Biraz uzun yazacağım, sonradan gelip roman yazma bilader deme
@Naci Liboş
Epeydir Okan Buruk üzerine dönen tartışmaları ne tamamen "nankörlük" ne de tamamen "haklı bir isyan" olarak okumamak lazım Aslında yaşadığımız şey tam anlamıyla bir başarının cezalandırılması vakası. Bu "meyve veren ağaç taşlanır" olayı değil, karıştırılmasın. Belli bir standardın korunması ve geliştirilmesi içgüdüsüyle yapılan bir şey. Okan hoca ve takımın 3.5 yılda çok başarılı olduğu aşikar ancak bu tablonun içinde, hocanın da üzerine düşünmesi gereken somut gerçekler ve ciddi fail maçlar da var.
1- Aklı başında kimse hocayı "maç kazanmayı bilmiyor" ya da "korkak oynatıyor" diye eleştirmez. Okan Buruk, uzun zaman sonra tekrardan bu takıma dominant oyun yapısını geri getirdi. Kazandırdı demiyorum bilerek. Bugün gelen eleştirilerin temel motivasyonu hoca gelmeden önceki karanlık günler değil, hocanın ve oyuncuların bize hayal ettirdiği Şampiyonlar Ligi seviyesindeki o parıltılı zirvedir. Yani Erden Timur ile başlayan süreçte Okan hoca ve Galatasaray kadrosu her geçen gün çıtayı yükseltti, buna paralel beklentiler de arttı. Artık 5-6 sene önceki Galatasaray için "iyi" olan kimseyi tatmin etmiyor, herkes daha iyisini arıyor.
2- Ancak eleştirileri sadece "yüksek beklentiye" bağlayıp geçemeyiz. Taraftarın sabrını zorlayan nokta, bazı hataların kronikleşmiş olması:
a) Avrupa’nın orta ölçekli takımlarına karşı dahi verilen o geniş alanlar ve savunma zafiyetleri, iki yıldır aynı senaryoyla önümüze geliyor.
b) Oyuncu değişikliklerindeki gecikmeler veya kriz anlarında B planına geçişteki tutukluk, taraftarda "ders çıkarılmıyor mu?" algısı yaratıyor.
c) Elinizde bu kadar yüksek bonservisli ve yüksek yetenek setli oyuncular ve -Osimhen- varsa, eleştiri sadece skora değil, bu kalitenin sahada daha rafine, daha taktiksel olarak ustalığına dönüşmemesine geliyor.
3- Galatasaray artık yerel ligin sınırlarını zihninde 98-99'daki gibi aştı. Yetmez artık bir kupa hedef artık avrupa pankartındaki zihniyet tekrardan geri gelmeye başladı. Taraftar için lig şampiyonluğu bir "zorunluluk", Avrupa başarısı ise "kimlik" haline geldi. Bu dönüşümü hoca tetiklediği için, faturasını da hoca ödüyor. Yani bugün yapılan eleştiriler bir nankörlük değil, oluşan yeni standardın korunması ve gerekiyorsa taktiksel olarak güncellenmesi, upgrade edilmesi için yapılıyor
. Kimse potansiyeline inanmadığı birinden veya bir takımdan "daha fazlasını" istemez.
Günün sonunda tüm eleştirilere rağmen Okan Buruk, Galatasaray’ı tekrar Avrupa’nın elitleriyle aşık atacak bir noktaya taşıdı. Şimdi asıl sınavı; bu yüksek beklenti baskısını karşılayabilmesi ve kendi taktiksel ezberlerini de güncelleyebilmesinden geçiyor.
Son olarak da şunu demek istiyorum; Okan Buruk bundan öteye gidemeyebilir, belki yapabileceği en fazla şey budur. Sene sonu belki takımdan ayrılır vs. Ancak geride bıraktığımız 4 senede inşallah bu seneyle beraber 4 şampiyonluk bırakacaktır, bu nedenle kendi hakkında yapılan "GS tarihinin en kötü hocası" gibi yorumlar bir yorum değil sadece nefret kusmaktır.