Bir ihtimal, onda da ucundan az artıya geçeriz. Sonra da mevcut kadro CL'yi kaldırmaz deyip şu ana benzer ekonomik olarak çok verimli! bir transfer dönemiyle kendimizi eksi pozisyona getiririz.
Önemli olan şampiyon olamadığımız dönemlerde dahi artıda kapatabilmek ve mümkün olduğu kadar sürdürülebilir bir bütçe sağlamak. Taraftar hala x bonservis kazandık, y harcardık x > y ise ooo daha cepte para var harcayalım modunda. Bu hesaba aldığın oyuncuların maaşlarını, gidenlere varsa ödenen tazminatları ya da vs. gibi şeyleri eklemiyorlar. Örneğin yedek olabilecek Eren yanlış hatırlamıyorsam 2.1 milyon € alıyordu şimdi Mitroglou yıllık 3.5 milyon € alacak. Üstelik iş sadece bu kısmıyla kalmıyor.
Tüm bunların üzerine bunu bir şirket olarak düşünürsek önemli olan şu anki nakit ihtiyacı, ortada dönen para ve kasanın durumudur. Kulüp nakit akışını çeviremediği her an ya maaşları ödeyemiyor ya da ekstra nakit ihtiyacı için bankadan vs. kredi alıyor.
Zaten bunları yapabiliyor olsaydık UEFA bizi gözetlemezdi. Türk futbolunun en büyük yarası bu vurdum duymazlık. Kulüplerin çoğu düne kadar dernek statüsü altında yönetildiler. Ne hesap tutuldu ne denetleme yapıldı. Borçları sürekli devlet kapattı. Denetlemenin yapıldığı durum dahi bu ve ona rağmen dağ gibi borç var.
Birisi bana diyebilir ki sen taraftarsın al biranı iç, otur Diagne'nin gollerine sevin diye ama iş golle bitmiyor. 1-2 yıl sonra Fenerbahçe gibi olunca sevinecek ne kalacak? Her sene şampiyonluk garanti mi, her sene CL'ye katılım ya da çeyrek final garanti mi? Şu tabloyu görünce sevinecek birşey kalmıyor benim gözümde.
Futbolun adaleti olsaydı sadece şike değil ekonomik fair play yüzünden dahi baya bir kulüp küme düşerdi. Ama ligin marka değeri deniliyor o deniliyor, bu deniliyor ne şikede ne borç batağında kimseye birşey olmuyor. En sonunda devlet borçları yine yapılandırır, vergi olarak da yükü halka biner. Olacağı bu zaten.