Saçma bilmediginiz konular hakkında ahkam kesmeyin bence.Farsi dilinin en net etkiledigi yer edebiyattır Osmanlı da misal divan edebiyatı.Onlarda sizi ilgilendiren bişey degil zaten üst kademe,elit Osmanlıların uğraştıgı bişey özel ilgin varsa bilirsin.Şuan yazdıgın yazılarda bile arapca,farsca,fransızca kelimeler var bu gayet normal bişeydir dil evrimi içinde sen kavram üretemiyorsan üretilmiş olanları kullanırsın Cografyan içinde.Biz de göçebe toplum oldugumuzdan butür kavramlar,isimler,kelimeler gelişmemiştir Araplar da ve Farslar da ise mevcuttur.Deniz ürünlerinin genelde Rumi dil olmasıyla bunların hiçbir farkı yok.Bi kelime senin diline giriyorsa o kelime senindir Osmanlı icinde böyledir o kelimeler üstünden başka kelimelerı yine biz türetmişizdir.Osmanlı Türkçeyi diretmese devlet içinde bugün kimse Türkçe konusmazdı bu Cografya da yatın kalkın dua edin, saf Türkçe falan filan diye hayal aleminde yüzeceginize.
Benim saf türkçe gibi bir hayalim yok,kullandığımız dilden gayet memnunum onu belirtiyim.
Dil açısından osmanlı türkçesi dediğimiz dili ben daha çok farsça,arapça'ya yakın bulduğumu belirtiyim,elbette şuan dilimizde de oldukça etkisi görülmektedir farsça,arapça,fransızca ama bence osmanlı'da türkçe kullanılıyordu demek doğru olmaz.
Benim söylemek istediğim asıl nokta osmanlı kendini türk saymadı yüzyıllarca o yüzdende türkçe bir padişah ismi yoktur(orhan hariç) .
Osmanlının en önemli tarihçisi kabul edilen Naima, Türkler hakkında şu benzetme terimleri kullanır:
Türk-i bed-lika (çirkin yüzlü Türk)
nadan Türk (cahil Türk)
eirak-i bi-idrak (hiçbir şey bilmeyen Türk)
Baki ‘nin Kanun Sultan Süleyman ‘a sunduğu şiirden;
”Her tac olmaz fahr-u fena ehline sertac
Türk ehlinüney hace başı biraz kabadır.”
“Her taç yoksulluk ve yokluk ehline baş tacı olmaz.
Ey Hoca, Türk toplumundan olanın başı kabadır, sultan olma yeteneğinden yoksundur.”
Bunu hakaret olarak almamıştır Kanuni mesela,çunku türklük kavramını benimsememektedir.