Gruplara her zaman karşıyım. Dini gruplar tarikat ve cemaatleri oluşturdu. Para etrafında toplanan gruplar mafyaları, çeteleri oluşturdu. Ülkeye ne kadar zarar verdikleri, geçmişte neler yaptıkları ortada. Ülkeye darbe girişimine dahil her şeye kalkıştılar. Ne gerek var, senin dinin seninle Allah arasında. İbadetini yap, doğru dürüst efendi ol hak yeme, çalışkan bir insan ol tamam işte yeterli ne güzel. Neden gidip bir kişiyi kendine şıh, şeyh, pir, önder, mesih, peygamber, mafya babası olarak seçip onun her dediğini körü körüne hiç sorgulamadan kendi akıl süzgecinden geçirmeden sanki Allah'tan gelen bir buyrukmuşçasına kabul ediyorsun, onları uyguluyorsun. İlla birini önder seçeceksen kendine Atatürk'ü seç.
Ultraaslan denen grup için de bu böyle. Onlara tarikat, cemaat veya mafya, çete falan demiyorum yanlış anlaşılmasın. Ama ne gerek var hepimiz Galatasarayı seven onun aşkıyla, sevgisiyle dolu, Galatasarayın başarısından mutlu olan, galip geldiğimiz zaman çocuklar gibi sevinen, yenildiğimizde üzülen insanlarız. Bir çoğumuz evimizde maçları takip ediyoruz. Pandemiden önce bazılarımız kafelerde, bir kısmımız da bizzat stadyuma giderek takımımızın maçlarını izleyip takımımıza destek veriyorduk. Bizim taraftar olarak yapacağımız, yapmamız gereken şeyler sadece bunlar. Gidip de başkan ile yönetim ile bir olup birilerinin maşası olma durumuna gelmeye, teknik direktörle ya da diğer dışarıda kalan taraftarla atışıp tutuşmaya ne gerek var. Yöneticiler zaten var işleri bu demokratik bir şekilde seçimle gelip takımı idare ediyorlar. İyi idare edemiyorlarsa yeni seçimde gidip yerine yeni başkan geliyor. Bir taraftar olarak takımı, oyuncuları, teknik direktörü, yönetimi, başkanları eleştirebiliriz. Yanlış yapılan işleri yüzlerine vurabiliriz ama onları devirme gücümüz yok bu zorbalığa girer, darbeye girer. Kongreler oluyor zaten, binlerce insan divan toplantılarına katılıyor. Orada konuşuluyor. Ama ayrı bir grup oluşturarak kendi bağımsızlıklarını ilan etmek ben istesem her şeyi yaparıma getirmek çok yanlış bir hareket.