımın her zamankinden belki de daha çok ihtiyacı var. Yollar dikenli taşlı olsa da inanmak gerek.
Allah yolumuzu açık eylesin.