3 yıl üst üste şampiyonluk büyük başarı’ deniyor ama kimse bu şampiyonlukların bize maddi olarak neye mal olduğunu konuşmuyor. Kadronun maliyeti uçuk seviyelerde, futbolcu maaşları absürt bir yük. City ile aramızda kalite olarak nasıl dağlar kadar fark varsa, bizle ligdeki diğer takımlar arasında da (Fener hariç) o kadar fark var.
Zaten gerçek anlamda tek rakibin Fener. Onlar da hakem ve TFF desteği gördükleri halde, tamamen kötü yönetildikleri için şampiyon olamıyorlar. Ya çok iyi hoca getirip eline vasat kadro veriyorlar ya da güçlü kadro kurup yetersiz hocayla yola çıkıyorlar. Sonuç hep aynı: başarısızlık.
Biz ise kalite farkına rağmen rakipleri zorla yeniyoruz. Çünkü takımda ne doğru düzgün bir oyun var ne kondisyon ne de üst düzey bir taktik. Açık konuşalım: Sen, ben, Ahmet, Mehmet bu takımın başına geçsek, bu kadroyla en kötü ihtimal ikinci oluruz. Aradaki fark o kadar büyük.
Evet, şampiyonluk başarıdır ama nasıl kazanıldığı da unutulmamalı. Çoğu zaman berbat futbolla, birilerinin cebinden tavşan çıkararak şampiyon olduk. 4 sezonluk Avrupa macerasi ise zaten başlı başına bir hayal kırıklığı. Bu sezon Liverpool galibiyeti olmasa, büyük ihtimalle ilk 24’e bile giremeyecektik. Liverpool’u yen, sonra evinde USG’ye kaybet; eski gücünden çok uzak Monaco’ya yenil… Bu iki maçtan en az 4 puan çıkarman gerekiyordu.
City’ye karşı herkes kaybedebilir ama sen rakibi Eyüpspor sanıp savunmayı öne çekersen, ağır Abdülkerim’in Haaland’ı tutmasını beklersen burada ciddi bir planlama hatası vardır.
Okan Buruk elbet bir gün gidecek. Umarım yerine sadece para için değil, başarıya aç bir hoca gelir ve ona da aynı imkânlar verilir; o zaman farkı görürüz.